‘Sinema’ kategorisindeki yazılar

0

Bu Film Neden Böyle Bitti Şimdi

Çok merak ettiğim filmlerden birisiydi No Country For Old Man. Oscar adayı bir film olduğu için fırsatını bulup izlemeyi çok istiyordum. Nihayet bu akşam izledim. Üstelik sinevizyonda, elimde patlamış mısırla birlikte. Herşey güzel olmasına güzeldi. Ta ki filmin sonuna gelinceye kadar. Çok güzel bir şekilde giden film birden ,bana göre, sarpa sarmaya başladı.
Mar adentro, İçimdeki Deniz filminden tanıdığımız Javier Bardem rolünün hakkını veren bir performans sergilemiş. Psikopat rolünde hiç düşünemezdim bu adamı. Ama hakkını vermiş. Bu film üzerine çok şey yazacaktım ama filmin sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Son olarak filmdeki Tommy Lee Jones, ismine aldanmayın. Kendisini filmin bir başında bir de sonunda görüyoruz. Yine de izlenebilecek bir film.

Devamını okuyun
1

Ömür Dediğin Nedir Belki Birgün Belki Sonsuzluk Kadar

“Neden,anne hiçbir şey beklendiği gibi olmadı. Neden?Neden çürüyüp gider insan sessizce acıyla ihtiras arasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Kendi ana dilimi konuşma şansım varken neden bu kadar seyrek döndüm ülkeme? Kendi dilim varken…Hâlâ kayıp kelimeleri bulabilecek ya da sessizliğin içinden unutulmuş kelimeleri çıkarabilecekken. Neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde? Söyle bana, anne insan neden bilmez nasıl seveceğini? Bir gün, sana sormuştum: “Yarın ne kadar sürecek?”Cevap verdin bana: Sonsuzluk ve bir gün kadar.”

Devamını okuyun
0

Aşıklar Konçertosu

Bugün Aşıklar Konçertosu filmini izledim ve tek kelimeyle Koreliler bu işi biliyor dedirten bir filmdi. Çok iyi üç arkadaş arasındaki dostluk, arkadaşlık, kıskançlık ve en nihayetinde aşk temalarını oldukça samimi ve sıcak bir havada işleyen güzel bir Güney Kore filmi. Yeri geldiğinde insanı eğlendirsede sonlarına doğru tam bir dramaya dönüşüyor film ve izleyicide buruk bir tat bırakıyor. Uzakdoğu sinemasının belkide en çok hoşuma giden yönlerinden birisi bu, işlenen duygular yapmacıklıktan uzak ve oldukça samimi işleniyor ve kim ne derse desin bariz bir şekilde bizimle birçok konuda ortak duyguları paylaşıyorlar. Belki bundandır bilemiyorum ama bundan sonra elimden geldiğince uzakdoğu filmlerini izlemeye devam edeceğim. Filmin konusuna daha yakından bakacak olursak: 

Devamını okuyun
0

Feathers in The Wind, Basit Ama Hoş Bir Öykü

Feathers in the wind(Orjinal ismi Git), yeni film projesi üzerinde çalışırken aklına, on yıl önce sevgilisiyle birbirlerine verdikleri söz gelen yönetmenin(Jang Hyun-seong) hikayesi üzerine kurulu, oldukça basit ve sıradan bir konuya sahip olmasına rağmen izleyiciye hoş bir seyir keyfi sunan bir film. Eski sevgilisiyle verdikleri sözü tutmak üzere sevgilisiyle on yıl önce kaldıkları Biyang-do adasındaki motele gelir ve sevgilisini beklemeye başlar. Motelde tanıştığı ve kendisinden küçük olan Lee So-yeon ile birlikte hoş vakit geçirmeye başlayan yönetmenimiz bir taraftan iç muhasebe yaparken diğer taraftan Lee So-yeon  ile birlikte daha farklı bir bir insan olma yolunda ilerlemektedir.

Devamını okuyun
1

Acı Tatlı Şiir Gibi Bir Hayat

Güzel bir bahar günü bir öğrenci, esen rüzgardaki birkaç dala baktı. Ustasına sordu; “Dallar mı hareket ediyor Usta, yoksa hareket eden rüzgar mı?” Öğrencisinin nereyi gösterdiğine bile bakmayan Usta gülümsedi. “Hareket eden ne dallar ne de rüzgar. Hareket eden kalbin ve aklındır.” dedi.
Güney Kore sinemasından bu sefer deyim yerinde ise şiir gibi bir film izledim. A Bittersweet Life,güzel bir müzik, kaliteli bir oyunculuk ve en önemlisi gerek aksiyon sahneleri gerekse konunun işlenişiyle Kill Bill tadında çok güzel bir film.

Devamını okuyun