‘Hayata Dair’ kategorisindeki yazılar
Hayata Dair 29 Mayıs 2008
3
Dünyada her varlık başkadır ama bilmem ki annenin yeri tutulabilir mi. Tamamen yaratılışlarından kaynaklanan bazı özellikleri var. Tarif edilemez belki ama bir annenin çocuğuyla olan ilişkisindeki farklılık çok derinden hissedilebilir.
Annemin, aslında bütün annelerin, beni en çok şaşırtan yönü bana ve şüphesiz diğer çocuklarına karşı olan hissiyatıdır. Annem üzülmesin diye ondan ne kadar birşeyleri saklamaya çalışsam da, içine doğuyor derler ya işte aynen öyle, biz söylemeden herşeyi bana kendisini anlatır, senin şöyle şöyle bir sıkıntın var der.
Hiç unutmuyorum önceki yıl kız arkadaşımla ayrılmıştık ve hakikaten zor bir zaman geçiriyordum. Ayrılığın üzerinden henüz bir iki gün geçmişti ve anneme söylememiştim. Bu mevzuyla alakalı olarak çok bunaldığım bir anda telefonum çaldı, arayan annemdi. Henüz tek kelime bile etmemişken bana direk, “oğlum hakkınızda hayırlısı olur inş. Kendini çok üzme” dedi. Annem dahil[...]
Devamını okuyun
Hayata Dair 16 Nisan 2008
4
Etiketler:
Barışmam,
farklılık,
Hatıra,
huzur,
ideoloji,
komünizm,
Mustafa Yıldızdoğan,
politika,
Samurai-X,
şarkı,
Sevda Değil,
sevmek,
siyaset,
solcu,
sosyalist,
Zülfü Livaneli
Hayatta belli bir fikre veya ideolojiye hapsedilemeyecek kadar güzel ve güzel olduğu kadar da her insan tarafından hissedilip, ifade edilebilecek öyle duygular var ki böyle duygulara neden ve nasıl sınır çizilmeye çalışılır hiçbir zaman anlayamadım.
Hiç unutmuyorum lise son sınıfta, sınıfta yüksek sesle Zülfü Livaneli‘nin Sevda Değil şarkısını söylemiştim. Aklıma geldikçe bazen kendi kendime mırıldanıyorum hala. Bu şarkıyı söyledikten sonra yurttan oda arkadaşım bana ve en iyi dostum olan Raci’ye “siz sosyolist” olmuşsunuz demişti. Hatta daha sonra iyice ileri gidip siz “gomonossunuz yavrum” bile demişti. Hakkını teslim edeyim arkadaşın içerisinde zerre kötülük yoktu bu konuda, herhangi bir art niyetle veya bizi aşağılamak için de böyle bir şey yapıyor değildi. O sadece çevresinde gördüğü, duyduğu ve adını bile doğru telaffuz edemediği, kafasında yer edinen basma kalıp damgayı bize vurmuştu; biz de[...]
Devamını okuyun
Hayata Dair 12 Şubat 2008
2
Çocukken bir arkadaşımla kavga etsem veya birisine çok kızsam annem beni karşısına alır ve yaptığımın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırdı. Annem, her zaman eğer birisi için çok kötü şeyler düşünürsen yavaş yavaş kalbin kararmaya başlar ve bir süre sonra kimse için iyi şeyler düşünememeye başlarsın derdi.
Hayatın olanca karmaşası içerisinde bazen öyle şeyler yaşıyoruz ki içimizde kimi zaman öfke, kimi zaman kırgınlık, kimi zaman derinden edilen bir sitem birikebiliyor. Bir insanın kendini gerçekten huzurlu hissedebilmesi ise bütün bu olumsuz duygulardan arınabilmesine bağlıdır. Canımızı çok derinden yakan bir mevzuya bile geriye dönüp baktığımızda acı da olsa tebessüm edebiliyorsak o zaman bulunduğumuz zamanda huzurlu bir şekilde hayatımıza devam edebililiyoruz demektir. Aksine, geçmişteki birşey takılıp kalmış ve zaman geçmesine rağmen hala aynı öfke, kızgınlık veya sitemi içimizde barındırıyorsak o zaman huzuru bulmamız çok zordur.[...]
Devamını okuyun
Hayata Dair 11 Şubat 2008
1
For a long time it had seemed to me that life was about to begin - real life. But here was always some obstacle in the way, something to be gotten through first, some unfinished business, time still to be served, or a debt to be paid. Then life would begin. At last it dawned on me that this was my life. This perspective has helped me to see that there is no way to happiness. Happiness is the way
Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı. Bu bakış açısı mutlu olmak için bir yol[...]
Devamını okuyun
1
Fanteziler gerçekdışı olmak zorundadır. Çünkü istediğiniz şeyi elde ettiğiniz anda artık onu istememeye başlarsınız. İsteğin devam edebilmesi için objesinin sürekli olarak eksik kalması gerekir. İstediğiniz o şey değil onun fantezisidir. İstek çılgınca fantezileri destekler.”Sadece gelecekteki mutluluğumuzun hayalini kurarken gerçekten mutlu oluruz.” derken Pascal’ın anlatmak istediği de buydu. Bu nedenle “Avlanmak, öldürmekten daha zevklidir.” deriz ya da “Ne dilediğine dikkat et” ona sahip olacağın için değil ona sahip olduğun zaman artık onu istemeyeceğin için. Lacan’ın verdiği ders şu: İstekleriniz doğrultusunda yaşamak sizi asla mutlu etmez.
Gerçek anlamda insan olmak demek fikirler ve idealler için yaşamak demektir. Hayatınızı istediklerinizin ne kadarını elde ettiğinizle değil yaşadığınız samimiyet, şefkat ve özveri anlarıyla ölçün. Çünkü sonunda kendi hayatlarımızı önemli kılmanın tek yolu diğer insanların yaşamlarına değer vermektir. The Life of David Gale, David Gale.
Bunu duyduktan[...]
Devamını okuyun