Köy Öğretmeni Olmak Vardı

Üniversite mezunları milli eğitim müdürlüklerine dilekçe vererek vekil öğretmenlik yapabiliyorlarmış. Geçen bir arkadaşımla konuştum, uluslararası ilişkiler mezunu, askere gidene kadar vekil öğretmenlik yapmaya karar vermiş. Köyün birinde öğretmenliğe başlamış. 12 tane öğrencisi varmış. Öğrencilerin maddi durumları kötü olduğu için arkadaşlar arasında yardım toplayıp öğrencilere bot, kıyafet ve kırtasiye malzemesi almışlar. Onun adına ne kadar gurur duyduysam kendi adıma da o kadar üzüldüm.

Üzüldüm çünkü benim, eğitim fakültesi mezunu olmayan üniversite mezunlarının öğretmenlik yapabildiklerinden haberim yoktu. Eğer haberim olsaydı ne güzel şimdi köyün birinde öğretmenlik yapıyor olurdum. Hem içimdeki öğretmenlik arzusunu gidermiş olurdum hem de ve en önemlisi belki çocuklara faydalı olabilirdim. Ben ne yaptım çakılıp kaldım bilgisayar başına. Bir yıl öyle de bekleyecektim böyle de bari birine faydam olsaydı. Şu bilgisayar başında boşa geçen zamanıma üzülürdüm ama bu öğretmenlik mevzuunu duyunca boşa geçen şu bir yılıma yandım ki ne yandım.

Hayata Dairkategorisinde 10 Ekim 2008 tarihinde yazıldı.

feed Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler

Arama terimleri: köy öğretmeni, öğrenci, öğretmen, öğretmenlik, üniversite mezunları için öğretmenlik, vekil öğretmenlik

Köy Öğretmeni Olmak Vardı” yazısına 10 yorum yapılmış

  1. nasipten ötesi var mı? demekki nasip değilmiş. sizde bu istek, bu şevk varken başka şekillerde, başka mekanlarda yeni fırsatlar doğacaktır muhakkak, üzülmeyin.
    bu arada, ilk kez argo kullandığınızı görüyorum. ne yalan söyliyim, çok şaşırdım:)

  2. şüphesiz öyle. ben meslekten ziyade boşa zaten zamanım geçiyordu bari faydalı birşey yapsaydım diye düşündüğüm için çok üzüldüm bu mevzuya. bu mevzu inanın çok ama çok canımı sıktı. ben de sonradan fark ettim öyle bir kelime kullandığımı. demek ki yazılan yazı iyice incelenmeden yayınlanmamalıymış. İnşallah size, küfürbaz biri izlenimi vermemişimdir :)

  3. nasip diye bişey olamaz yahu tanıdığım birkaç kişi işyerinde pc başında ingilizceyi çok iyi öğrenmiştir! ben de isterdim bir fransızca öğrenmeyi ama üşengeçlik işte :) bilgisayar başında boşa geçen zaman durumunu aylar önce anlamıştım bu yüzden maddi yönünü de düşündüm her ay 50 lira sabit veriyorum bari işe yarasın diye download yapmaya başladım. her akşam eve geldiğimde bir dvd filmim oluyor :) argo kelimeye gelince dökün içinizi rahatlayın yazılarınıza isyanınızı yansıtın daha çok argo kelime görmek istiyoruz hehehehe

  4. Öyle ücretli öğretmenliğe başlamak keşke kolay olsaydı. :) Onun belli kriterleri var. Öncelikle eğitim fakültesinden mezun olanları alıyorlar. Onu bulamazlara bölüm mezunu olup da pedagojik formasyonu olanları alıyorlar. Onu da bulamazlarsa direkt bölüm mezunu olanları alıyorlar. Yok onu da bulamazsa ne yapıyorlar bilmiyorum.

    Açıkçası ben Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan birisinin öğretmenlik yapmasına karşıyım. Yani bu işin eğitimini almış kişilere bu işi yaptırmalılar. Keza sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olan birisinin de Uluslararası İlişkiler bölümüyle alâkalı bir iş yapması pek doğru olmaz. Ben bölüm mezunu arkadaşların dahi (ki kendim de bölüm mezunuyum)öğretmenlik yaptırılmasına karşı iken -formasyon almayanların- böyle şeyleri kabullenemiyorum açıkçası. Çünkü öğretmenlik insanların öyle tahmin ettiği gibi kolay bir meslek değildir. Bugün o arkadaşınız çocuklardan herhangi birisine yaptığı ve önemsemediği en ufak bir hareketle çocuğun belki yıllar sonra karşılaşacağı bir sorun karşısında takındığı tavrı belirleyecektir. Belki çocuğun geleceği üzerinde olumsuz etkiler bırakacaktır. İşte pedagojik formasyon eğitiminde çocuklara nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğretiyorlar. Onlara karşı nasıl bir öğretmen tavrı sergilediğini vs.

  5. yok estğ.nekadar üzülmüş, ne kadar içerlemişsiniz ki, yazdığınızın farkına bile varmamışsınız baksanıza :)
    her ne kadar ferhat bey ile ihtilafa düşsekte-her konuda bu böyle-,silebilirsiniz artık o kelimeyi, inanın size yakışmıyor diye düşünüyorum :)

  6. @Kaan, eğitim fakültesi mezunu ve formasyon almış birisinin öğretmenlik yapması konusundaki görüşlerinize katılıyorum ancak burada bahsedilen olay istisnai bir durum. Eğer bu arkadaşım o köye öğretmen olmasa o köydeki çocuklar hiç öğretmen yüzü görmeden bir yılı geçireceklerdi. Bu daha mı iyi sizce?

    Kaldı ki eğer prensip olarak soracak olsanız ben eğitim fakültesi mezunlarının bile direk öğretmen olmalarına karşıyım. Her meslek için bu geçerlidir ancak öğretmenlik bu konuda en hayati konudur bence. Kişiliği oturmamış, üniversite son sınıfa gelmiş ama hala tuvalet kapısına yazı yazan birisinin okulu bitirip, kpssden yüksek puan alıp öğretmen olarak göreve başlaması ne kadar mantıklı peki? öyle öğretmen adayı tanıdıklarım var ki adam çocukları sevmiyor ama ilkokul öğretmenliği yapıyor. yine diyorum bu her meslek için geçerli bir durum ancak burada bahsettiğimiz öğretmenlik ve sizin de dediğiniz gibi çok önemli bir husus.

    üniversite mezunu birisi kendini iyi yetiştirmişse herhangi bir öğrenciye pekala faydalı olabilir. Normal bir öğretmenden daha iyidir ya da ona alternatiftir elbette diyemem ancak çocukların derslerinin boş geçmesindense derslerine böyle bir öğretmenin girmesi daha iyi değil midir. Formasyon eğitiminin içeriği, kapsamı hakkında bir bilgim yok ancak formasyon eğitiminin, sizin tasvir ettiğiniz veya olması gerektiği kadar öğretmen adaylarına “daha iyi öğretmen olmak” adına çok fazla birşey kattığından ben şüpheliyim. Formasyon eğitimini, aman ben öğretmen olacağım, çocuklara nasıl davranacağımı öğrenmem gerek düşüncesiyle alan bir öğrenci var mı ki. Bu iş tamamen öğrenci sevmek ve onlara bir şey verebilmek aşkıyla alakalı. Başka birşey değil.

    @guher, tamam, yazıyı düzelttim :)

  7. ”nekadar üzülmüş, ne kadar içerlemişsiniz ki, yazdığınızın farkına bile varmamışsınız”
    iyide şimdi değiştirdiğine göre..yeni hali
    ”Ben ne yaptım çakılıp kaldım bilgisayar başına”
    buradaki ruh durumunu tam kavrayamıyoruz okuyucu olarak.
    en azından o argo kelime ile içindeki ruh durumunu anlıyorduk
    ben olsam halt ettim gibi tabir kullanırdım onun yerine :)
    şimdi bu duruma göre üzüntüsünü veya isyanını anlayamıyoruz :)

  8. Guher haklı ama. konuşurken belki insanın ağzından çıkması garip olmayabilir ama yazıya döküldüğü zaman en azından bana tekrar okuduğum zaman garip geldi. ondan dolayı değiştirdi. onun yerine halet-i ruhiyemi yansıtacak farklı ifadeler bulmalıydım, haklısınız :)

  9. yaa kusura bakmayın da yine aklıma bir şey geldi yazmadan edemeyeceğim :)
    eskiden lise mezunları güvenlik görevlisi olmak için yarışırdı.şimdi bir bakıyorsun dışardan açıköğretimi bitirerek öğretmen oluyorlar ne günlere kaldık :)

  10. @suskun, eğer arkadaşınız orada görevlendirilmeseydi o okula mutlaka öğretmen atanacaktır. Büyük ihtimalle bu da eğitim fakültesi mezunu birisi ya da formasyon almış birisi olacaktır.

    İkinci paragrafta söylediklerinize aynen katılıyorum. Öğretmenlik gerçekten hata götürmeyecek bir meslektir. Tıpkı doktorluk gibi. En ufak bir hatada bir gencin geleceği ile oynamak söz konusudur. Gerçekten ama gerçekten öğretmenlik çok fazla dikkat gerektiren bir meslektir.

    Aslında öğrenciyi sevmek salt yeterli değildir. Siz öğrenciyi sever ancak ona doğru şekilde yaklaşmazsanız o ters tepecektir. Formasyon eğitimini alan herkes birebir bu mesleği layıkıyla yapar demiyorum. Ancak çocuğa nasıl yaklaşacağını kendini iyi yetiştirmiş bir üniversite mezunundan daha iyi bilir diyorum.

Yorum yapın

Name Email Website URI

Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.