2008
Acı Tatlı Şiir Gibi Bir Hayat
Güzel bir bahar günü bir öğrenci, esen rüzgardaki birkaç dala baktı. Ustasına sordu; “Dallar mı hareket ediyor Usta, yoksa hareket eden rüzgar mı?” Öğrencisinin nereyi gösterdiğine bile bakmayan Usta gülümsedi. “Hareket eden ne dallar ne de rüzgar. Hareket eden kalbin ve aklındır.” dedi.
Güney Kore sinemasından bu sefer deyim yerinde ise şiir gibi bir film izledim. A Bittersweet Life,güzel bir müzik, kaliteli bir oyunculuk ve en önemlisi gerek aksiyon sahneleri gerekse konunun işlenişiyle Kill Bill tadında çok güzel bir film.
Bir mafya babasının sağ kolu durumundaki Sunwoo patronunun kendisini aldattığını düşündüğü genç sevgilisini takip etmesini ve eğer gerçekten aldatıyorsa onu öldürmesi ister. Kızın gerçekten patronunu aldattığını gören Sunwoo, genç kızla sevgilisini öldürmekten son anda vazgeçer ve patronuna birşey söylemez. Fakat durumu bir şekilde öğrenen patronu Sunwoo’nun genç sevgilisinden etkilendiğini anlar Sunwoo’yu öldürmeye çalışır. Fakat [...] Devamını okuyun
2008
Menemen Nasıl Yapılır?
Kış ortasında nerden çıktı bilmiyorum canım felaket bir şekilde menemen istiyor. Öyle ki bugün arkadaşa organik domates alıp menemen yapsak fena olmaz bile dedim. Peki menemenin hası nasıl olur diyerekten bu ince mevzuya parmak basmak niyetindeyim. Bilenler bilir güzel menemen yaparım (: . Öncelikle belirtmem gerek ki menemen dediğin soğanlı olur. Soğansız menemen olmaz. Soğansız hiçbirşey olmaz aslında o ayrı bir mevzu. Bunu Oktay Ustaya ya da Emine Bedere sorabilirsiniz. Aynı şeyi söyleyeceklerdir. Güzel yemek yapmanın en büyük sırrı yaptığı şeyi severek yapmaktır. Eğer istemeden yapıyorsanız o yemeğin tadı tuzu olmaz. Boşuna mutfağı kirletmeyin. Bismillah diyip başlıyoruz:Malzemeler;
Domates(Kışın satılanları bir zahmet almayın. Çarşamba domatesi bulabilirseniz süper olur. Yok oda yoksa elinizdekiyle idare edin. )
Domates miktarına göre soğanı ayarlayın. Soğansız olmaz dediysekte abartmayın. Sonra tadı kaçar yemeğin.
Aklınıza gelen her nevi çeşit [...] Devamını okuyun
2008
Böyle Olacağım Çocukluktan Belliymiş
Bugün düşündüm de çok keyif veren bir kişi olmamam gerçeği kendini daha ilkokul sıralarında göstermiş. Hatırlıyorum da ilkokul üçüncü sınıfta TBMM Tv izliyordum okuldan gelip. Sonrasında üstüne bir de haberleri. Ne işime yarayacaksa. Hayatımda yazdığım ilk mektubu yine ilkokul üçüncü sınıfta Süleyman Demirel’e yazmıştım. Yine ilk komposizyonum TBMM’de milletvekillerinin kavga etmesi üzerine yazdım. Önceki akşam çok keyifli süren bir sohbetin sadece içerisinde dünyanın gittikçe dindarlaşması şeklinde bir cümle geçmesinden hareketle postmodern dünyanın gidişatıyla alakalı bir konuşma yapmaya başladım. Öyle gırgır şamata giden bir sohbetin ortasında yapılır mı bu. İngiltere’de sosyolog olarak çalışan birisiyle tanıştığımda aklıma ilk gelen şey İngiltere’de kadına karşı şiddet konusundaki çalışmalar oldu. Yine keyifli giden bir sohbet vardı ortamda ve ben sanırım sohbete turp sıktım. Bazen daha keyifli ve renkli bir kişilik olmayı istemiyor değilim ama [...] Devamını okuyun
2008
Yunanlılar Bize Ne Kadar Benziyor?
My big fat greek wedding, Amerika’da yaşayan Yunanlı bir ailenin kızı ile Amerikalı bir genç kızın evlenme macerasını işleyen yeri geldiğinde komik yeri geldiğinde ise duygusal hal alan bir film. Filmde Yunanlı ailenin kızlarına karşı davranışları, evleneceği gence karşı olan önyargıları, aile içi bağları vs. bir Türk ailesinden çok farklı değil ve bu da filmi daha bir eğlenceli kılıyor. Özellikle aile babasının söz ve davranışları bu benzerliği daha bir belirgin hale getiriyor. Arada bize politik göndermeler olsada keyifli ve eğlenceli bir film. Musakka, baklava, portakal ve daha bir sürü tanıdık kelimeyi duymak mümkün. Bir de yakın zamanda fındık reklamında da göndermesi yapılan Yunanlıların bize ait olan şeyleri kendilerininmiş gibi gösterme hastalığı filmde de kendini gösteriyor. Daha genel olaraksa aile reisinin kendisine söylenen herhangi bir kelimenin kökünü latincede bulması ise filmi [...] Devamını okuyun
2008
Seni seviyorum ama bilmiyorum neden
Seni benim nazarımda özel yapan ve bu denli önemli kılan nedir bilmiyorum ama seni seviyorum. Hem öyle alalade bir muhabbetle değil; çocuksu bir heyecan ve bir anne şefkatiyle seviyorum. Güzel değilsin, öyle insanı hülyalara salan gözlerin, rüzgarda dalgalanan saçların yok biliyorum ama olsun ben seni seviyorum ya. Beni sorarsan ne yakışıklıyım ne de öyle üstün meziyetlerim var. Ne sen sor bana nedenini ne ben anlatmaya çalışayım bu ruh halini sana. Ama bilmelisin ki seni seviyorum.
Sinemada konusu aşk olan filmlere baktığımız zaman dikkatimizi çeken ilk unsur filmin kahramanları olan kişilerin güzel veya yakışıklı olmalarıdır. Hareketleri çoğu zaman bir beyefendi veya hanımefendi edasındadır ve yeri geldiği zaman güzel ve ağır sözcükler kullanır ve sevgilerini göstermek için ise belki çoğumuzun hayatta yapamayacağı yollara başvururlar. Elbette bunun istisnasını teşkil eden film örnekleri de [...] Devamını okuyun