Kaybetmenin verdiği huzur
Son iki yılımı bir düşününce çok iyi bir iki yıl geçirmediğimi farkettim. Elbetteki iyi şeylerimde oldu ama genel olarak hemen hemen her konuda başarısız olduğumu ve sahip olmaya çalıştığım herşeyi kaybettiğimi görüyorum. Son dört ay içerisinde iki iş fırsatını sadece istediğimden emin olamadığım için görmezden geldim.
Eğer çalınan kapılar açılmıyor ya da yanlış yollara açılıyorsa o zaman yanlış kapının tokmağına sarılmışız demektir. İnsan yolunu kaybettikten sonra yolların günahı nedir ki. En iyi öğüt insanın kendisine verdiği öğüttür der Çiçero. Zor zamanlarda bizi motive eden, moral veren elbette insanlar olacaktır ama en önemlisi insanın birşeylerin yoluna gireceğine, herşeyin düzeleceğine bizatihi kendisinin inanmasıdır. Tesadüflere inanmayan birisi olarak bu ruh haleti içerisinde bazı şeyleri değiştirmeye karar verdikten kısa bir süre sonra Apple Ceo’su Steve Jobs’ın yaptığı bir konuşmaya rastgeldim.
Bloglarda uzun uzun işlendiği için tekrar[...]
Almanca Kursu
Yarın Almanca kursuna başlıyorum. Şimdiye kadar ikinci yabancı dil olarak hep Fransızca öğreneceğimi hayal etmiştim hatta bir keresinde denemiştim de. İlk yabancı dilden sonra ikincisini öğrenmenin daha kolay olduğu söylenir bakalım gerçekten öyle olacak mı. Ama yine de Fransızca öğrenmek isterdim. İnşallah nasip olur öğrenmesi.
Amerikan Sinemasından Uzaklaşma Çabası
Bu ara film konusunda farklı şeyler izlemek istiyorum. Her ne kadar seçici olup rastgele film izlememeye çalışsam da insan bazen farklı filmler izlemek istiyor. Farklı filmlerden kasdettiğim farklı kültürlere ait olan filmler. Bunu daha önce Yunan sinemasına ait bir kaç film izleyerek denemiştim ve açıkcası çokta güzel olmuştu. Bugün karar verdim ve bundan sonra ağırlıklı olarak uzak doğu sinemasına ait filmleri elimden geldiğince izlemeye ve blogda paylaşmaya çalışacağım. Hazır elimin altında birkaç tane filmim varken sırada bekleyen hem bunlarla başlamak daha iyi olur diye düşündüm hem de hep merak ettiğim uzak doğu kültürü hakkında belki az da olsa bilgi edinebilirim. Yine aklımda bir kaçtane yönetmen var bu konuda belki hususi o yönetmenlerin filmleri hakkında da birşeyler yazmaya çalışırım. Umarım güzel olur.
Avrupa Birliği İlerleme Raporu-2007
Avrupa Birliği ile ülkemiz arasındaki müzakere süreci çerçevesinde yakın zamanda 2007 yılı ilerleme raporu yayınlandı. Dün okuma fırsatı buldum. Uzun uzun süreçten bahsedecek değilim ancak kısaca özetlemek gerekirse şuana kadar yaptığımız şeyin sadece Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlamak için habire kanun çıkarmak olduğu görülüyor.
Demek istediğim çıkarılan kanunlar ile bunların uygulanması yani sosyal bir gerçeklik kazandırılması arasında çok ciddi bir uçurum var. Diğer bir husus ise hemen hemen bütün konularda ciddi ve sistemli bir stratejimizin olmaması. Raporda ilerleme kaydedilen bir çok konuda şikayet edilen şey bu. Evet birşeyler yapılıyor ancak devlet kademesinde bunlar daha çok günü birlik tedbirler şeklinde kendini gösteriyor. Sistemli, kararlı, planlı ve en önemlisi uzun vadeli çözümlere yönelik çalışmaların yapılması gerekiyor.
Bir şans daha…
Hayatta ne çok isteriz bunu. Herşeyi düzeltmek ve olduğundan farklı kılabilmek için bir şansımız daha olsa diye içimizden geçiririz. Geçen gün ablamla konuşurken hastalığının nasıl olduğunu sorduğumda bana; “şimdi ki aklım olsa bu kadar çabuk yaşlanmama izin vermez, herşeyi kafama bu denli takmazdım zira herşey zaten olacağına varıyormuş” dedi.