‘Halet-i Ruhiye’ kategorisindeki yazılar

26
Mayıs
2008

Niçin Ve Nasıl Yazarız, Yazmayı Neden Bırakırız

Genellikle yazarlar için sorulan ve aslında cevabı olmayan bir sorudur. Neden yazıyorsunuz sorusunun cevabı bir nebze olsun verilebilir fakat nasıl yazıyorsunuz sorusunun cevabı bilmem ki verilebilir mi. İzleyenleriniz varsa Yılmaz Erdoğan’nın Cebimdeki Kelimeler oyunuyla tam olarak bunu ifade etmeye çalıştığını hatırlarsınız. Bizi yazmaya iten belli sebepler varsa o zaman bu sebepler ortadan bir ihtimal kalkarsa yazmayı bırakır mıyız yoksa zaman içerisinde yazmak artık hayatımızın bir parçası, bir ihtiyacı haline gelmiş mi olur.
Bir insan durduk yere birşeyler karalamaya başlamaz elbette. Yazmaya başlamanın bir arka planı vardır, sebebini insanın kendisinin bile bilemeyeceği bir birikmişlik, belki birşeylere tepki ve herşeyinde ötesini kendini ifade edebilme imkanı.. ama mutlaka daha derin anlamlar vardır. Blogda yazdığım yazılara bakınca aslında yazmak istediğim birçok yazıyı es geçtiğimi hissettim. Gerçekten hissederek yazmadığım hiçbir yazım olmadı fakat çok kişisel bulduğum için[...]

Devamını okuyun
08
Mayıs
2008

Trenleri Kaçırdım, Yanlış Duraklardayım

Hayatta hiçbirşey için belki geç değildir lakin öyle şeyler var ki insan zamanında, vakti varken yapmalı. Eğer birşeyleri geri alıp herşeye yeniden başlayacak olsaydım çok iyi bir öğrenci olmakla işe başlardım. İlkokul sonrası okul hayatıma baktığım zaman ne kadar kötü bir öğrenci olduğumu çok net görebiliyorum. İyi öğrencilikle kasdettiğim başarılı olmak değil. Okuduğum bütün okullarda çok başarılı oldum, belki birçok kişi için örnek alınacak birisiydim ya da elle gösterilen parlak bir öğrenci.
Aslında öğrencilik hayatımın ileride bana pahalıya mal olacağını lise son sınıfta anlamıştım. O zaman benden öss‘ye çalışma taktikleri isteyen ve okula yeni başlayan bir çocuğa belki o zaman anlamadığı ama şimdi beni daha iyi anladığından emin olduğum şu sözü söylemiştim.
Öğrencilik bir trendi ve ben bu treni çok zaman  önce kaçırdım ondan beri hep yanlış duraklarda dolaşıyorum. Sen daha yolun[...]

Devamını okuyun
29
Nisan
2008

Büyük Hayallerim Vardı Benim

İnsan büyüdükçe daha idealist olur sanırdım. Kendimi lise yıllarında hayal ediyorum da o zamanlar daha idealist düşüncelerim varmış. Belki birçoğu sağlam bir temelden yoksun sadece gençliğin vermiş olduğu ütopik hislerdi ama en azından daha samimi ve daha kirlenmemişti.
Bir yola girmeye niyetlenmekle o yolda ilerlemek birbirinden hem nitelik hem de zorluk olarak çok farklı iki aşama insan hayatında. Herkes bir yola girip güzel şeyler yapmak, faydalı şeylerin altına imza atmak ister ama herkes bu yolda karşılacağı meşakkatlere katlanmak istemez. Bir nevi bu yoldaki mesafe ve süreç, insanı korkutur ve çoğu zamanda insanın vazgeçmesine sebep olur.
Düşündüğü şeylerde kararlılığını kaybetmemek, ideallerinin peşinde koşabilmek yaştan ziyade duygu ve samimiyetle alakalı birşeymiş bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Herşeyin daha çok başındayken,lise yıllarında, tereddütsüz bir şekilde “ne iş yaptığım o kadar önemli değil benim için, önemli olan[...]

Devamını okuyun
15
Nisan
2008

Ahmet Arif vs Sigara Dumanı

Sigara kullanan birisi değilim. Bunun en temel sebeplerinden birisi çocukluğumdan beri sigara dumanına karşı duyduğum aşırı rahatsızlık. Gerçi zamanla yanımda sigara içen arkadaşlarım sayesinde bu rahatsızlığım bir nebze olsun azalmasına karşın sigara içmememdeki en büyük sebep babama bu konuda verdiğim söz. Ortaokuldan sonra yatılı olarak liseye başlayacağım zaman babam, oğlum ne yaparsan yap ama sakın sigaraya musallat olma, sana gönderdiğim parayı ister yırt istersen dilediğin gibi harca ama sakın sigaraya para verme deyince sigaraya başlamayacağım diye önce babama sonrada kendime söz verdim. O günden sonrada hiçbir arkadaşıma cebimde babamın parasını taşıdığım süre zarfında sigara almadım, sigara alması için borç para vermedim.
Genelde çevresinden kolay etkilenen birisi olmadığım için sigara içen arkadaşlarımın olması sigaraya başlamama sebep olacak kadar üzerimde bir etki etmedi. Lakin özellikle, sıkıntılı zamanlarda babamın sigara içişine resmen hastaydım;[...]

Devamını okuyun
31
Mart
2008

Unutmaya İhtiyacı Var İnsanın, Gitmek Gibi

Bazen herşeyi hatırlamaktan muzdaribim. Şükürsüzlük olmasın ama bazen birşeyleri unutmaya ihtiyacı var insanın. Geçmişe dönüp baktığımda hayatımın en küçük ayrıntısını bile hatırladığımı farkediyorum. Eşle dostla geçirdiğim zamanlar, ilk kalp ağrım, yatılı okurken geçirdiğim yalnız zamanlar…hepsi hala canlıymış gibi hiç eksilmeden gözümün önünde öylece duruyor. Gözlerimi kapatıp biraz düşünsem çocukluk arkadaşlarımla ne konuştuğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Sevdiğim insanlarla ilgili en ufak ayrıntı bile aklımdan çıkmıyor. Birgün birisi birşey söylese ve ben “unutmuşum” desem garip biliyorum ama sevineceğim..
Unutmakla unuttuğunu sanmak arasındaki farkı ben hergeçen gün yine ve yeniden öğreniyorum. Özlediğim, tekrar yaşayamayacağımı bildiğim hem tebessüm ettiren hem de can yakan zamanları ben, “unuttum” diyerek ardımda bırakmaya çalıştım bunca zaman. Oysaki hatırlayamadığımız şeyler unuttuklarımız değildir ki her zaman. Bazen bir şarkı, içten bir gülümseme veya küçük bir söz alır insanı, zamanın içerisinde saklanan[...]

Devamını okuyun