Yılların İçimizde Bıraktıkları
Çocukken bir arkadaşımla kavga etsem veya birisine çok kızsam annem beni karşısına alır ve yaptığımın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırdı. Annem, her zaman eğer birisi için çok kötü şeyler düşünürsen yavaş yavaş kalbin kararmaya başlar ve bir süre sonra kimse için iyi şeyler düşünememeye başlarsın derdi.
Hayatın olanca karmaşası içerisinde bazen öyle şeyler yaşıyoruz ki içimizde kimi zaman öfke, kimi zaman kırgınlık, kimi zaman derinden edilen bir sitem birikebiliyor. Bir insanın kendini gerçekten huzurlu hissedebilmesi ise bütün bu olumsuz duygulardan arınabilmesine bağlıdır. Canımızı çok derinden yakan bir mevzuya bile geriye dönüp baktığımızda acı da olsa tebessüm edebiliyorsak o zaman bulunduğumuz zamanda huzurlu bir şekilde hayatımıza devam edebililiyoruz demektir. Aksine, geçmişteki birşey takılıp kalmış ve zaman geçmesine rağmen hala aynı öfke, kızgınlık veya sitemi içimizde barındırıyorsak o zaman huzuru bulmamız çok zordur.
Rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan’ın;
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını…
dizileriyle anlatmak istediği şey bu bahsettiğim halden biraz farklı olsa da bazen yüzümü rüzgara dönüp rüzgarın, içimdeki bütün olumsuz duyguları alıp götürmesini ve geriye sadece güzel veya en azından acı bir tebessümle olsa bile hatırlanmaya değer anıları bırakmasını ve herkes için iyi düşüncelere sahip olmayı diliyorum. Bunu başarmak üzereyim.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Benzer Yazılar
Rastgele Yazılar
“Yılların İçimizde Bıraktıkları” yazısına 2 yorum yapılmış
-
-
Miray,bu mevzuda gerçekten çok kararlıyım ve bunu inşallah başarmak üzereyim. Çok az mesele kaldı halledemediğim :)
Ben de sizin gibi düşünüyorum yaşadığımız şeyler bizi biz yapan şeylerdir ve ben hiçbir zaman,ne kadar acı verici olursa olsun, keşke olmasaydı diyerek bir mevzuya yaklaşmam. Neticede yaşadığımız herşey bizi bir başka şeye hazırlıyor. Şimdi aklıma geldi sevdiğim bir filmde şöyle bir söz vardı, anılar silindiğinde ruh da kaybolurmuş…
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Başarabilirseniz ne güzel :) Gönülden isterim başarmanızı.
Bense eskiden sık sık şunu düşünürdüm:
Biri olsa onu karşıma alıp ben şu şu ve şu olayların zihnimden silinmesini istiyorum desem beni uyutsa -hipnoz- ve o hatırlamak istemediğim olayları silse, daha mutlu olacağım.
Bu yapılabilitesi imkansız olan bir şey değil sanırım ama benim imkanlarım dahilinde yapabileceğim bir şey de değil. İşte hep imkanlarım dahilinde olacağı günün hayatını kurdum ta ki; bir gün otobüsün camına kafamı dayamış dışarısını dinlediğim müzik eşliğinde seyrederken bir anı gelip durdu gözlerimin önünde. Güzel ya da kötü bir anı değildi. Öylesineydi. Bir yerinden sonra anıyı devam ettiremedim. Tıkandım. Çünkü bir yerini hatırlamıyordum. Orada o an ne olduğunu ya da ne söylendiğini beynimi zorlasam da hatırlamıyordum. İşte o zaman çok garip bir duygu yaşadım. O anı silinmeye yüz tutmuştu beynimde ve bana yaşattığı hissiyat çok farklıydı. Eksik hissettim kendimi.
Hipnoz sayesinde silinecek anılar ardından da böyle hissedeceğimi düşündüm. Bomboş kalacağımı düşündüm. O anılarla bugünki halime kavuşmuştum. Anılar alındığında yani silindiğinde benliğim değişirmiydi acaba diye düşündüm…
İşte yazdığım bu olay da bir anı ve bu anı sayesinde tüm anılarımı hatta unutmak istediklerimi bile sevdim. :)