‘Hayata Dair’ kategorisindeki yazılar
0
Son iki yılımı bir düşününce çok iyi bir iki yıl geçirmediğimi farkettim. Elbetteki iyi şeylerimde oldu ama genel olarak hemen hemen her konuda başarısız olduğumu ve sahip olmaya çalıştığım herşeyi kaybettiğimi görüyorum. Son dört ay içerisinde iki iş fırsatını sadece istediğimden emin olamadığım için görmezden geldim.
Eğer çalınan kapılar açılmıyor ya da yanlış yollara açılıyorsa o zaman yanlış kapının tokmağına sarılmışız demektir. İnsan yolunu kaybettikten sonra yolların günahı nedir ki. En iyi öğüt insanın kendisine verdiği öğüttür der Çiçero. Zor zamanlarda bizi motive eden, moral veren elbette insanlar olacaktır ama en önemlisi insanın birşeylerin yoluna gireceğine, herşeyin düzeleceğine bizatihi kendisinin inanmasıdır. Tesadüflere inanmayan birisi olarak bu ruh haleti içerisinde bazı şeyleri değiştirmeye karar verdikten kısa bir süre sonra Apple Ceo’su Steve Jobs’ın yaptığı bir konuşmaya rastgeldim.
Bloglarda uzun uzun işlendiği[...]
Devamını okuyun
2
Hayat sadece siyahla beyazdan ibaret değil. Bu iki rengin arasında ara renklerin ve bilhassa grinin de olduğunu unutmamam lazım. Her konuda bu kadar net bir tavır sergilemek, kesin ifadeler kullanmak acaba ne kadar doğru bunu ciddi manada düşünmekteyim. İnsanda biraz esneklik payı olmalı. Bu kadar mükemmelliyetçi olmamam lazım.
İnsan ne kadar çok şeye sahip olursa ve bunları kontrol altına almaya çalışırsa kendini bana kalırsa o kadar güçsüz duruma sürüklüyor demektir. Kaygılandığım birşey olmadığı zaman kendimi daha rahat hissediyorum. Sanırım bu benim biraz saplantılı bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Vazgeçmek ne demek bilmiyorum açıkcası. En son neden vazgeçtin diye sorulacak olsa oturup ciddi düşünmem lazım.
Dün çok sevdiğim bir dostumdan bir günlüğüne de olsa ayrı kaldım. Bugün tekrardan onu gördüğüm için çok mutluyum. Benim için çok kıymetli olduğunu bir kez daha anladım.[...]
Devamını okuyun
3
Lisede yatılı okuduğum dönemde gecenin bir vakti milleti gaza getirmiş ve en çok kim su içebilir yarışması yaptırmıştım. Sonrasında matematik hocamı da bu işe sokmuş ve 2.5 litre suyu aç karnına güzel bir içirmiştim. Bazı arkadaşlar tabiri caizse çatlayacaklardı neredeyse. Benim lise zamanında oynadığım bu oyun meğer çok tehlikeli bir oyunmuş.
Ama bu oyunu tek oynayan ben değilmişim. California’dan Jennifer Strange adındaki vatandaş “Hold Your Wee for a Wii” adlı radyo yarışmasına katılmış ve yarışmanın sonunda evinde ölü bulunmuş. Yarışmanın konusu en uzun süre tuvalete gitmeden en çok su içmekmiş. Kazanana ise yeni nesil oyun konsollarından Wii Nintendo hediye edilecekmiş. Anlayacağınız 28 yaşındaki bu genç hanım Wii kazanabilmek için genç yaşta hayatını kaybetmiş. Kadının yapılan tetkik sonucunda ölüm nedeni; Water intoxication (su zehirlenmesi) olarak belirlenmiş. Nedir bu hastalık derseniz kısaca[...]
Devamını okuyun
2
Bazı duygular vardır ki hangi dilde ifade ederseniz edin aynı hüznü, aynı hicranı hissedebilirsiniz. Eğer bu bahsettiğimiz duygu birini hiç haberi olmadan kendinizden bile çok sevmekse söyleyecek sözünüz daha bir derin daha bir keder yüklü olur. Did you ever know that you’re my hero? sözünün hiç muhatabı olamadığınız için müteessir olmakla beraber yaşadığınız güzellikler için hem bunun müsebbibine hem bunu veren Rabb’inize teşekkür edersiniz. Did you ever know that you’re my hero? sözünün geçmiş zamanda söylenmiş olması herşey için aslında çok geç olduğunu ve herşeyin artık hoş bir anı ve derin bir iç çekiş olduğunun da göstergesidir. Mutluluktan havalara uçmanın ne olduğunu hissettiğiniz günleriniz olmuş ve artık o günler size ufukta belli belirsiz beliren bir liman kadar uzak geliyorsa bu şarkı size göre. Buyrun;
Devamını okuyun
3
“…bir gece uyandıkça yanımda görmek için seni,
bin kere uyudum…
sabah yola çıkmalı,
durup eşyayı dinlemekten iyidir yola çıkmak…” Ece aksoy
Son zamanlarda akşamüstü kendimi dışarı atmanın yollarını arıyorum. Haliyle nere gitsem ne yapsam diye düşünürken evin yakınındaki bir otobüs durağını keşfettim. Gayet şık ve konforlu, aydınlatma sorunu yok. Ama kışın fena halde soğuk olacak bir durağa benziyor. Gelip geçen insanları seyrediyorum da herkesin bir acelesi var. Sormadan edemiyorum kendime ne bu acele. Evde sizi dört gözle bekleyen çocuklarınız için mi, dilinde sitem olmadan götürdüklerinize şükredecek bir eş için mi, vuslatını beklediğiniz bir yar için mi, vaslına ermek istediğiniz bir Rab için mi. Sahi kaçımızın artık böyle huzurlu ve içinde yaşanılası şeyler barındıran bir hayatı var.
Farkına vardığım tek şey acele etmem gereken pek birşeyim olmadığı. Gelip geçen otobüslere baktığımda[...]
Devamını okuyun