‘Sinema’ kategorisindeki yazılar
0
My big fat greek wedding, Amerika’da yaşayan Yunanlı bir ailenin kızı ile Amerikalı bir genç kızın evlenme macerasını işleyen yeri geldiğinde komik yeri geldiğinde ise duygusal hal alan bir film. Filmde Yunanlı ailenin kızlarına karşı davranışları, evleneceği gence karşı olan önyargıları, aile içi bağları vs. bir Türk ailesinden çok farklı değil ve bu da filmi daha bir eğlenceli kılıyor. Özellikle aile babasının söz ve davranışları bu benzerliği daha bir belirgin hale getiriyor. Arada bize politik göndermeler olsada keyifli ve eğlenceli bir film. Musakka, baklava, portakal ve daha bir sürü tanıdık kelimeyi duymak mümkün.
Devamını okuyun
0
Seni benim nazarımda özel yapan ve bu denli önemli kılan nedir bilmiyorum ama seni seviyorum. Hem öyle alalade bir muhabbetle değil; çocuksu bir heyecan ve bir anne şefkatiyle seviyorum. Güzel değilsin, öyle insanı hülyalara salan gözlerin, rüzgarda dalgalanan saçların yok biliyorum ama olsun ben seni seviyorum ya. Beni sorarsan ne yakışıklıyım ne de öyle üstün meziyetlerim var. Ne sen sor bana nedenini ne ben anlatmaya çalışayım bu ruh halini sana. Ama bilmelisin ki seni seviyorum.
Sinemada konusu aşk olan filmlere baktığımız zaman dikkatimizi çeken ilk unsur filmin kahramanları olan kişilerin güzel veya yakışıklı olmalarıdır. Hareketleri çoğu zaman bir beyefendi veya hanımefendi edasındadır ve yeri geldiği zaman güzel ve ağır sözcükler kullanır ve sevgilerini göstermek için ise belki çoğumuzun hayatta yapamayacağı yollara başvururlar. Elbette bunun istisnasını teşkil eden film örnekleri de[...]
Devamını okuyun
4
Bu ara film konusunda farklı şeyler izlemek istiyorum. Her ne kadar seçici olup rastgele film izlememeye çalışsam da insan bazen farklı filmler izlemek istiyor. Farklı filmlerden kasdettiğim farklı kültürlere ait olan filmler. Bunu daha önce Yunan sinemasına ait bir kaç film izleyerek denemiştim ve açıkcası çokta güzel olmuştu. Bugün karar verdim ve bundan sonra ağırlıklı olarak uzak doğu sinemasına ait filmleri elimden geldiğince izlemeye ve blogda paylaşmaya çalışacağım. Hazır elimin altında birkaç tane filmim varken sırada bekleyen hem bunlarla başlamak daha iyi olur diye düşündüm hem de hep merak ettiğim uzak doğu kültürü hakkında belki az da olsa bilgi edinebilirim. Yine aklımda bir kaçtane yönetmen var bu konuda belki hususi o yönetmenlerin filmleri hakkında da birşeyler yazmaya çalışırım. Umarım güzel olur.
Devamını okuyun
6
“Benim adım Robert Neville. New York şehrinde hayatta kalan biriyim. Sesimi duyan biri varsa…herhangi biri. Lütfen. Yalnız değilsin”. Robert Neville çok başarılı bir bilim adamıdır, ama o bile tedavi edilemeyen, insan yapımı o korkunç virüsü kontrol altına alamamıştır. Her nasılsa virüse bağışıklık gösteren Neville, New York şehrinden, hatta belki dünyadan arta kalan yerde, hayatta kalmış tek insandır. Neville üç yıl boyunca inancını yitirmeden her gün telsiz mesajı göndererek, umutsuz bir şekilde, hayatta kalmış başka insanlar bulmaya çalışır. Ama yalnız değildir.
Belki de insanoğlunun son ve en iyi umudu olan Neville’i ayakta tutan tek şey kendine düşen görevi yerine getirme arzusudur: Kendi kanını kullanarak virüsün etkilerini tersine çevirecek bir tedavi bulmak. Ama karşısındakilere karşı sayıca az olduğunu bilmektedir… ve zamanı da hızla tükenmektedir[via]
Bu ay sonuna doğru vizyona girecek olan filmi[...]
Devamını okuyun
1
Etiketler:
Aidan Quinn,
Anthony Hopkins,
aşk,
Brad Pitt,
efsane,
film,
legends of the fall,
movie,
savaş,
Sinema,
western
“Kimi insan kendi içinden gelen sesi açık seçik duyar ve bu sese kulak verip yaşar. Böyle insanlar ya delirir ya da efsane olurlar.”
Legends of the fall, 1994 yapımı Jim Harrison’nın aynı isimli romanından sinemaya aktarılmış ve başrollerini Brad Pitt, Anthony Hopkins, Aidan Quinn‘nin paylaştığı en iyi görüntü oskarını almış olmanın yanı sıra bir çok ödüle aday gösterilmiş Edward Zwick imzalı bir film.
Albay William Ludlow Amerikan Hükümeti’nin Kızıl Derelilere karşı yaptıklarından rahatsızlık duyar ve buna daha fazla dayanamayarak yine bir Kızıl Dereli olan dostu Tek Bıçak (Gordon Tootoosis - One Stab) ve işçileri ile Montana’da büyük bir ev inşa edip yaşamaya başlarlar. Albay Ludlow’un 3 oğlu vardır; Tristan (Brad Pitt), Alfred (Aidan Quinn) ve en küçükleri Samuel (Henry Thomas). En büyükleri Alfred yaşına göre olgun davranışlar sergileyen her zaman[...]
Devamını okuyun