Niçin Ve Nasıl Yazarız, Yazmayı Neden Bırakırız

Genellikle yazarlar için sorulan ve aslında cevabı olmayan bir sorudur. Neden yazıyorsunuz sorusunun cevabı bir nebze olsun verilebilir fakat nasıl yazıyorsunuz sorusunun cevabı bilmem ki verilebilir mi. İzleyenleriniz varsa Yılmaz Erdoğan’nın Cebimdeki Kelimeler oyunuyla tam olarak bunu ifade etmeye çalıştığını hatırlarsınız. Bizi yazmaya iten belli sebepler varsa o zaman bu sebepler ortadan bir ihtimal kalkarsa yazmayı bırakır mıyız yoksa zaman içerisinde yazmak artık hayatımızın bir parçası, bir ihtiyacı haline gelmiş mi olur.

Bir insan durduk yere birşeyler karalamaya başlamaz elbette. Yazmaya başlamanın bir arka planı vardır, sebebini insanın kendisinin bile bilemeyeceği bir birikmişlik, belki birşeylere tepki ve herşeyinde ötesini kendini ifade edebilme imkanı.. ama mutlaka daha derin anlamlar vardır. Blogda yazdığım yazılara bakınca aslında yazmak istediğim birçok yazıyı es geçtiğimi hissettim. Gerçekten hissederek yazmadığım hiçbir yazım olmadı fakat çok kişisel bulduğum için yazmaktan kaçındığım bazı şeyler olduğunu farkettim öyleki söz konusu şeyler beni gerçekten blog yazmaya iten şeylerdi.

Yaklaşık altı aya yakın bir süredir sürekli yazmaya çalışıyorum. Şimdiye kadar ciddi meselelerle gündelik ve okunması daha keyifli olan yazılar arasında denge kurmaya çalıştım. Bazı konulardan bilerek uzak durdum. Bazı şeyleri ise çok kişisel bulduğum için yazmaktan imtina ettim. Ne kadar doğru veya iyi oldu şüphesiz tartışılabilir. Ancak şunu kesin olarak ifade edebilirim ki bu şekilde devam edip, yazmak istediğim asıl şeyleri ertelersem blog yazmaya son vermek durumunda kalacağım.

Başı ve sonu iyi belirlenmemiş, amacı konmamış her iş bir noktada kilitlenmeye mahkumdur. Nitekim ben bu durumu blogu ilk açtığım 2007 Ekim ayından sonra yaşamıştım. Çok kısa bir süre sonra yazacak çok şeyim olmadığını fark ettim ve blogu kapattım. Gerçekten yazacak birşeyler bulduğuma inandığım Ocak ayında tekrar blogu açtım ve o günden beri yazıyorum. Hayatta yaptığımız herşeyle aslında bilerek veya bilmeyerek amaçladığımız birşey vardır. Hiç bir amacım yok öylesine yapıyorum ben bu işi dediğimiz zamanlarda bile, anlamını kolay yitirecek olsa da, bir amacımız vardır yine. Öyleyse blog yazmaktaki amacınız nedir?

Blog yazmayı bir amaç ya da ulaşılması gereken bir hedef olarak görmek ne kadar doğrudur şüphesiz tartışılabilir fakat ben hayattaki herşeyde olduğu gibi blog yazmakta da bir amacın olması gerektiği kanaatindeyim. Öyle ki o amaca ulaşıldığı zaman, yazmak artık kifayetsiz bir hal almalı ya da anlamını yitirmeli ve geriye bakıldığı zaman yalnıca kimi zaman sevilen ya da sevilmeyen ama her zaman için yazarının hissiyatına tercüman olan yazılar kalmalı.

Yazacak şeylerim var daha diyerek buralarda olacağım yine. Ne zaman ve neden olur bilinmez ancak blog yazmaya bir şekilde son vereceğim. Ulaşmak istediğim amaç mı? Şimdilik sadece biraz dinlenmek, nefes almak diyelim…

Halet-i Ruhiyekategorisinde 26 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı.

feed Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler

Arama terimleri: amaç, blog, blog yazarı, blog yazmak, bloglama, yazi, yazı yazmak

Niçin Ve Nasıl Yazarız, Yazmayı Neden Bırakırız” yazısına 6 yorum yapılmış

  1. Okuma ve yazmayı öğrendiğimden beri her şeyi yazmak gibi bir takıntım var. Aklınıza ne gelirse. Miray Defterindekileri alenen yazmaya cesaret ettiğimden beri, okunmamaları için de elimden geleni yapmışımdır. Yazmak tüm yaralarıma merhem olmuştur benim. Aynı zamanda tüm sevinçlerimin şerbeti. Ne kadar çok yazıp bilerek ve isteyerek yırtıp attığım kağıtlarım vardır bilmiyorum. Fakat yazdıkça ve yırtıp attıkça hep azaldı o an ki dertlerim. Belki çok şahsi bir cümle olacak ama bende saplantı haline gelmiş bir gönül ilişkisini bile bir defteri tamamen doldurarak bitirmişimdir. Son sayfasıyla bitecek demişimdir ve bitmiştir.
    İşte o son sayfadan sonra ben kişisel bir şeyler yazmadım epey uzun bir süre. Sadece gündelik notlar, hayatımın yemek tarifi gibi.
    Sonra ben kalemi tekrar elime almaya karar verdiğimde dünyaya tekrar inceleyen anlamaya çalışan gözlerle baktığımı farkettim. Pek tabiiki burada ukalalık yapmak istemem, bir yazar değilim, edebi açıdan bir şeyler çıkartmıyorum ortaya ama yazıyorum işte… Kendini alamamak gibi bu. Çok küçük yaşlarda kazandırılmış bir alışkanlık, bazen bir illet.
    Sofraya öylesine yayılan eski tarihli bir gazete küpürünü şekilden şekile girerek okumak kadar takıntı.
    Ciddi anlamda şu blog aleminde severek okuduğum üç yazardan birisiniz. Diğerleri Heartsmagic ve Uyuyang. Ben üçünüzden de öyle güzel şeyler öğreniyorum ki… Mesela bu yazınızdan benim çok sık kullanmadığım hatta hiç kullanmadığım bir kelimeyi öğrendim. Heartsmagic’den sinemaya bakış açıları öğreniyorum, Uyuyang’ın yazılarında aynı olaya farklı bir gözle bakmayı öğreniyorum.
    Sizin yazdığınız anda aldığınız keyfi, hazzı, rahatlama duygusunu birebir yaşıyorum. “Cebimdeki Kelimeler”i okuyunca daha bir keyifleniyorum.
    Kendim için yazmam gerekirse ben yazmayı bırakamıyorum, sadece uzun aralar veriyorum. Müthiş genellemelerime girersem eğer siz de yazmayı bırakamazsınız sadece rölantiye alırsınız ama rölanti de bile hep yazarsınız farkında olmadan. İşte ben o rölanti de bile yazılacağını bildikçe, okuma hazzımı arka plana alıp yazdığınız için mutlu olurum.
    Kaynağınızın hiç tükenmemesi dileklerimle…

  2. Bu garip durum ara ara sanırım herkesin başına geliyor. Haliyle ben de yüzleşiyorum zaman zaman. Fakat başka yerlerde de hatta bana sorulan bir soru üzerine kendi günlüğümde de belirtmiştim zamanında. Ben mecbur olduğum için yazmıyorum, ne zaman canım çekerse o zaman yazıyorum. Hedefim yok, ulaşmak istediğim bir şey yok. Aynen Miray’ın da ifade ettiği gibi zevkle takip ettiğim bir iki kişi içindesiniz. Sağ olsun Miray beni de saymış, ben de onu zevkle takip ettiğimi belirteyim buradan. Hedef belirlemediğimden nereden eserse o tarafa gidiyorum. Örneğin şu sıralar günlüğüm sinema yazılarına boğuldu, mutsuz muyum elbette hayır. Ben o yazıları severek yazıyorum, bana bu yetiyor.

    Bu noktada konuyu şuraya bağlamak istiyorum. Eğer siz de severek yazıyorsanız ki eminim böyledir, gerisini pek düşünmeyin. Evet hedef konusunda aslında haklısınız ancak hedef paylaşmak olmalı burada. Her istediğimi ben de yazamıyorum, sonra düşünüyorum doğru mu diye. Ancak ardından yazdıklarım ile mutlu muyum sorusunun cevabını verince rahatlıyorum. Bu nedenle lütfen yazmayı bırakmayın. Miray’ın dediği gibi ara verin, boşluk bırakın ama yazın. Zaten zevk alarak takip edenler illa ki haberdar olacaklardır.

  3. ben de bir’okur’olarak diyebilirim ki;
    umarım ne siz yazmaktan vazgeçersiniz; ne de ben okumaktan…

  4. Her şeyin bir amacının olduğunu düşünen insanlar hayatta genelde çok fazla sorgularlar ve çok fazla üzülürler. Bence bazı şeylerin amacını da sorgulamamak gerekiyor. Evet hayatta her şeyin nedeni vardır ama bazı şeylerin nedenini de bilemeyiz. Bilmesek de mutlu olabiliriz değil mi Suskun? Günlük yazalım, internette sörf yapalım ya da çıkıp biraz hava alalım… Hepsi bizi mutlu eden şeylerdir ama neden mutlu ettiği bilmeyiz. Biz genelde yolun sonunu düşündüğümüz için yol boyunca, yolculuk boyunca alacağımız hazzı hiç düşünmez ve böylece bunu en aza indiririz. Sonunda ayrılık olacak korkusuyla bir ilişkiye başlarsan zaten başından kaybetmişsin demektir. İlişkiye başlarken sonu ne olursa olsun yaşadığın günden zevk almaya bakacaksın. O gün sağlam duracaksın ki ilişkinin sonu da öyle sağlam olsun.

    Ben günlük yazmaya tutukluğumu gidermek için başladım. Bildiğin gibi edebiyat bölümü mezunuyum. İleride bir sürü bildiri, makale ve hatta hayalim olan bir kitap yayınlacağım. Günlük yazarak kendime ait bir üslûbumun olmasını sağlıyorum. Hatta yazı yazmaktaki zorlukları kırmaya çalışıyorum. Yazdığım ilk güne bakarak bugün çok daha ilerdeyim aslında. Amacım biraz olsun gerçekleşti. Ama ben günlük yazmayı bırakmayı düşünmüyorum. Çünkü biliyorum ki bir kitap ile bir günlük birbirini tutmaz.

    Hayatımın belli bölümünü arşivlemiş oluyorum günlükle. Bundan 5 sene sonra günlüğü açıp baktığımda neler düşündüğümü, hangi düşünce evrelerinden geçtiğimi rahatlıkla göreceğim…

    Neyse diyeceğim o ki, bulunduğun andan mutluluk payını almaya bak. Bak burada bir sürü okuyucun var. Bunların hepsinin sen bilmesen de bir nedeni var.

  5. @miray,o kadar leziz bir şekilde ifade etmişsiniz ki yazılarınız hiç okumamış birisi bile bu yorumunuzdan kaleminizin ne kadar kuvvetli olduğunu ve daha önemlisi yazmayı ne kadar çok sevdiğinizi pekala anlayabilir. Ben yazmaya çok erken başladım ama çok erkende bırakmak zorunda kaldım. İnşallah bu anımı da bir ara paylaşacağım.

    Yazılarımı severek takip etmenizden ziyadesiyle mutlu oldum. Emin olup öğrenmek ve birşeyler paylaşmak hissiyatını karşılıklı yaşıyoruz. Birgün, gerçekten yazmak konusunda sıkıntı çekmeye başlarsam ve bırakmak kesin olarak aklımdan geçerse o zaman tavsiyelerinizi duymaktan memnun olurum. Çok teşekkür ederim bu güzel ifadeleriniz için.

    @Heartsmagic ve Kaan, yorumlarınız aynı doğrultuda olduğu için birlikte cevap vermeyi uygun gördüm. Blog yazmanın bir amacı olduğunu düşünmek ve bunun da ötesinde o amaç eğer gerçekleşmişse blog yazmayı bırakmak gerektiğini söylemem belki çok sert bir düşünce olabilir bilemeyeceğim.

    Aslında yazıda da dediğim gibi benim asıl sıkıntım, gerçekten yazmak istediğim halde yazamadığım bazı konuların olması. Onları yazabilirsem sanırım blog yazmayı bırakmayı düşünmek gibi bir sıkıntım da olmayacaktır. Şüphesiz herşeyi zaman gösterecek. Şimdilik buralardayım, ilgi ve alakanız için çok teşekkür ederim.

    @guher, umarım dediğiniz şekilde devam eder fakat şöyle desek daha doğru olur sanırım; siz okumaktan vazgeçmezsiniz lakin ben yazmayı sürdürebilir miyim ki? umarım sürdürürüm. teşekkür ederim ilgi ve alakanız için.

  6. geç olsun güç olmasın diyelim;
    İ.Özel’le özdeşleşen bir yanınız olduğuna kanaat getiren ben, yine bir İ.Özel şiiri paylaşmazsam sanırım haksızlık etmiş olurum:)

    Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
    Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
    -Yaşama!
    -Ya bileydim?
    Yazar: Mıydım
    Hiç: Şiir.

    vesselam…

Yorum yapın

Name Email Website URI

Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.