“Kişisel” kategorisindeki yazılar
Yabancı Dilden Çeviri Yapmak Mevzuu
Etiketler: banka, çeviri, ekonomi, eser, mevzu, para, yabancı dil
Herhangi bir dilden tercüme yapmak çevirinin konusuna göre değişmekle birlikte o kadar kolay birşey değildir. Özellikle çeviri yaptığınız konu hakkında bilginiz yoksa ya da teknik bir konu söz konuysa o zaman işiniz oldukça zordur. Ben bu konuda özellikle şiir çevirisi yapan kişilere hayranımdır.
Bir edebi eserde, eserin anadilinde sahip olduğu duyguyu eseri çevirisinden okuyan kişiye verebilmek için ilk başta o eserin çok iyi bir özümsenmesi gerekir. Bundan sonra çeviri yapacak olan kimsenin söz konusu her iki dilinde inceliklerine vakıf olması gerekir ki güzel bir çeviriye imza atabilsin.
Böyle bir konu nerden çıktı ona gelecek olursak. Merkez Bankalar’ının para politikasından nihai amaçlarının ne olması gerektiğine ilişkin bir makalenin belli bir bölümünü çevirme girişiminde bulundum. Çevirmesine çevirdim ama ondan sonra oturup tekrar okuyunca acaba ekonomide böyle bir ifade var mıdır diye düşünmekten de kendimi[...]
Ezberlemek Ve Başağrısı Çekmek
Etiketler: ezber, ezberlemek, hafıza, Kitap, konu
Bir süredir sevdiğim yazıları alıntı yaparak blogu boş bırakmamaya çalışıyorum. Biraz tembellik yapıyorum aslına bakılırsa. Yakın zamanda hazırlanmam gereken bir konu vardı ve bu konuya çalışabilmek için çok nadiren başvurduğum bir yöntemi uyguladım ve gelin görün ki kaç gündür başağrısından duramıyorum.
Çok sıkıştığım zamanlarda hazırlanmam gereken konuları gözgezdirerek ezberlemeye çalışırım. Şöyle ki örneğin kitabı açar söz konusu konu kaç bölümden, kaç başlıktan ve en önemlisi her bir sayfa kaç paragraftan oluşur bunlara bakarım. Ondan sonra içeriği zaten aklımda tutabileceğimden emin olduğum için sayfaların şeklini ezberlemeye çalışırım. Hangi paragraf sayfanın neresinde bunları aklımda tutarım. Bunu bölüm sayısı ve başlıklarla birleştirdiğim zaman konuyu ezberlemiş olurum.
Yukarıdaki şekilde hazırlanmam gereken konuya hazırlandım hazırlanmasına ama ertesi günden itibaren başım patlayacak gibi ağrımaya başladı. Gözlerimi kapattığım anda gözümün önüne kitap sayfaları geliyor. Sanırım bünyeye aşırı yüklendim.
[...]
Kısa Notlar-Aralık 2007
Hayat sadece siyahla beyazdan ibaret değil. Bu iki rengin arasında ara renklerin ve bilhassa grinin de olduğunu unutmamam lazım. Her konuda bu kadar net bir tavır sergilemek, kesin ifadeler kullanmak acaba ne kadar doğru bunu ciddi manada düşünmekteyim. İnsanda biraz esneklik payı olmalı. Bu kadar mükemmelliyetçi olmamam lazım.
İnsan ne kadar çok şeye sahip olursa ve bunları kontrol altına almaya çalışırsa kendini bana kalırsa o kadar güçsüz duruma sürüklüyor demektir. Kaygılandığım birşey olmadığı zaman kendimi daha rahat hissediyorum. Sanırım bu benim biraz saplantılı bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Vazgeçmek ne demek bilmiyorum açıkcası. En son neden vazgeçtin diye sorulacak olsa oturup ciddi düşünmem lazım.
Dün çok sevdiğim bir dostumdan bir günlüğüne de olsa ayrı kaldım. Bugün tekrardan onu gördüğüm için çok mutluyum. Benim için çok kıymetli olduğunu bir kez daha anladım. İnşallah ayrılıklarımız[...]
Bette Midler - The Wind Beneath My Wings
Etiketler: Bette Midler, şarkı
Bazı duygular vardır ki hangi dilde ifade ederseniz edin aynı hüznü, aynı hicranı hissedebilirsiniz. Eğer bu bahsettiğimiz duygu birini hiç haberi olmadan kendinizden bile çok sevmekse söyleyecek sözünüz daha bir derin daha bir keder yüklü olur. Did you ever know that you’re my hero? sözünün hiç muhatabı olamadığınız için müteessir olmakla beraber yaşadığınız güzellikler için hem bunun müsebbibine hem bunu veren Rabb’inize teşekkür edersiniz. Did you ever know that you’re my hero? sözünün geçmiş zamanda söylenmiş olması herşey için aslında çok geç olduğunu ve herşeyin artık hoş bir anı ve derin bir iç çekiş olduğunun da göstergesidir. Mutluluktan havalara uçmanın ne olduğunu hissettiğiniz günleriniz olmuş ve artık o günler size ufukta belli belirsiz beliren bir liman kadar uzak geliyorsa bu şarkı size göre. Buyrun;
Otobüs Durağında Bir Hayatı Düşünmek
Etiketler: aile, beklemek, ece aksoy, gitmek, hüzün, huzur, insan, otobüs, otobüs durağı
“…bir gece uyandıkça yanımda görmek için seni,
bin kere uyudum…
sabah yola çıkmalı,
durup eşyayı dinlemekten iyidir yola çıkmak…” Ece aksoy
Son zamanlarda akşamüstü kendimi dışarı atmanın yollarını arıyorum. Haliyle nere gitsem ne yapsam diye düşünürken evin yakınındaki bir otobüs durağını keşfettim. Gayet şık ve konforlu, aydınlatma sorunu yok. Ama kışın fena halde soğuk olacak bir durağa benziyor. Gelip geçen insanları seyrediyorum da herkesin bir acelesi var. Sormadan edemiyorum kendime ne bu acele. Evde sizi dört gözle bekleyen çocuklarınız için mi, dilinde sitem olmadan götürdüklerinize şükredecek bir eş için mi, vuslatını beklediğiniz bir yar için mi, vaslına ermek istediğiniz bir Rab için mi. Sahi kaçımızın artık böyle huzurlu ve içinde yaşanılası şeyler barındıran bir hayatı var.
Farkına vardığım tek şey acele etmem gereken pek birşeyim olmadığı. Gelip geçen otobüslere baktığımda garip[...]