11
Ocak
2008

Acı Tatlı Şiir Gibi Bir Hayat

Güzel bir bahar günü bir öğrenci, esen rüzgardaki birkaç dala baktı. Ustasına sordu; “Dallar mı hareket ediyor Usta, yoksa hareket eden rüzgar mı?” Öğrencisinin nereyi gösterdiğine bile bakmayan Usta gülümsedi. “Hareket eden ne dallar ne de rüzgar. Hareket eden kalbin ve aklındır.” dedi.
Güney Kore sinemasından bu sefer deyim yerinde ise şiir gibi bir film izledim. A Bittersweet Life,güzel bir müzik, kaliteli bir oyunculuk ve en önemlisi gerek aksiyon sahneleri gerekse konunun işlenişiyle Kill Bill tadında çok güzel bir film.

Bir mafya babasının sağ kolu durumundaki  Sunwoo patronunun kendisini aldattığını düşündüğü genç sevgilisini takip etmesini ve eğer gerçekten aldatıyorsa onu öldürmesi ister. Kızın gerçekten patronunu aldattığını gören  Sunwoo, genç kızla sevgilisini öldürmekten son anda vazgeçer ve patronuna birşey söylemez. Fakat durumu bir şekilde öğrenen patronu  Sunwoo’nun genç sevgilisinden etkilendiğini anlar Sunwoo’yu öldürmeye çalışır. Fakat [...] Devamını okuyun

11
Ocak
2008

Menemen Nasıl Yapılır?

Kış ortasında nerden çıktı bilmiyorum canım felaket bir şekilde menemen istiyor. Öyle ki bugün arkadaşa organik domates alıp menemen yapsak fena olmaz bile dedim. Peki menemenin  hası nasıl olur diyerekten bu ince mevzuya parmak basmak niyetindeyim. Bilenler bilir güzel menemen yaparım (: . Öncelikle belirtmem gerek ki menemen dediğin soğanlı olur. Soğansız menemen olmaz. Soğansız hiçbirşey olmaz aslında o ayrı bir mevzu. Bunu Oktay Ustaya ya da Emine Bedere sorabilirsiniz. Aynı şeyi söyleyeceklerdir. Güzel yemek yapmanın en büyük sırrı yaptığı şeyi severek yapmaktır. Eğer istemeden yapıyorsanız o yemeğin tadı tuzu olmaz. Boşuna mutfağı kirletmeyin.  Bismillah diyip başlıyoruz:Malzemeler;

Domates(Kışın satılanları bir zahmet almayın. Çarşamba domatesi bulabilirseniz süper olur. Yok oda yoksa elinizdekiyle idare edin. )
Domates miktarına göre soğanı ayarlayın. Soğansız olmaz dediysekte abartmayın. Sonra tadı kaçar yemeğin.
Aklınıza gelen her nevi çeşit [...] Devamını okuyun

10
Ocak
2008

Böyle Olacağım Çocukluktan Belliymiş

Bugün düşündüm de çok keyif veren bir kişi olmamam gerçeği kendini daha ilkokul sıralarında göstermiş. Hatırlıyorum da ilkokul üçüncü sınıfta TBMM Tv izliyordum okuldan gelip. Sonrasında üstüne bir de haberleri. Ne işime yarayacaksa. Hayatımda yazdığım ilk mektubu yine ilkokul üçüncü sınıfta Süleyman Demirel’e yazmıştım. Yine ilk komposizyonum TBMM’de milletvekillerinin kavga etmesi üzerine yazdım. Önceki akşam çok keyifli süren bir sohbetin sadece içerisinde dünyanın gittikçe dindarlaşması şeklinde bir cümle geçmesinden hareketle postmodern dünyanın gidişatıyla alakalı bir konuşma yapmaya başladım. Öyle gırgır şamata giden bir sohbetin ortasında yapılır mı bu. İngiltere’de sosyolog olarak çalışan birisiyle tanıştığımda aklıma ilk gelen şey İngiltere’de kadına karşı şiddet konusundaki çalışmalar oldu. Yine keyifli giden bir sohbet vardı ortamda ve ben sanırım sohbete turp sıktım. Bazen daha keyifli ve renkli bir kişilik olmayı istemiyor değilim ama [...] Devamını okuyun

10
Ocak
2008

Yunanlılar Bize Ne Kadar Benziyor?

My big fat greek wedding, Amerika’da yaşayan Yunanlı bir ailenin kızı ile Amerikalı bir genç kızın evlenme macerasını işleyen yeri geldiğinde komik yeri geldiğinde ise duygusal hal alan bir film. Filmde Yunanlı ailenin kızlarına karşı davranışları, evleneceği gence karşı olan önyargıları, aile içi bağları vs. bir Türk ailesinden çok farklı değil ve bu da filmi daha bir eğlenceli kılıyor. Özellikle aile babasının söz ve davranışları bu benzerliği daha bir belirgin hale getiriyor. Arada bize politik göndermeler olsada keyifli ve eğlenceli bir film. Musakka, baklava, portakal ve daha bir sürü tanıdık kelimeyi duymak mümkün. Bir de yakın zamanda fındık reklamında da göndermesi yapılan Yunanlıların bize ait olan şeyleri kendilerininmiş gibi gösterme hastalığı filmde de kendini gösteriyor. Daha genel olaraksa aile reisinin kendisine söylenen herhangi bir kelimenin kökünü latincede bulması ise filmi [...] Devamını okuyun

09
Ocak
2008

Seni seviyorum ama bilmiyorum neden

Seni  benim nazarımda özel yapan ve bu denli önemli kılan nedir bilmiyorum ama seni seviyorum. Hem öyle alalade bir muhabbetle değil; çocuksu bir heyecan ve bir anne şefkatiyle seviyorum. Güzel değilsin, öyle insanı hülyalara salan gözlerin, rüzgarda dalgalanan saçların yok biliyorum ama olsun ben seni seviyorum ya. Beni sorarsan ne yakışıklıyım ne de öyle üstün meziyetlerim var. Ne sen sor bana nedenini ne ben anlatmaya çalışayım bu ruh halini sana. Ama bilmelisin ki seni seviyorum.

Sinemada konusu aşk olan filmlere baktığımız zaman dikkatimizi çeken ilk unsur filmin kahramanları olan kişilerin güzel veya yakışıklı olmalarıdır. Hareketleri çoğu zaman bir beyefendi veya hanımefendi edasındadır ve yeri geldiği zaman güzel ve ağır sözcükler kullanır ve sevgilerini göstermek için ise belki çoğumuzun hayatta yapamayacağı yollara başvururlar. Elbette bunun istisnasını teşkil eden film örnekleri de [...] Devamını okuyun

Satır Arası

Jul9

Kariyerimi Yedim, Tatile Gidiyorum

Evet yarın öğlen inşallah bir aksilik olmazsa tatile, ailemlerin yanına gidiyorum. Yaklaşık bir yıldır görmüyorum ailemi hem bir hasret gidermek hem de biraz dinlenmek için böyle bir kaçamak yapmaya karar verdim. Daha önce bahsettiğim doktora mevzuunun neticesinin ne olacağı bu ay sonu belli olacak ben de o zamana kadar biraz kafa dinleyeyim dedim. Çok fazla birşey planlamadım ama özellikle balık tutmak, yeğenlerimle vakit geçirmek ve mümkünse pikniğe gitmek istiyorum. Normalde geçen hafta gidecektim ama son anda kötü bir sürprizle karşılaştım. Yanıma Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez-Yol I isimli kitabını aldım. Tatile birazda eski hatıraları canlandırmak için gittiğim düşünülürse Aziz Nesin’in, bir arkadaşın tavsiyesi üzerine aldığım ve çocukluk anılarını işlediği bu kitap iyi bir seçim oldu sanırım. Yine Nihat Sami Banarlı’nın birkaç kitabını da aldım yanıma. Vakit kalırsa onları da okumak istiyorum. Şimdilik bu kadar diyelim, inşallah fırsat bulursam tatil günlüğümü yazmaya çalışırım. Sevgiyle kalın. • 3 / #
Jul5

Temiz İçme Suyuna Hasret Millet

Geçtiğimiz haftalarda Ankara’da kullanılan içme suyunun sağlıklı olmadığına yönelik iddialar vardı ve sağolsun bu konuya duyarlı birçok kimse Melih Gökçek’e çok güzel iyi dileklerini iletti! Melih Gökçek de asıl İzmir’in suyu kirli deyince bu sefer İzmir Belediye Başkanı bu iddiayı doğrulayarak “evet, şuan İzmir’in suyunun sağlıklı olduğunu söyleyemem” demiş. Şimdi benim merak ettiğim ilk husus, mevzu Melih Gökçek olduğu zaman yeri göğü oynatanlar bu duruma neden birşey demiyor. Birşey söylensin dediysem küfredin demedim :). İkincisi, Melih Gökçek, asıl İzmir’in suları kirli demeseydi belediye başkanı yine böyle bir açıklama yapar mıydı. Üçüncüsü, yoksa bu sessizliğin arkasında, Ak Partili birinin sağlıklı suyunu içmektense CHP’li birisinin sağlıksız suyunu şifa niyetine içerim düşüncesi mi hakim :). İşin esprisi bir tarafa millet olarak böyle meselelere parti adından ziyade yapılan eylemin önemli olduğunu idrak edemediğimiz sürece daha çok kirli su içeriz benden söylemesi… • 3 / #

Twitter

Tümü