“İktibas” kategorisindeki yazılar

Çocukları İnsanlardan Çok Severim

Etiketler: , , , , , ,

Bir çocuk anısı… Sokakta hergün, her adım başında rastlanılan olaylardan bir tane. Olay da değil, üstelik bir anı bile değil, sıradan bir tablo…

Bende böyle çocuklarla ilgili ne kadar elde edilmiş, her biri yüreğin en duygusal bir sayfasına çizilmiş tablolar var. Büyük küçük şeyler, daha insanların, şu tanıya tanıya artık sevilmemeye başlanan insanların arasına karışmadıkları için sevilen bu melek örnekleri bende olağanüstü etkiler bırakır: Çocukları herhalde insanlardan çok severim; sanırım çocuklarımı kendi özbenliğimden fazla sevdiğim için…
İnsan, baba, özellikle babalıkta korkunç vuruşlarla uğramış bir baba, işte şu satırları yazarken, çocuklardan söz ederken yüreğinde masum mezarların acılı iniltisi inleyen bir baba olursa, çocuklara bir başka etkilenme bakışıyla bakıyor; onların yaşayışını bir başka duygulu yüreklerle değerlendiriyor.

Çocuklara; bütün insanlar gibi talihsiz olmaya mahkum iken dünyanın eğlence sanılan şeylerine şaşkınlıkla dolu gözlerini gülümseyen, yarın dikenlerin[...]

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 6 Kasım 2008 tarihinde yazıldı. - 3 Yorum

İnsan Kendini Bir An Unutabilse…

Etiketler: ,

Ah, insanlar niçin herşeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, herşey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kışkançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları…

Peyami Safa, Fatih Harbiye sy. 103

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 5 Kasım 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

Samuel Beckett; Umuda Borcu Olmayan Yazar

Etiketler: , ,

…Her gece dua eder gibi yazan Kafka da, yazmayı bir olanaksızlık olarak görür. Onun için de yaşamın karşısında kaleminden çıkan zavallı sözcüklerin hiçbir ağırlığı yoktur. Beckett, bu noktada, eğer deyiş yerindeyse, Kafka’yı ’sollar’. Yaşamın bir anlamı olmadığı için olanaksız değildir yazmak, dil ile gerçeklik hiçbir zaman örtüşmediği için olanaksızdır. Bu nedenledir ki, Kafka’dan farklı olarak, tüm öyküleri, romanları, oyunları paradokslarla örülüdür. Kafka, en olmayacak olayı gerçekmiş gibi ‘anlatır’. Beckett ise en sıradan günlük bir olayı anlatırken ‘anlatmaz’. Molloy şöyle biter: “Geceyarısı. Yağmur camları kırbaçlıyor. Geceyarısı değildi. Yağmur yağmıyordu.” Valery, hiçbir zaman ‘Markiz saat beşte evden çıktı’ cümlesiyle başlayan bir roman yazmayacağını söylemişti. Alışılagelene, klişeye karşı bir tepkiydi bu. Oysa, Beckett bir öyküsüne ya da romanına, ‘Markiz’ hariç böylesi bir cümleyle başlayabilir, ardından, ‘Saat beş değildi. Evden çıkan da olmadı’ diye[...]

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 3 Kasım 2008 tarihinde yazıldı. - 2 Yorum

Barış Gazeteciliği

Etiketler: , , , , ,

Doç Dr. Süleyman İrvan tarafından yazılan “Barış Gazeteciliği” adlı makale, yurtdışında bu alanda yapılmış olan çalışmalar ışığında bu gazetecilik tarzına ışık tutacak nitelikte oldukça güzel bir yazı. Yazının devamında bir kısmını bulabileceğiniz bu makaleyi sadece “gazetecilik” nazarıyla okumaktansa çevremizde olup biten olayları değerlendirmede başvuracağımız kriter ve hassasiyetler olarak görüp öyle değerlendirmek eminim çok daha faydalı olacaktır. Oldukça ilginç ve bir o kadar da doğru tespitlerin yer aldığı bu makalenin tamamına burdan ulaşabilirsiniz. Özellike “gazeteci tarafsız olamaz ve olmamalıdır da ancak önemli olan neye, nasıl taraf olduğudur” teması oldukça orjinal bir yaklaşım olmuş.

Barış gazeteciliği, çözüm gazeteciliğidir

Barış Gazeteciliği’ni basitçe barış yanlısı gazetecilik olarak tanımlamak yeterli değildir. Barış Gazeteciliği, çatışmaları şiddete başvurmadan ortadan kaldırmak için çözüm arayan gazetecilik anlayışıdır. Jake Lynch, barış gazeteciliğini, çatışmaların tüm taraflarını ve tüm sorunları tartışma masasına getiren ve sadece[...]

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 1 Kasım 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

Söylemeye Değer Şeyler

Etiketler: , , , , ,

Anlatacaklarım var! Vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. Söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. Belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sade, ama sade anlatmak için… Sen anlat dedi Tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat istemeden anlat… Çünkü bir mükafattır artık bir anlatıcıya doğru düzgün anlaşılmak! Sen anlat dedi… Sen sade anlat! Umudu hatırlatsın diye umutsuzluğu, çareye yol açsın diye çaresizliği anlat… Ders verme dedi kimseye, çünkü hoca denmez öğrenmesini bitirene! Çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa… Sen anlat dedi bana Tanrı, sen sade anlat…

Bana Bir Şeyhler Oluyor

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 2 Ekim 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

İrtibat

Rss abonesi olun

Rss abonesi olarak yeni yazılardan kolayca haberdar olun. Rss okuyucu kullanmıyorsanız email listeme abone olun. Yeni yazılar email adresinize gelsin!

Okuduklarım

Hasan Yılmaz

Hasan YılmazLinux kullanmasını ve açık kaynak yazılımları sevdiğini düşündüğüm ve yakın zamanda linux kullanmaya başlayacak birisi olarak bilgi ve tecrübesinden istifa edeceğime inandığım, Türkçe'nin doğru kullanımına özen gösteren, daha sık yazı yazmasını beklediğim günlük yazarı.

Diğerleri