Konuşma Sanatı vs Barrack Obama
Daha önce herhangi bir konuşmasını dinlememiştim fakat Barrack Obama, özellikle benim dinlediğim “A More Perfect Union” adlı konuşmasıyla iyi bir konuşmacı olduğu konusunda beni ikna etti. Hitabet şeklinin yanı sıra özellikle konuşmasının içeriğine de bakılınca Amerikalıların hoşuna gidecek “We the people of America” ruhuna uygun bir konuşma olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Tekrardan birşeyin farkına vardım ki konuşma, hitabet sanatı fikirlerinizin inandırıcılığı açısından gerçekten çok önemli. Ne anlattığınız önemli olduğu kadar onu nasıl anlattığınız, kitleleri nasıl etkilediğiniz de önemli. Kampanya politikası hakkında bir fikrim yok lakin oy verme konusunda tek kriter olsa bu konuşmadan sonra oyumu Obama’ya verirdim.
Kamyonla Dünya Turu
Esprisine söylenmiş bir söz değil inşallah ileride kamyonla dünya, hiç olmadı Türkiye turu yapmayı planlıyorum. Medyada görüyoruz emekliliğe ayrılmış zengin abiler alıyor yatı, tekneyi başlıyorlar dünya turuna. Evet tekne ve yatla deniz yoluyla dünya turu yapmak güzeldir lakin hiçbiri kamyonla yapılacak olan bir seyahatin yerini tutamaz. Ne de olsa kamyonla büyüdük, alıştık mazot kokusuna.
Babam bazen, oğlum sen okumasaydın aç kalırdın der. Düşününce babama hak veriyorum çünkü benim kafam okumak dışında başka birşey epek basmaz. En basitinden ticaret yapamam. Örneğin bu yaz arkadaşıma yardım amaçlı markette durayım dedim iki saat içerisinde, sanki beni bekliyorlardı, o kadar velet geldiki markete. Küçükken bakkaldan kaç paraye ne alacağımı tam bilmediğim zamanlarda Rahmetli Haydar amca vardı giderdim onun dükkana açardım avucumu amca bu paraya ne geliyorsa ben onları istiyorum derdim.
İşte ben markete göz kulak olurken gelen veletlerde aynen böyle yapınca içim gitti resmen çocuklardan para almadım,[...]
Sigara Yasağına Gıcıkvari Bir Yaklaşım
Sigara yasağını oldukça genişleten kanun yürürlüğe girince özellikle sigara tiryakisi olanlar bayağı bir tepki göstermeye başlamış gördüğüm kadarıyla. Normalde yasakları savunan birisi değilimdir kimse kızmasın ama bu sigara yasağını şahsen destekliyorum. Çok mu kötüyüm bilmiyorum ama böyle düşünme sebeplerimden birisi şimdiye kadar “olm üfleme şunu yüzüme” dediğim halde gıcıklığına yüzüme sigara dumanını üfleyen arkadaşlarımdan bir nevi intikam alıyormuşum gibi hissetmemdir.
Son altı aydır televizyon izlemeyen birisi olarak önceki gün Ali Kırca’nın sunduğu Show Haber’e bir gözatma gafletinde bulundum ve ilk haberde sigara yasağıydı. Lakin Ali Kırca ve haberi yapan muhabir arkadaş mevzuyu öyle bir verdi ki özenmemek mümkün değil. Buna göre kapalı mekanlarda sigara içmek yasaklanınca özellikle mesai aralarında çalışanlar plazaların önünü hınca hınç doldurmuş ve Ali Kırca’ya göre insanlar işyeri önünde paylaştıkları sigara muhabbetleri aracılığıyla yeni arkadaşlıklar kurabilir, sevgili bulabilir ve hatta evlenebilirlermiş.
Hani insan bir[...]
Oz: Başka Bir Hapishane Hikayesi
Kısa bir süre önce, izleyecek birşey bulmakta bu aralar zorlanıyorum demiştim. Takip ettiğim birçok dizi sezon finalini yaptı ve tatile girdi. Devam etmekde olan dizilerden Lost ise önümüzdeki hafta 4.sezona veda edecek ve 2009 şubatında başlayacak. Böyle bir ortamda karşıma çıkan Oz, Prison Break ile beraber bağımlısı olduğumuz hapishane hayatına güzel bir noktadan yaklaşıyor ve beni de can sıkıntısından kurtarıyor.
Ceza felsefesinde tartışılan önemli konulardan birisi de suçlulara verilen cezanın amacıdır. Suç işlemiş birisine ceza verip hapse attığımız zaman devlet olarak amacımız salt o kişiyi cezalandırmak yani bir anlamda yaptığının bedelini ödetmek midir yoksa bunun yanında o kişiyi ıslah etmeye çalışıp tekrar topluma kazandırmak da devlet olarak cezalandırma sisteminde öngördüğümüz amaçlardan mıdır?
Bu noktada dizi, kısa adı Oz olan Oswald State Correctional Facility’deki (Oswald Eyalet Askeri Hapishanesi) bir grup mahkumun tekrar ıslah edilmeye çalışılmasını konu edinen[...]
İnsan Hakları Kültürü Oluşturabilmek
Bu insan hakları mevzuunu hep konuşup duruyoruz. Yakın tarihe kadar ülke olarak çok eleştiri aldığımız konulardan birisi oldu. Özellikle Avrupa Birliği süreciyle birlikte Avrupa Birliği standartlarını yakalayabilmek için birçok kanun ve anayasa maddesini değiştirdik. Ne kadar işe yaradığı hep tartışma konusu olacak önlemler aldık. Bizi bu konuda eleştiren ülkelerin de sabıkası o kadar temiz değil bunu da belirtmekte fayda var. Yani genel olarak insan haklarına saygı sözcüğü kağıt üzerinde yazılı kalan afilli sözlerden öteye gidemiyor.
İşin bu teorik kısmını bir tarafa bırakıp ve sadece ülkemize bakan yönünü ele alacak olursak ben, insan hakları mevzuunun çok önemli bir kısmının yetişme ve yaşam tarzımızla alakalı olduğunu düşünüyorum yani insan haklarına saygılı bireylerin ortaya çıkabilmesi için öncelikle insan haklarına saygı kültürünün oluşması gerekiyor. Bu dediğim şeyi sadece düşünce özgürlüğü açısından somutlaştırmaya çalışacağım.
Düşüncelerimiz Üzerindeki Ebeveyn Kontrolü
Millet olarak her[...]