Tarih Konulu Filmler Ve Osmanlı Cumhuriyeti
Bu akşam Osmanlı Cumhuriyeti filmini izledim. Filmi beğenip beğenmeme mevzusuna gelmeden önce biraz gündemi, Osmanlı Cumhuriyeti filminin konusunu ve oyuncularını, Gani Müjde’nin “Kurtuluş Savaşı yapılmasaydı” ya da dolaylı yoldan “Atatürk olmasaydı” sorusuna verdiği cevabı yakından incelemekte fayda görüyorum.
Mustafa Filmine Yönelik Eleştiriler
Osmanlı Cumhuriyeti’nin merak edilen bir film haline gelmesinde en büyük etken şüphesiz Can Dündar‘ın Mustafa filmidir. Filmi izlemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım fakat şurası bir gerçek ki Can Dündar’ın “insani yönüyle” tasvir etmeye çalıştığı Atatürk portresi birçok kimseyi tatmin etmediği gibi oldukça fazla eleştiri aldı. Mustafa filmi üzerindeki tartışmalar henüz bitmeden, dolaylı da olsa Atatürk’ü anlatan bir filmin vizyona girmesi haliyle ilgi uyandıracak bir gelişmeydi.
Atatürk Olmasaydı Ne Olurdu
Tarihi olayları neden sonuç ilişkisinde değerlendirmek ve şöyle olmasaydı böyle sonuçlar ortaya çıkardı demek çoğu zaman çok gerçekçi değildir. Çünkü tarihi olaylar bilimsel olaylar gibi belli sebepler dahilinde her zaman aynı sonucu veren, önceden öngörülebilen olaylar değildir. Bu noktada Osmanlı Cumhuriyeti’nin sadece bir film olduğunu unutmamak ve işin bu bilimsel gerçeklik kısmına çok fazla takılmamak da fayda görüyorum, kaldı ki eğer filmi izlemeyi planlıyorsanız size de aynı şeyi yapmanızı tavsiye ederim. Mesele üzerine bu şekilde bir yaklaşım içerisine girmek sizi, filmden, filmin anlatmak istediğinden uzaklaştırıp tamamen kısır bir tartışmanın içerisine sürükler.

Gani Müjde’nin Aldığı Risk
Atatürk olmasaydı sorusunun cevabı tarih kitaplarında veya bu konuda yapılacak olan bilimsel çalışmalarda karşılaştırmalı olarak pekala verilebilir. Fakat bu soruya bir sinema filminde cevap vermeye çalışmak bana kalırsa bir senaristin ve yönetmenin alabileceği en büyük risklerdendir. Bu soruya cevap olabilecek bir film yapmak demek tabiri caizse tarihe bir not düşmek ve insanların kafasında o hep farazi olarak duran soruyu somut bir cevaba kavuşturmak demektir. Filmi izlerken aradığım ve beni tatmin etmesini beklediğim şey tam olarak buydu. Bu film, gerçekten Atatürk olmasaydı ne olurdu sorusuna cevap veriyor mu veya veriyorsa ne oranda nasıl bir cevap veriyor. Yine, filmi izlerken bu soruya cevap arayarak izlemenizi tavsiye ederim.
Trajedi Ve Mizah
Bir meseleyi anlatmanın birçok yolu vardır. Eğer bir film yapıyorsanız, anlatmak istediğiniz konuyu hangi yöntemle anlatmak istediğinize iyi karar vermeniz gerekir. En iyi trajedi içinde mizah barındırandır prensibine inanan birisi olarak Gani Müjde‘nin, “Kurtuluş Savaşı yapılmasaydı” sorusuna mizahi bir üslupla cevap aramasını açıkcası doğru buldum. Her ne kadar tarih konulu filmler söz konusu olduğunda neden sürekli bir alay ve mizah anlayışıyla film yapmaya çalıştığımızı anlayamasam da genel olarak Osmanlı Cumhuriyeti‘nin yaklaşım tarzını beğendim. Elbetteki bu işin teori kısmı, filmin trajedi ve mizahı kullanarak anlatmak istediğini ne kadar iyi anlatabildiği şüphesiz tartışmalı.
Oyuncu Seçimi
Mizah unsurunu ön plana çıkarmak için veya popülerliğinden yararlanmak için Ata Demirer, filmde başrol oynatılmış. Ata Demirer, senaryonun kendisine el verdiği oranda, gerçekten iyi bir oyunculuk sahnelemiş fakat takdir edersiniz ki Ata Demirer’in bir filmde rol alması, izleyicinin ister istemez o filmin, oldukça komik bir film olacağı izlenimine kapılmasına sebep olur. Bundan dolayı Ata Demirer’in bu filmde rol alması bana kalırsa büyük bir risktir. Kaldı ki filmin tanıtımlarında da hep Ata Demirer’in bu yönü ön plana çıkarıldı yani izleyicinin zaten yüksek olan beklentisi daha da yukarı çıkarıldı.
Son olarak Vildan Atasever‘in oyunculuğunu çok seven birisi değilim. Çok fazla filmini/dizisini izlemiş birisi değilim ancak çok beğendiğim bir oyuncu değil. Film boyunca bu durumu görmezden gelmeye çalıştım. Bu konuda çok başarılı olduğum ve filmin sonunda Atasever’le ilgili fikirlerimin değiştiğini söyleyemem.
Filmi Beğenmedim
Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığım hususlar filme gitmeden önce kafamda olan soru işaretleriydi ve film boyunca bu sorulara cevap bulmaya çalıştım. Açık söylemek gerekirse filmi beğenmedim. Şimdi haber sitelerine bakınca Osmanlı Cumhuriyet’i alkışlandı, izleyenleri duygulandırdı gibi ifadeler görüyorum. Evet, kimi noktalarda insanı amiyane tabirle gaza getirdiği doğru. Ancak artık eğri oturup doğru konuşalım ve şu gerçekle yüzleşelim; çok çabuk gaza gelen milliyetçi bir milletiz ve birisi bizim bu vatansever duygularımızı biraz okşadı mı kendimizi William Wallace sanmaya başlıyoruz. Sözüm Gani Müjde’ye değil ancak ben, artık bir senaristin sloganvari birkaç cümle ve sahnenin arkasına saklanarak film yapmasından, dizi çekmesinden sıkıldım. Filmde, sırf bu amaçla yapıldığı belli olan çok bariz sahneler vardı. Bu tür sahnelerin iyi niyetli bir şekilde konulduğundan şüphem yok ancak yine de bu kadar bariz ve “ben geliyorum” diyen sahnelerden ziyade olayların normal akışında, doğal bir şekilde cereyan eden sahneler/konuşmalar olsaydı film, daha etkili ve gerçekçi olurdu.
Böyle diyorum çünkü ben, insanımızı biraz tanıyorsam sırf filmin içindeki birkaç sahneden ötürü bu film “mükemmel bir film” ilan edilecektir ve biz böyle yaptıkça kolay kolay tarihi bir dönemi, kişiyi konu alan kaliteli filmler çekilmeyecektir. Gani Müjde’ye, senaryosuna ve anlatmak istediklerine haksızlık etmek istemiyorum fakat dolaylı da olsa Atatürk olmasaydı, Kurtuluş Savaşı yapılmasaydı ne olurdu sorularının cevabı böyle olmamalıydı. Dediğim gibi böyle bir film yapılıyorsa tarihe not düşecek kadar kaliteli bir film yapılmalıydı. Film, elbette hiç izlenmeyecek kadar kötü bir film değil ama ben, filmde bulduğum cevaplarla tatmin olmadım.
Abim, Kara Murat serisini izleyerek büyüdü. Ben hakeza yine aynı filmleri, bıkmadan usanmadan, tekrar tekrar izleyerek büyüdüm. İlkokula giden yeğenim var o da şimdi aynı filmleri izleyerek büyüyor. Durum şunu gösteriyor ki ilerde çocuklarım da aynı filmleri izleyerek büyüyecek. Film, tarihe not düşecek kalitede olmalıydı derken kasdettiğim tam olarak budur. Aykırı sinema eleştirmenleri gibi olmak istemiyorum ancak durum budur.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
“Tarih Konulu Filmler Ve Osmanlı Cumhuriyeti” yazısına 5 yorum yapılmış
-
ibrahim 25 Kasım 08,07:00
-
o filmi izlemedim ancak sibel kekilli’yi oynatmak gerçekten büyük bir risk. bilmiyorum belki de yönetmen kekilli’nin oynamasını, filmi olumlu yönde etkileyecek bir gelişme olarak görmüştür. oyuncu seçimi gerçekten çok önemli. yani iyi bir senaryonuz olsa bile eğer o senaryo oyuncuya tam olarak oturmuyorsa filmin hiçbir anlamı kalmıyor.
-
sayısını bile bilmediğim film arşivimde 1 tane türk filmi var.bana türk filmlerini izlemesi hiç zevkli gelmiyor bunun yanısıra bu türk oyuncular bana hep yapmacık,duygudan yoksun sırf para için bişeyler yapmayan çalışan insanlar gibi geliyor.sirke gidip palyaço izlerin çok daha iyi..bugün bir dizide oynar yarın sinemada o kadar sinir oluyorum ki tüm tv kanallarının kapatılıp trtnin eski siyah-beyaz dönemlerine dönmesini istiyorum.can dündar’ın mustafa filmine hiç girmiyorum bile soros çocuğu nede olsa ! bu arada sadece 1 türk film var demiştim oda 120 filmi benim gözlerimi dolduran ilk ve tek türk filmidir
-
ben, kendimi tv olayına resmen kapatmış durumdayım. takip ettiğim birkaç tane dizi var, onlara da arada bakıyorum, onun dışında özellikle son 2 yıldır televizyon izlemiyorum. eskiden hakikaten ne güzeldi. özellikle haftasonu kalktığım zaman televizyon açmayı çok severdim. evde, sıcak sobanın yanında bir tarafta patates közlenirken ben, çizgi film izlerdim. eğer günlerden pazarsa abimle kovboy filmleri izlerdik. efkarlandım yine.
-
yemin ederim doğal gaz(ık) çıktı hiç memnun değilim. soba kurcam kurmasına ben de ama işten gelince apartmanın 5.katına kim çıkaracak odun-kömürü. her oda sıcak olmuyordu ama onun da ayrı bir güzelliği vardı. küçükken gecekonduda otururken dedem akşamdan yakardı sobayı. sabah kalktığımızda o soba hala yanar üzerinde ekmek kızartır tüm aile yer sofrasında kahvaltı yapardık. vah vah vah ne günler geçmiş o kahvaltı sofrasından bir hakim, bir emniyet, müdürü bir, mühendis ve bir sıradan memur çıkmış! televizyon siyah beyazdı ama bir saniye durun şimdi ee biz o zaman voltranı izlerken siyah-beyaz mı izliyorduk? çok garip belkide zamanları karıştırıyorum şu benim film inmesi bitsede gidip izlesem çenem düştü bugün sanırım :)
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
oyuncu seciminden bahsedilmisken, aklima ‘eve donus’ filmi geldi. bende o zamanlar filmde neden sibel kekil’linin oynatildigina anlam verememistim. hem turkce olarak bozuktu hem de filmin konusuna ters dusuyordu fikrimce… yaniliyor muyum?