Sıla-i Rahim Ömrü Uzatır
Toplamda yaklaşık bir buçuk ay süren tatilim nihayet bitti. Hayatımın en güzel yaz tatiliydi diyebilirim. Sadece tatil yapmış olmak için değil gerçekten hissederek ve anlamını bilerek bir tatil yapmaya çalıştım ve gerçekten de öyle oldu. Kardeşler, eş dost ve sayısı her geçen gün artan yeğenler ile hergünü farklı bir güzellikte geçen bir tatil oldu. Sıla-i rahim ömrü uzatır denir ya aynen öyle. Bu hadisi şerifin hikmetini takdir edemem ama çok farklı izlenimlere kapıldığımı ifade etmeliyim.
Herşeyden önce hayatın sürekliliğini ve geçiciliğini yeniden ve daha derinden kavradım. Bırakıp giderken kısa pantolonla dolaşan çocukların okul üniformalarıyla liseye gittiğini görmek veya yanınıza gelip abi ben üniversiteyi kazandım demesi müthiş birşey. Bir karşınızdaki o küçük çocuğa bakıyorsunuz bir de geçip giden zamana, söylenecek pek birşey kalmıyor geriye; biraz da olsa büyümüşüm, ben geçmiyor sanırdım zamanı[...]
Martin Luther King-Bir Rüyam Var
Barack Obama‘nın ABD başkanı seçilip seçilmeyeceği henüz belli olmasa da başkanlığa aday olması bile tek başına büyük bir olay oldu. Neticede yıllarca zencilere karşı ayrımcılığa ve ırkçılığa varan eylem ve uygulamalardan geri durmayan Amerika, zenci birisini kendine başkan adayı yaptı. Böyle olunca da yıllarca ırkçılığa ve eşitsizliğe karşı mücadele eden ve uğradığı silahlı saldırı sonucu 39 yaşında hayatını kaybeden ünlü aktivist Martin Luther King‘in rüyasının gerçek olduğu söylendi. Çünkü King’in en önemli konuşmalarından birisi “I Have A Dream- Bir Rüyam Var” adlı konuşmaydı.
King’den bahsetmeden önce Amerika’da kölelik ve ırkçılıkla ilgili küçük bir bilgi vereyim. 1861–1865 yılları arasında patlak veren Amerikan İç Savaşı, kölelik konusunda kuzey ve güney eyaletleri arasındaki fikir ayrılığından kaynaklanmıştır. Tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan güney eyaletlerine karşın daha sanayileşmiş bir ekonomiye sahip olan ve bundan dolayı[...]
Moleskine İle Günlük Tutmak
Günlük tutmadığım için çok pişmanım. Keşke zamanında şöyle düzenli bir şekilde günlük tutmayı becerebilseydim. Hatırlıyorum ortaokuldayken böyle bir mecburiyetimiz vardı ama ben genelde pazar günü oturur bütün haftanınkini yazardım. Üstelik yazdıklarımda üç beş satırı geçmeyen sıradan şeylerdi. İnsan o zaman elbette farkına varamıyor ama şimdi düşünüyorum da keşke şöyle güzel ve düzenli bir günlük tutma alışkanlığım olsaymış. Çok geç kalmış sayılmam. Doğum günü hediyesi olarak kendime güzel bir günlük ve yine ona yakışır bir dolmakalem almaya karar verdim. Kendi kendine doğum günü hediyesi alan başka biri var mıdır bilmiyorum ama ben, her ne kadar doğum günüm geçmiş olsa da kendime güzel bir günlük almaya verdim. Ayrıca bu sene ortaokul birinci sınıfa başlayacak olan ve Türkan Şoray‘a benzediği için benim Türkan diye hitap ettiğim bir yeğenim var. Ona da yine günlük ve[...]
Gördüğüm Rüyalar
Çok fazla rüya gören birisi değilim ya da gördüğüm rüyaları çok fazla hatırlamıyorum desem daha doğru olur. Ancak özellikle son iki yıldır belli aralıklarla gördüğüm bazı rüyalar var ki bu kadar sık görmeye başlayınca ister istemez huzursuz oldum. Üstelik bu rüyaların çok iyi rüyalar olduğu da söylenemez. Gördüğüm rüyalar ve benim verdiğim anlamlar şöyle.
Yüsekten düşüyorum: Sık gördüğüm rüyaların başında yüksek bir yerden düşmem geliyor. Bazen apartman tepesinden bazen bir uçurumdan bazende düz bir yerden yürürken birden kendimi kenarında bulduğum bir yükseklikten aşağı kendimi düşerken görüyorum. Hastalık boyutunda olmasa da yükseklik korkum vardır ancak bu korku, bilinçaltıma yerleşecek kadar derin ve büyük bir korku değil. Daha önce yüksek bir yerden düşmüşlüğüm de yoktur.
Köpek tarafından kovalanıyorum: Gördüğüm diğer bir rüya ise sürekli köpekler tarafından kovalanıyor olmam. Bunun tamamen psikolojik olduğunu düşünüyorum çünkü[...]
Tatil Günlüğü
Hayatımın en güzel yazını geçiriyorum. Tatil çok güzel geçiyor ama bilgisayarımı yanımda getirmediğime çok pişman oldum. Yazacak o kadar çok şey çıktı ki karşıma anlatamam. Tatili biraz daha uzatıp hazır gelmişken ramazanda da ailemle birkaç gün geçireyim diyorum. İnsan bu kadar tatil yapınca yan gelip yatmaya felaket alışıyor, şu an herhangi bir iş için kolumu kaldırmak gelmiyor içimden. Bu hızla devam edersem İstanbul’a döndüğüm zaman en az 5 kilo almış olurum sanırım. Her gittiğim yerde bir yemek sofrası kuruluyor. O kadar zahmetten sonra insan yok ben yemeyeyim de diyemiyor. İki defa fazla bal yemekten baygınlık geçirme noktasına geldim, dün gecede kısmen gıda zehirlenmesi yaşadım. Gidişat iyi değil :) Fırsat bulunca yazarım yine.