Kaybetmenin verdiği huzur
Son iki yılımı bir düşününce çok iyi bir iki yıl geçirmediğimi farkettim. Elbetteki iyi şeylerimde oldu ama genel olarak hemen hemen her konuda başarısız olduğumu ve sahip olmaya çalıştığım herşeyi kaybettiğimi görüyorum. Son dört ay içerisinde iki iş fırsatını sadece istediğimden emin olamadığım için görmezden geldim.
Eğer çalınan kapılar açılmıyor ya da yanlış yollara açılıyorsa o zaman yanlış kapının tokmağına sarılmışız demektir. İnsan yolunu kaybettikten sonra yolların günahı nedir ki. En iyi öğüt insanın kendisine verdiği öğüttür der Çiçero. Zor zamanlarda bizi motive eden, moral veren elbette insanlar olacaktır ama en önemlisi insanın birşeylerin yoluna gireceğine, herşeyin düzeleceğine bizatihi kendisinin inanmasıdır. Tesadüflere inanmayan birisi olarak bu ruh haleti içerisinde bazı şeyleri değiştirmeye karar verdikten kısa bir süre sonra Apple Ceo’su Steve Jobs’ın yaptığı bir konuşmaya rastgeldim.
Bloglarda uzun uzun işlendiği için tekrar o konuşmaya yer vermek istemedim sadece konuşmanın bazı satırlarını yazmak istiyorum. Konuşmanın en çok dikkatimi cezbeden kısımlarından alıntılar yaptım. Yazının tamamına burdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca konuşmanın Türkçe altyazılı halini de izleyebilirsiniz. [1.bölüm,2. bölüm].Aynen Steve Jobs’ın söylediği gibi;başarılı olmanın ağırlığı yeniden başlamanın hafifliğiyle yer değiştirmişti. İnsan kaybettiğini kabul edip tekrar başlamaya cesaret edince gerçekten herşeye yeniden başlamanın o buruk heyecanını yaşıyor. Her insan hak ettiği kaderi yaşar. Nasıl bir kaderi hak etmek istediği de yine insanın kendi elinde.
..Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz; onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz. Noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor. Bir şeye güvenmelisiniz – tanrıya, cesaretinize, kaderinize, hayata, karmaya, herhangi bir şeye. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi hayatımı da bütünüyle değiştirdi.
O zaman farkına varmamıştım ama Apple’dan kovulmak başıma gelebilecek en iyi şey olmuştu. Başarılı olmanın ağırlığı yeniden başlamanın hafifliğiyle yer değiştirmişti, hiçbir şey hakkında eskisi kadar emin değildim. Hayatımın en yaratıcı dönemine girmek üzere özgürleşmiştim.Apple’dan kovulmamış olsaydım bunların hiçbirinin olmayacağından son derece eminim. Tadı çok kötü bir ilaçtı, ama sanırım hastanın da buna ihtiyacı vardı.Bazen hayat kafanıza bir tuğlayla vurur. Sakın inancınızı kaybetmeyin.
Devam etmeme sebep olan şeyin yaptığım işe olan aşkım olduğuna ikna olmuş durumdayım. Neyi sevdiğinizi bulmanız gerek. Ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi işiniz için de geçerlidir. İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız şeyi yapmanızdır. Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer. Henüz bulamadıysanız, aramaya devam edin.
Durulmayın. Tüm gönül meseleleri gibi, onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız. Ve her büyük ilişki gibi, seneler geçtikçe daha da güzelleşecek. Yani bulana kadar devam edin. Yılmayın.
On yedi yaşındayken, şöyle bir şey okumuştum:
“Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın.”
Bu cümle beni çok etkilemişti ve o günden bu yana, yani 33 yıldır, her sabah aynaya bakıp, kendi kendime hep şunu sordum: “Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağın şeyleri yapmak ister miydim?” Uzun süre art arda, “Hayır,” yanıtını verdiğimde, bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım.
İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları – tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.
Kaybedecek bir şeyler olduğu (tuzak) düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır. Zaten çıplak ve savunmasızsın. Yüreğinin sesini dinlememen için hiçbir neden yok.
Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki herşey ikinci planda.
“Aç Kalın, Budala Kalın (Stay Hungry. Stay Foolish).” [Alıntılar fikir atolyesi]
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.