‘Hayat-Memat’ kategorisindeki yazılar

05
Temmuz
2008

Her Zaman Başkaları Kötüdür

Üç yıl önce ingilizce kursuna gittiğim bir dönemde ingiliz vatandaşı olan bir hocamız vardı. Sınıfta öylesine muhabbet ederken laf döndü dolaştı İngiltere ve Türkiye arasındaki farka geldi. Bir İngiliz genciyle Türk genci arasındaki farkları sayarken söylediği şeylerden birisi çok ilginçti.
Dedi ki “ben İngiltere’de birisine desemki Prenses Diana kimdir, nasıl biridir o kişi, Prenses Diana’nın ne kadar iyi birisi olduğundan, yardımseverliğinden vs bahseder ve ölümüne en son değinir. Ancak eğer Türkiye’de birisine bunu soracak olsam diyeceği ilk şey Prenses Diana ölmedi öldürüldü olur. Yani siz komplo teorilerini çok fazla seviyorsunuz.”
Prenses Diana’nın İngiliz olmasından ötürü bir ingiliz vatandaşının onunla ilgili konulara daha hakim olması ve yukarıdaki gibi bir değerlendirme yapması normaldir. Neticede biz Prenses Diana ismini daha çok ölümünden sonra ve ölümüne yönelik olarak yapılan tartışmalar aracılığıyla duyduk. Böyle olmakla birlikte hocanın yapmış[...]

Devamını okuyun
04
Haziran
2008

Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa

Kuzey İrlanda’da bir vaiz, kilisede vaaz verirken şöyle der: “İlerde, ortalığı ağlamalar ve acılar kaplayacak, diş ve tırnakla mücadele etmek gerekecek.” Küçük bir hanımefendi der ki “Vaiz efendi, vaiz efendi, ama benim dişlerim yok”. Vaiz cevap verir: “Merak etmeyin küçük hanım, dişler tedarik edilecektir!” Eğer bu vaizin tasvir ettiği dünyada şuan bulunmuyorsak bilmem ki dünyanın içinde bulunduğu hali başka nasıl tasvir edebiliriz. Öyle bir dünyadayız ki kötülükleri bertaraf etmek için diş ve tırnakla mücadele etme mecburiyetindeyiz. Dünya nasıl değişebilir?
Yüzyıllar boyunca tartışılıp birçok fikri ve siyasi akıma konu olmuş bir meseleye şüphesiz cevap verebilecek kişi ben değilim. Eğer bu dünyayı içinde yaşayan her bir birey, insanlar değil, her bir fert değiştiremeyecekse kim değiştirebilir o zaman. Pay it forward filmini hatırlarsınız orda şöyle demektedir: ”Dünyayı değiştirecek bir fikir bul ve onu harekete[...]

Devamını okuyun
29
Mayıs
2008

Anne Hissiyatı

Dünyada her varlık başkadır ama bilmem ki annenin yeri tutulabilir mi. Tamamen yaratılışlarından kaynaklanan bazı özellikleri var. Tarif edilemez belki ama bir annenin çocuğuyla olan ilişkisindeki farklılık çok derinden hissedilebilir.
Annemin, aslında bütün annelerin, beni en çok şaşırtan yönü bana ve şüphesiz diğer çocuklarına karşı olan hissiyatıdır. Annem üzülmesin diye ondan ne kadar birşeyleri saklamaya çalışsam da, içine doğuyor derler ya işte aynen öyle, biz söylemeden herşeyi bana kendisini anlatır, senin şöyle şöyle bir sıkıntın var der.
Hiç unutmuyorum önceki yıl kız arkadaşımla ayrılmıştık ve hakikaten zor bir zaman geçiriyordum. Ayrılığın üzerinden henüz bir iki gün geçmişti ve anneme söylememiştim. Bu mevzuyla alakalı olarak çok bunaldığım bir anda telefonum çaldı, arayan annemdi. Henüz tek kelime bile etmemişken bana direk, “oğlum hakkınızda hayırlısı olur inş. Kendini çok üzme” dedi. Annem dahil[...]

Devamını okuyun
16
Nisan
2008

Birbirimizi Sevmek Bu Kadar Zor Mu

Hayatta belli bir fikre veya ideolojiye hapsedilemeyecek kadar güzel ve güzel olduğu kadar da her insan tarafından hissedilip, ifade edilebilecek öyle duygular var ki böyle duygulara neden ve nasıl sınır çizilmeye çalışılır hiçbir zaman anlayamadım.
Hiç unutmuyorum lise son sınıfta, sınıfta yüksek sesle Zülfü Livaneli‘nin Sevda Değil şarkısını söylemiştim. Aklıma geldikçe bazen kendi kendime mırıldanıyorum hala. Bu şarkıyı söyledikten sonra yurttan oda arkadaşım bana ve en iyi dostum olan Raci’ye “siz sosyolist” olmuşsunuz demişti. Hatta daha sonra iyice ileri gidip siz “gomonossunuz yavrum” bile demişti. Hakkını teslim edeyim arkadaşın içerisinde zerre kötülük yoktu bu konuda, herhangi bir art niyetle veya bizi aşağılamak için de böyle bir şey yapıyor değildi. O sadece çevresinde gördüğü, duyduğu ve adını bile doğru telaffuz edemediği, kafasında yer edinen basma kalıp damgayı bize vurmuştu; biz de[...]

Devamını okuyun
12
Şubat
2008

Yılların İçimizde Bıraktıkları

Çocukken bir arkadaşımla kavga etsem veya birisine çok kızsam annem beni karşısına alır ve yaptığımın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırdı. Annem, her zaman eğer birisi için çok kötü şeyler düşünürsen yavaş yavaş kalbin kararmaya başlar ve bir süre sonra kimse için iyi şeyler düşünememeye başlarsın derdi.
Hayatın olanca karmaşası içerisinde bazen öyle şeyler yaşıyoruz ki içimizde kimi zaman öfke, kimi zaman kırgınlık, kimi zaman derinden edilen bir sitem birikebiliyor. Bir insanın kendini gerçekten huzurlu hissedebilmesi ise bütün bu olumsuz duygulardan arınabilmesine bağlıdır. Canımızı çok derinden yakan bir mevzuya bile geriye dönüp baktığımızda acı da olsa tebessüm edebiliyorsak o zaman bulunduğumuz zamanda huzurlu bir şekilde hayatımıza devam edebililiyoruz demektir. Aksine, geçmişteki birşey takılıp kalmış ve zaman geçmesine rağmen hala aynı öfke, kızgınlık veya sitemi içimizde barındırıyorsak o zaman huzuru bulmamız çok zordur.[...]

Devamını okuyun