‘Havadan-Sudan’ kategorisindeki yazılar
Havadan-Sudan 11 Mayıs 2008
2
2003 yılında, herkesin malum olduğu üzere ile gerçek ve tüzel kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarına başvurarak çeşitli konularda bilgi almalarını kolaylaştırmak ve ondan da önemlisi şeffaf bir yönetim anlayışı sağlamak için 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu çıkarıldı.
Ben kasım 2007′de Tübitak‘a internet üzerinden bilgi edinme başvurusunda bulunmuştum. Aradan çok uzun zaman geçmesine karşın olumlu veya olumsuz herhangi bir cevap alamamıştım. Taki ocak 2008′e gelinceye kadar. Birgün posta kutuma “başvurunuz işleme alınmıştır” diye bir email geldi. Önce çok şaşırdım aradan bu kadar zaman geçtikten sonra mı işleme alıyorlar diye.
Daha sonra emailin başlık kısmını kontrol ettiğimde emailin bana ilk başvuruyu yaptığım kasım ayında gönderildiğini farkettim ama benim mailime ocak ayında geldi. Nasıl olduğunu anlamamakla beraber zaten daha sonra bahsedeceğim gibi bir önemi de kalmamıştı. Ben zaten soğuk suyu çoktan içmiştim.
Derken bir ay sonra[...]
Devamını okuyun
Havadan-Sudan 29 Mart 2008
9
Çocukların bazı konularda çok garip tespitleri olduğu malumdur. Geçende düşündüm ben neleri kavrayamazdım çocukken diye ve aklıma bir atasözü geldi. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözünü uzun bir süre çözememiştim ne demek istemiş bu atalarımız diye. Ne zaman bu atasözünü duysam aklıma hep şu sorgu ve sual gelirdi. Birincisi ben arkadaşımın adını sana niye söyleyeyim. İkincisi söylesem bile sen nerden tanıyacaksın ki! Uzun süre bu sorularla yaşadım sanırım. Çok mu saftım ne.
Ben yine iyim aslına bakılırsa. Iğdırlı bir arkadaşım var ve o küçükken dünyanın bir ucunun Iğdır olduğunu düşünürmüş. Gerçek dünyayı haritadaki gibi sanan bu arkadaşım Iğdır’dan öteye gidildiği zaman dünyadan aşağı düşüleceği gerçeğine kendini inandırmış. İlk söylediği zaman çok ama çok gülmüştüm.
Anaokuluna giden yeğenime öğretmeni eve gidince şimdiye kadarki cumhurbaşkanlarımızın isimlerini öğrenmesini söylemiş. Akşam eve[...]
Devamını okuyun
Havadan-Sudan 28 Mart 2008
5
İstanbul Üniversitesi’inden mezun olmuş bir arkadaşımla konuşurken bir arkadaşının Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’yla alakalı bir tesbitini aktardı. Arkadaşın yaklaşımını çok orjinal ve kayda değer buldum. Alemdaroğlu’nu seven birisi çıkıp onu savunacak olsa herhalde bu kadar iyi anlatamazdı. Arkadaş demiş ki;
Kemal Alemdaroğlu birçok kimsenin düşündüğünün aksine ülkemizde akademik hayatın gelişmesi ve daha iyi bir üniversite ortamının oluşması için son derece gayret göstermiştir.İstanbul Üniversitesi’ndeki rektörlüğü döneminde, kendisine karşı olan veya herhangi bir konuda muhalif düştüğü öğretim üyelerini sağcı, solcu,dinci,kemalist veya komünist olmasına bakmamızın* üniversiteden uzaklaştırmış veya ayrılmaları yönünde baskı yapmıştır. Başta hukuk fakültesi olmak üzere sosyal bilimlerdeki birçok hoca üniversiteden ayrılmak durumunda kalmıştır. Hatta bu dönemde Prof. Dr. Hüseyin Hatemi’nin kedileri bile zehirlenmiştir. Bütün bu uygulamaların yapıldığı dönemde işin mahiyetini anlamayan daha doğrusu ileri görüşlü olmayan kimi çevreler tarafından bu uygulamalar[...]
Devamını okuyun
2
Uzun zamandır dizüstü bilgisayar kullanıyorum ayrıca birçok kişiye de dizüstü bilgisayar alırken ya yardım ettim ya da bizzat kendim satın alıp onlara verdim. Dizüstü bilgisayar satın almakla ilgili önerilerimi başka bir yazıya bırakacak olursak dizüstü bilgisayar kullanırken nelere dikkat etmek gerekir bu konuda kendi tecrübelerime dayanarak bazı hususlardan bahsetmek istiyorum.
Dizüstü Bilgisayarların Pilsiz Kullanımı: Dizüstü bilgisayarlarda en çok tartışılan hususlardan birisinin kullanıma bağlı olarak bir süre sonra tükenen lion pillerdir. Birçok kimse pil tükenmesini önlemek için bilgisayarın pilini çıkararak kullanmayı tercih ediyor hatta bazen bu yönde tavsiyelerde bulunanları da görüyorum. Bana göre dizüstü bilgisayarları pilsiz çalıştırmak oldukça tehlikeli birşey çünkü dizüstü bilgisayarın güç kaynağı ve en önemlisi güç dengeleyicisi pilidir. Pilini çıkardığınız bir makina ani elektrik dalgalanmasında veya elektrik kesintisinde anakartını veya diğer önemli bir parçasını yakma potensiyeline sahiptir. Bu gibi parçaların tamiri ise oldukça[...]
Devamını okuyun
Havadan-Sudan 10 Mart 2008
4
İnternette dolaşırken farkında olmadan yaptığım birşeyi farkettim. Bir siteye girdiğim zaman ister istemez tasarımına dikkat ediyorum ve inanmazsınız ama tasarımının kötü olduğunu düşündüğüm siteyi hemen kapatıyorum. Maalesef bu özellikle blog sayfaları için geçerli. Kendi temam ne kadar güzel bilemem ama bazı blogların tasarımı gerçekten çok kötü ve insanın gözünü yoran bir tipografiye sahip.
Renk seçimi, menülerin yeri ve bilgisayar başından uzun zaman geçiren birisi olarak en önemli gördüğüm şey olan tipografi. Bu üçü düzgün bir şekilde bir araya gelmediği zaman içerik istediği kadar kaliteli olsun insanın gözünde olumsuz bir izlenim bırakıyor. Bu bahsettiğim konularda en önemli gördüğüm husus tipografi; sitede yer alan yazıların rengi, yazı karakteri, yazı boyutu vs. Bir de zaten zor okunan yazılar, açık ve gözalıcı renklerle döşenmiş bir tasarıma konuldu mu işte o zaman blog okumak benim için[...]
Devamını okuyun