2008
Anayasa Mahkemesinin Başörtüsü Kararının Hukuki Değerlendirmesi
(Yazi bir arkadaşıma ait. Aşağıdaki yazının, giriş kısmında da ısrarla belirtildiği gibi, verilen kararın hukuki açıdan değerlendirilmesinden ibaret olduğunu tekrar belirtmekte fayda görüyorum. Bununla birlikte demokratik bir devlette Anayasa Mahkemesi’nin neden vazgeçilmez bir kurum olduğu hususuna ilişkin daha önce yazdığım “Anayasa Mahkemesinin Meşruiyet Kaynağı” isimli yazıya bakabilirsiniz.)
Baştan söyleyeyim, bu değerlendirmemde başörtüsü/türbanın laikliğe aykırı olmadığını falan savunmayacağım. Hatta daha da ileri gidip, bir an için bu serbestinin, laikliğe aykırı olduğunu kabul edeceğim. Gel gör ki, sonuç yine değişmeyecektir. Zira bunun laikliğe aykırı olup olmadığını tartışmak, işin esasını ilgilendirir ki; artık herkesin malumu olduğu üzere, Anayasa, Anayasa Mahkemesi’ne böyle bir yetki vermemiştir. Velhasıl, burada Anayasa Mahkemesi’nin kararını, “efendim türban laikliğe aykırı değildir, o sebeple karar yanlıştır” şeklinde değil; “velev ki başörtüsü serbestîsine ilişin Anayasa değişikliği laikliğe aykırı olsun, bunun denetimi mümkün [...] Devamını okuyun
2008
Son Günlerde İzlediğim Filmler
Her insan dinlenmek ve günün stresini üzerinden atmak için farklı şeyler yapar. Benim için stresten kurtulmanın en etkili yollarından birisi de film izlemektir. Her ne kadar izlediğim her film bloga yazılmayı hak edecek kadar kaliteli olmasa da son günlerde izlediğim filmlere kısa kısa değinmek istedim.
Brave One: Korku, İnsanı Kendine Yabancılaştırır
Bahsetmek istediğim ilk film Judie Foster ve Terrence Howard’ın başrollerini oynadığı dram ve aksiyon karışımı bir film. Şehirde nişanlısıyla dolaşırken saldırıya uğrayan Erica (Judie Foster) hastaneden çıktıktan sonra tekrar saldırıya uğrama tedirginliğini yaşamaktadır. İçine yerleşmiş olan bu korku zamanla Erica’yı değiştirecek ve kendi deyimiyle kendisine yabancılaştıracaktır. Daha önce özellikle Panic Room filmiyle bizlere korku, tedirginlik ve kendini koruma gibi duyguları oldukça iyi bir şekilde gösteren Judie Foster bu filmde de gerçekten rolünün hakkını vermiş gözüküyor. Filmde Judie Foster’a şehirde işlenen [...] Devamını okuyun
2008
Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa
Kuzey İrlanda’da bir vaiz, kilisede vaaz verirken şöyle der: “İlerde, ortalığı ağlamalar ve acılar kaplayacak, diş ve tırnakla mücadele etmek gerekecek.” Küçük bir hanımefendi der ki “Vaiz efendi, vaiz efendi, ama benim dişlerim yok”. Vaiz cevap verir: “Merak etmeyin küçük hanım, dişler tedarik edilecektir!” Eğer bu vaizin tasvir ettiği dünyada şuan bulunmuyorsak bilmem ki dünyanın içinde bulunduğu hali başka nasıl tasvir edebiliriz. Öyle bir dünyadayız ki kötülükleri bertaraf etmek için diş ve tırnakla mücadele etme mecburiyetindeyiz. Dünya nasıl değişebilir?
Yüzyıllar boyunca tartışılıp birçok fikri ve siyasi akıma konu olmuş bir meseleye şüphesiz cevap verebilecek kişi ben değilim. Eğer bu dünyayı içinde yaşayan her bir birey, insanlar değil, her bir fert değiştiremeyecekse kim değiştirebilir o zaman. Pay it forward filmini hatırlarsınız orda şöyle demektedir: ”Dünyayı değiştirecek bir fikir bul ve onu harekete [...] Devamını okuyun
2008
Into The Wild; Alexander Süperberduş’un Hikayesi
Denir ki insanın hayatını gözden geçirip, tüm yaşamıyla yüzleşmesinin en iyi yolu bir süre yalnız kalmasıdır. Ancak kendisiyle çok uzun süre başbaşa kalan insan, o kadar uzun süre kendi iç sesini duymaya tahammül edemezmiş. Nedeni ve nasılı farklı olsa da fıtratımızda var sürekli bir arayış içerisinde olma, bir kabına sığamama hali. Böyle durumlarda belkide yapılacak en iyi şey şehir ve iş hayatından uzaklaşıp bir süre kafa dinlemektir.
in to the wild, senaryosunu Jon Krakauer (Roman yazarı) ve Sean Penn’in yazdığı ve hikayenin aslına sadık kalınarak sinemaya uyarlanan ve 1968-1992 arasında yaşamış Amerikalı gezgin Christopher McCandless’ın üniversiteden mezun olduktan sonra tüm birikimi olan parayı hayır kurumlarına bağışlayarak Amerika’yı dolaşma öyküsünü anlatan bir film. Chris, ailesiyle sürekli sorunlar yaşayan daha doğrusu anne ve babasının hatta çevresindeki insanların yaşam tarzlarından hoşlanmayan bir gençtir. Ona göre insanlar [...] Devamını okuyun
2008
Anne Hissiyatı
Dünyada her varlık başkadır ama bilmem ki annenin yeri tutulabilir mi. Tamamen yaratılışlarından kaynaklanan bazı özellikleri var. Tarif edilemez belki ama bir annenin çocuğuyla olan ilişkisindeki farklılık çok derinden hissedilebilir.
Annemin, aslında bütün annelerin, beni en çok şaşırtan yönü bana ve şüphesiz diğer çocuklarına karşı olan hissiyatıdır. Annem üzülmesin diye ondan ne kadar birşeyleri saklamaya çalışsam da, içine doğuyor derler ya işte aynen öyle, biz söylemeden herşeyi bana kendisini anlatır, senin şöyle şöyle bir sıkıntın var der.
Hiç unutmuyorum önceki yıl kız arkadaşımla ayrılmıştık ve hakikaten zor bir zaman geçiriyordum. Ayrılığın üzerinden henüz bir iki gün geçmişti ve anneme söylememiştim. Bu mevzuyla alakalı olarak çok bunaldığım bir anda telefonum çaldı, arayan annemdi. Henüz tek kelime bile etmemişken bana direk, “oğlum hakkınızda hayırlısı olur inş. Kendini çok üzme” dedi. Annem dahil hiçkimseye [...] Devamını okuyun