2008
Big Fish-Hikayenin Bizzat Kendisi Olmak
Big Fish (Büyük Balık) uzun zamandır izlemek istediğim ama bir türlü fırsatını ya da o ruh halini kendimde bulup izleyemediğim bir filmdi. Eğer bir de benim gibi merakınız kaçmasın diye filmin konusunu bile hiç okumamışsanız o zaman filmle ilgili olarak özellikle filmin isminden yola çıkarak bazı senaryolar kafanızda canlanır durur. Özellikle filmin afişini de filmin ismiyle yan yana getirince benim kafamda biraz bilim kurgu odaklı bir film vardı. Dediğim gibi filmle ilgili herhangi bir künye bilgisine hiç bakmadım. Uzun zamandır öyle arşivde bekleyip duruyordu. Ta ki düne kadar…
Ünlü yönetmen Tim Burton’un yönettiği Big Fish, babası kanser sebebiyle hasta olan William Bloom’un uzun zamandır görüşmediği babasını ziyaret etmesiyle başlayan bir baba-oğul ilişkisinin ötesinde maceraperest bir adamın hayatının anlatıldığı güzel bir film. Aslında güzel bir film demenin yanında güzel bir hikaye ya da öykü demek [...] Devamını okuyun
2008
Nargile, Bana Dünyanın Yuvarlak Olduğunu Gösterdi
Önceki gün aklımda çok güzel bir yazı vardı. Gün boyu yazacaklarımı düşünmüştüm fakat eve dönerken arkadaş arayıp misafirliğe gidelim dedi. Misafirliğe gittiğimiz arkadaşlar özellikle haftasonları yanlarına uğradığımız ve güzel vakit geçirilecek kafa adamlar. İlk tanıştığımız gün evlerinin bahçesinde nargile içmiştim ki içtiğim ilk nargile odur zaten. Gittik oturduk muhabbet ettik sonra İspanya-İtalya maçını izlerken arkadaş nargile kurdu sonra sen seversin nargileyi al bakalım birlikte içelim dedi.
Daha önce başka yerlerde de nargile içmişliğim oldu tek tük ama bu arkadaşlarda içtiğim nargile gerçekten çok farklı oluyor. Kaliteli bir tütün kullanıyorlarmış herhalde. Neyse bahreyn elma diye bir tütün vardı bu sefer. Ben sigara kullanmadığım için nargileyi içerken kendi kendime yarışa girdim acaba ne kadar süre dumanı içimde tutabilirim, dumanı tamamen burnumdan çıkarabilir miyim filan diye. Koltuk kenarına yaslanmış şekilde oturduğum için ilk [...] Devamını okuyun
2008
Başarılı Olmak İçin “Hallederiz Anne” Prensibi
En Son Babalar Duyar dizisindeki Kadir’i hatırlarsınız hani sürekli “hallederiz hulya” diyordu. Bu diziyi çok izlemişliğim yok ancak yine de bir ara en çok kullandığım kelimelerden birisi buydu “hallederiz, anne”. Annemle telefonda konuştuğumuz zaman annem soruyor oğlum işte şu meseleyi ne yapacaksın, ne olacak filan diye ben “hallederiz, anne” dediğim vakit ikimiz de gülüyoruz.
İnsanın bir işi yapabilmek için kendine güvenmesi şüphesiz başarılı olabilmesi için en yegane şarttır. Ancak kendine güven tek başına insanı başarıya götürecek bir kavram değil; şüphesiz bu kendine güven hissinin başarılmak istenen mevzuya dönük olarak yapılan çalışmalarla desteklenmesi gerekir. Yani bir nevi işin gerektirdiği çabanın gösterilmesi gerekir yoksa hiçbir başarı gökten düşer gibi insanı bulmaz.
Önceki haftasonu yapılan OKS sınavına giren bir yeğenim var. Eniştem sürekli bana takılmak için söylenip durur “bu çocuk gittikçe sana benzemeye başladı, korktuğum başıma [...] Devamını okuyun
2008
Biraz Gülsek Fena Olmaz Değil Mi?
Bu sıkıcı gündem içerisinde posta kutuma gelen aşağıdaki maile çok güldüm. Kaç kişiden geçerek bana geldi bilmiyorum ama okuyanlar bayağı eğlenmiştir sanırım. Ben de blogda paylaşayım dedim, sabredip sonuna kadar okuyun ve bir zahmet favoriniz olan yazıyı söyleyiverin. Benimki “asabi polis”. Buyrun okuyun bakalım;
Acı Kaybımız
3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
Annemin Maceraları
Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele tutuşmuş Shrek ve Fiona’yı gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
Alfabe
Ben de bu yıl [...] Devamını okuyun
2008
Hayat Gerçeğe Perde-Cem Mumcu
Daha öncede bahsettiğim gibi kitap alırken en çok dikkat ettiğim hususlardan birisi de kitap isimleridir. Kitap kurdu olmadığım için bu durum çok şaşırtıcı olmasa gerek. Özellikle lisede kitap alırken genelde ismine göre kitap alırdım. Şu sıralar genelde bloglarda rastladığım ya da bizatihi arkadaşların tavsiye ettiği kitapları alıyorum. Daha önce okumadığım bir yazar olan Cem Mumcu’nun Hayat Gerçeğe Perde isimli yeni bir kitabı çıkmış. Kitap tanıtım yazısı email olarak gelmiş, yazıyı okudum ve çok hoşuma gitti. İçinde suskunluk geçince bütün yazılar gözüme hoş geliyor sanırım. Gerçi bu tanıtım yazıları bazen çok belirleyici olmuyor kitabın güzelliği açısından ama yine de ilk izlenim açısından etkili olabiliyor. Okuyun bakalım beğenecek misiniz.
Seni anlatacaktım… Senden söz edecektim… Ya da senden haberdar edecektim. Seni bilsinler istedim belki de… İsmini söylesem; kimin aklında şımarık, kimininkinde uysal, kiminde âlim, [...] Devamını okuyun