Genelkurmay’ın Yaptığı Açıklamalar Üzerine
Sizi bilmem ama şahsen ben, Genelkurmay’ın şu ana kadar yakın zamanda meydana gelen terör olaylarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamaların hiçbirini tam anlamıyla tatmin edici bulmadım. Dünyada belki bu sözü söyleyecek son kişi bendim ama Genelkurmay Başkanımızın açıklamasını da dinledikten sonra başka türlü düşünme imkanım kalmadı.
Ben, Genelkurmay Başkanından veya Hükümet’ten son zamanlardaki terör saldırılarında Genelkurmay’ın ihmali olduğu şeklinde haber yapan Taraf gazetesinin seceresini, niyetlerini tespit etmesini beklemiyordum ki kendileri kalkıp Taraf gazetesini “dolaylı yoldan teröre destek vermekle” suçladılar. Velev ki Taraf Gazetesi gerçekten kötü bir gazete ve bu haberler de bilinçli yapılmış olsun bu yapılan açıklamaların hiçbirisi bu iddialara cevap niteliğinde değil ki. Bu görüntüleri Taraf gazetesine kimin servis ettiği, kimin sızdırdığı da beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Bu Genelkurmay’ın kendi iç problemidir ve beni hiç ilgilendirmez. Ben, her Türk vatandaşı gibi basit ve sıradan cevaplar[...]
İktisatçılar İhtimalleri Sever
Rivayet odur ki Amerika Birleşik Devletleri’nin 33. başkanı olan Harry S. Truman ekonomistleri (iktisatçı) pek sevmezmiş. Hatta bir keresinde “elimde olsa ekonomistlerin bir elini keserdim” demiş. Zira ekonomistler malumunuzdur ihtimalleri çok sever ve bütün konuşmalarında “şöyle olursa böyle olur, şöyle olursa böyle olur” gibi cümleler kurarlar. İşte Truman da sürekli “Mr. President on one hand, it could be like this, on the other hand it could be like this” diye cümleye başlayan ekonomistleri bu yüzden pek sevmezmiş. Pek de haksız sayılmaz hani.
II. Dünya savaşının sonlarına doğru Roosevelt‘in ardından Amerikan Başkanı olan Truman, Japonya’ya atom bombası atılmasına karar veren zattır. Ayrıca kendisi İsrail’in kurulmasını destekleyenlerin başında gelmektedir. Bu sebeple imkanı olsa Truman, ekonomislerin elini keser miydi diye sorarsanız evet, mümkündür derim. Güzelim Japonlara acımayan adam ekonomistlere niye acısın ki.
[...]
Kadınlar Çalışsın Ama…
Evet, kadınlar çalışsın birşey demiyorum hatta çalışmalarını da destekliyorum lakin bu kadar gıcık olmak zorundalar mı. Özellikle kamu sektöründe çalışanlar. Karşıma sayıyla mı çıkıyorlar bilmiyorum ki :) Aha buraya yazıyorum, hani olur ya, ilerde şirketim filan olursa bir bayanı kolay kolay yönetici olarak işe almam. Karşınızdaki erkek olunca daha bir rahatsınız; hemşeri muhabbeti, futbol muhabbeti yapabiliyorsunuz. Bayanlar öyle değil ki. Aksi birine denk geldin mi işin bitti demektir. Hanımefendi dersin yok, iltifat edersin yok. “Burada” benim sözüm geçer edasıyla dolaşmıyorlar mı deli oluyorum. Geçen gün, bir güvenlik görevlisine denk geldim. Baktım işimi ağırdan alıyor. “Sizin de işiniz zor, bu kadar insanla uğraşıyorsunuz” der demez hemen dert yanmaya başladı, anlattı da anlattı ve akabinde de beni yöneticiyle görüştürdü. Madem beni görüştürecektin ne diye bana o kadar takla attırdın, değil mi ama.
Mesela[...]
Orjinal Bir Tez Konusu Belirleme
Yılmaz Erdoğan, Vizontele filminde hani köye getirilen ilk televizyonu görünce diyor ya “şerefsizim benim aklıma gelmişti” diye. Ha işte onun aynısı benim başıma geldi şimdi. Tez konusu olarak belirlediğim konuyu İngiliz bir eleman oturup kitap olarak yazmaya başlamış. Önümüzdeki yıl yayınlayacakmış. Durum böyle olmakla birlikte, arkadaşlarında yardımıyla, yine de orjinal bir konu belirlemiş olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Baksanıza eleman benim tez yazacağım konu için kitap yazıyormuş. Biz konuyu belirlediğimiz de henüz ortada doğru düzgün makale bile yoktu. Tezi, kitabın yayınlanmasından önce bitirme ve ondan daha detaylı anlatma olasılığım olmadığına göre büyük ihtimal tez konumu değiştirmem gerekecek.
Yeni tez konumu belirledikten sonra internette, tezimle ilgili detayları barındıran bir site açacağım. Bu şekilde, benimle aynı şeyi düşünüp aynı konuyu kendisine araştırma konusu olarak belirlemeyi düşünen birisi Google’ı, bu konuda ne tür araştırmalar yapılmış[...]
Köy Öğretmeni Olmak Vardı
Üniversite mezunları milli eğitim müdürlüklerine dilekçe vererek vekil öğretmenlik yapabiliyorlarmış. Geçen bir arkadaşımla konuştum, uluslararası ilişkiler mezunu, askere gidene kadar vekil öğretmenlik yapmaya karar vermiş. Köyün birinde öğretmenliğe başlamış. 12 tane öğrencisi varmış. Öğrencilerin maddi durumları kötü olduğu için arkadaşlar arasında yardım toplayıp öğrencilere bot, kıyafet ve kırtasiye malzemesi almışlar. Onun adına ne kadar gurur duyduysam kendi adıma da o kadar üzüldüm.
Üzüldüm çünkü benim, eğitim fakültesi mezunu olmayan üniversite mezunlarının öğretmenlik yapabildiklerinden haberim yoktu. Eğer haberim olsaydı ne güzel şimdi köyün birinde öğretmenlik yapıyor olurdum. Hem içimdeki öğretmenlik arzusunu gidermiş olurdum hem de ve en önemlisi belki çocuklara faydalı olabilirdim. Ben ne yaptım çakılıp kaldım bilgisayar başına. Bir yıl öyle de bekleyecektim böyle de bari birine faydam olsaydı. Şu bilgisayar başında boşa geçen zamanıma üzülürdüm ama bu öğretmenlik mevzuunu duyunca[...]