Zulüm Kimse Zalimlik Yapmayınca Biter, Mazlumlar Dahil
Bir meseleyi hakkıyla idrak edebilmenin yegane şartlarından birisi de doğru soruları sorabilmektir. İnsan, soruları sadece muhatabına değil kendisine de sormalıdır. Ancak bu şekilde kendi doğrularımızı sorgulayabilir ve hakikate ulaşabiliriz. Bazen, “nasıl” sorusundan önce “niçin” sorusunu sormanız gerekir. Zira eğer mevzu politik bir meseleyse ve siz, meselenin niçinini sorgulamadan nasılına yönelirseniz hakikate ulaşmanız çok zordur. Meselenin “niçinine” makul bir cevap bulduktan sonra ancak “nasıl” sorusunu sorabilirsiniz. Politik meselelerde “niçin” sorusuna verilecek bir cevap her zaman vardır. Çünkü politika söz konusu olduğu zaman en adi savaşlar bile meşru bir kahramanlık destanına dönüşebilir. Bu noktada “nasıl” sorusunu sorabilmek önemlidir.

Freedom Writers filminde “Bir yerde savaş başlayıp çocuklar ölmeye başlayınca savaşı kimin başlattığı kimin umrumda” şeklinde bir replik vardı. Ben bu sözü hep şöyle söylerim: “Bir yerde savaş başlayıp insanlar ölmeye başlayınca savaşı kimin başlattığı vicdan sahibi hiç kimsenin umrunda olmaz velev ki politikacı olmasın.” Politika nazarıyla bakıldığında her savaş meşrulaştırılabilir. Böyle durumlarda “niçin” sorusuna verilecek cevap da vardır. Örneğin Amerika’nın Irak’ı işgali, kendi deyimiyle, “Amerikalıların daha özgür ve güvenli bir ülkede yaşamasını sağlamak” içindir ve bu fikir tek başına bir Amerikalıyı savaşa ikna etmek için, onların nazarında, yeterli ve meşru bir sebeptir. İşte bu noktada önemli olan soru herzamankinin aksine “niçin” değil “nasıl” sorusudur. Özgür ve güvenli bir ülke ortamı sağlamak ama nasıl; 1.5 milyon insanın ölümüne sebebiyet vererek mi? (bkz. Ahlak Muhakemesi)
Bu sorunun sorulmamasının veya sorulsa bile vicdanı bir cevaba dönüşememesinin yegane sebebi batının materyalist hayat anlayışı ve bunun doğal neticesi olan bencilliktir. Çünkü genel olarak batıda “amaç aracı meşrulaştırır” prensibi hakimdir yani önemli olan amaca ulaşmaktır, nasıl ve ne şekilde ulaşıldığı önemli değildir. Oysaki İslamiyet’te tam tersi bir prensip hakimdir. Eğer “doğru” birşey yapmak istiyorsanız onu gerçekleştirmek için izleyeceğiniz yol da “mutlak surette doğru” olmalıdır. El Kaide veya benzeri terör örgütlerinin, amaçladıkları şey doğru kabul edilse bile, meşru bir İslami dayanaklarının olmamasının en temel sebebi de zaten budur ve bu yüzden “mazlum ve meşru” kabul edilemezler. Çünkü Amerika’nın nasıl ki masum insanların ölümüne sebep olması zulümse bu tip örgütlerin masum insanların canına kıymaları da aynı şekilde zulümdür ve dünyada yapılabilecek en büyük yanlışlık, kötülüklerin yarıştırılıp bir kötülüğün başka bir kötülükle meşrulaştırılmaya çalışılmasıdır.
*Yazının başlığı, Yılmaz Erdoğan’nın “Bana Bir Şeyhler Oluyor” adlı oyununda geçen bir cümleden alıntılanmıştır.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.