Samuel Beckett; Umuda Borcu Olmayan Yazar
…Her gece dua eder gibi yazan Kafka da, yazmayı bir olanaksızlık olarak görür. Onun için de yaşamın karşısında kaleminden çıkan zavallı sözcüklerin hiçbir ağırlığı yoktur. Beckett, bu noktada, eğer deyiş yerindeyse, Kafka’yı ’sollar’. Yaşamın bir anlamı olmadığı için olanaksız değildir yazmak, dil ile gerçeklik hiçbir zaman örtüşmediği için olanaksızdır. Bu nedenledir ki, Kafka’dan farklı olarak, tüm öyküleri, romanları, oyunları paradokslarla örülüdür. Kafka, en olmayacak olayı gerçekmiş gibi ‘anlatır’. Beckett ise en sıradan günlük bir olayı anlatırken ‘anlatmaz’. Molloy şöyle biter: “Geceyarısı. Yağmur camları kırbaçlıyor. Geceyarısı değildi. Yağmur yağmıyordu.” Valery, hiçbir zaman ‘Markiz saat beşte evden çıktı’ cümlesiyle başlayan bir roman yazmayacağını söylemişti. Alışılagelene, klişeye karşı bir tepkiydi bu. Oysa, Beckett bir öyküsüne ya da romanına, ‘Markiz’ hariç böylesi bir cümleyle başlayabilir, ardından, ‘Saat beş değildi. Evden çıkan da olmadı’ diye devam edebilir, böylece okur, Molloy örneğinde olduğu gibi, hem yağmur imgesiyle tanışır, hem de okuduğu metnin, bir metin, yalnızca bir metin olduğunu algılardı. Yağmurun yağmasıyla yağmaması arasında, söz konusu bir öykü, bir roman olduğunda, hiçbir ayrım yoktur. Çünkü okur ıslanmaz.

…’Umuda (hiçbir) borcu olmayanlardandı’ Beckett. Tam tersine tüm yapıtı, roman ya da oyun, umutsuzluğa adanmış gibidir. Ama umut gibi umutsuzluğu da bir sığınak olarak görür. Açıkçası, ne umut, ne umutsuzluk, ne varlık ne de yokluk vardır. Yalnızca yaşam vardır. Nerede ve ne zaman? Estragon ile Vladimir, tek bir ağacın olduğu bir kır yolunda Godot’yu beklerken. Beklerken zamanın geçmesi için aralarında konuşurlar. Godot’yu beklerken Lucky ve Puzzo gelir. Godot hiçbir zaman gelmeyecektir. Bunu bile bile beklerler. Godot gelecekmiş ve onları kurtaracakmış(?) gibi beklerler.
Başta Godot, Beckett’in tüm yapıtlarını simgelerle açıklayanların sayısı hiç de az değildir. Beckett, bunu öngörmüşçesine Watt adlı romanının son cümlesinde şöyle der: “Bunlarda simge görenlerin canı cehenneme.”
Godot, gelmeyecek olan Tanrı ya da Devrim değildir. Gelmediğine, sahnede görmediğimize göre, zaten varlığından söz edilemez. Ancak, bekleme olgusundan söz edilebilir. Ama Beckett, kendini kurtarıcı bir yazar olarak görmez. Yazdıklarının simgesel bir anlamı olmadığı gibi, okura, seyirciye vermek istediği bir mesaj da yoktur. Sözcüklerin tutsak aldığı bir yazardır o. Tüm yaşamı boyunca bu tutsaklığı dile getirdi.
21.04.2006 Ferit Edgü, Radikal-Kitap
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
“Samuel Beckett; Umuda Borcu Olmayan Yazar” yazısına 2 yorum yapılmış
-
-
evet o söz samuel beckett’in en meşhur sözlerindendir. bu şekilde söylenmiş birçok sözü mevcut; insanı tenniye sevk eden. mutsuzluktan daha gülünç birşey yoktur demiştir bir yerde de.
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
“hep denedin, hep yenildin. yine dene, yine yenil. daha iyi yenil”
sürekli karşılaştığım bu söz meğerse samuel beckett’a aitmiş, tesadüfen öğrendim bugün.
yazıda geçen, umudu da umutsuzluğu da birer sığınak olarak görmesi bu sözle örtüşüyor sanırım. umutsuzluğun içinde muhakkak bir umut besliyor sanki.
yeni şeyler öğrenmek güzel…