“Kişisel” kategorisindeki yazılar
Tükettim
Eğer bir gün susarsam,
bu artık söylenecek hiçbirşey kalmadığı içindir; herşey söylenmemiş, hiçbirşey söylenmemiş olsa bile.
Samuel Beckett, Malone Ölüyor
Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın. Hoşçakalın.
Akşamdan Kalma Yazı
Etiketler: közleme patlıcan salata, türk milleti, yemel kültürü
Canım sıkıldığın zaman film izlerim, kitap okurum, vapura binerim, bir köşeye oturur sessizce etrafı izlerim, yemek yaparım veya en kötü ihtimal yemek yerim. Diğer alternatifleri bir kenara bırakarak sabahın bu saatinde, 05:06, akşamdan kalma mercimek çorbasını ısıtıp yedim. Bu saate kadar ayakta kaldım çünkü yazmak istediğim birkaç yazı için kaynak topladım, birazını okudum. 35 yaş hedeflerimi kağıda dökmeye karar verdim. Bir insanı sevmek bir şehri sevmek midir düşüncesi üzerine kafa yordum. İstanbul’dan ayrılmak isteme sebebimim biraz da bundan kaynaklandığını farkettim. Birikenler isimli bir blog keşfettim; okurken keyif aldım. Siz de bir gözatın.
Bazen çok abarttığımı düşündüğüm bu sadakat anlayışım yüzünden aynı şarkıyı defalarca dinledim. Zira bir şarkıdan başka bir şarkıya geçiş bile bir önceki şarkıya ihanet ediyormuşum hissi uyandırıyor ben de. Bu mevzuda ben de bir gariplik olduğunu kabul etmeye başladım.
Bugün,[...]
Hakkımda Yazısı
Blogun en çok ziyaret edilen sayfalarından birisi “Hakkımda” kısmı. Yaklaşık bir yıldır yani neredeyse blog açıldığından beri üzerinde hiçbir değişiklik yapmadığım bir sayfa. Her girdiğinde aynı sayfayla karşılaşan birisi en sonunda küfredecek bana. Zaten ya birşeyler yazacağım bu kısma ya da yayından kaldıracağım ki millet boşuna yorulmasın.
Şimdiye kadar kimliğimle ilgili söylenen ve en çok şaşırdığım şey 28 yaşında birisi olduğumun söylenmesiydi. Yazdıklarım o kadar büyük mü gösteriyor beni? Bir de Kaan’ın, kimliğini neden gizliyorsun yoksa diplomat filan mı olacaksın sözüne çok gülmüştüm. Gitmeden önce yayınlamak istediğim birkaç yazı var, bunlara hakkımda yazısını da ekledim. Açık kimlik beyanı yapacak değilim ama merak ettiğiniz şeyler varsa onlara cevap verebilirim. Yani bir nevi röportaj gibi birşey olur diye düşündüm. Bu son kısım kendini çok beğenmiş birinin cümleleri gibi oldu. Hani ünlülerin “X,[...]
Annem, Babam Ve Zoraki Yalnızlık
Etiketler: anne ve baba, çocuk, çocukluk, yalnızlık
Anne ve babamı incitmekten çok korkuyorum. Öyle ki son zamanlarda onlara karşı en çok kullandığım sözcük “peki, tamam” oldu. Sanki onların söylediği birşeye itiraz ettiğim veya onlardan farklı düşündüğüm zaman onları incitecekmişim gibi geliyor. Onlara karşı her zaman böyle hassastım desem yalan olur ancak yine de hiçbir zaman asi bir çocuk olmadım. İyi bir çocuk olmak çoğu zaman kendimi, sırlarımı, sıkıntılarımı onlardan saklamak demekti. Hayatta hiçkimseyi kendi sıkıntılarımla üzmeye hakkım olmadığı gibi onları da üzmeye hakkım yoktu ve ben, anne ve babamın karşısına her zaman yüzünde gülücüklerle çıkan bir çocuk olmaya çalıştım; içim kan ağlasa ve bazen yaşadıklarımın altında ezildiğimi hissetsem de. Kendi kendime yetebilmeyi de yaşamayı da böyle öğrendim. Sanırım onlara karşı kendimi hapsettiğim bu zoraki yalnızlıktan dolayı ben, ömrü hayatımı anne ve babamı özleyerek, onlarla aramızda yaşanmamış birşeyler[...]
Eski Kitaplar Ve Alışveriş Üzerine
Etiketler: Ahmet Hamdi Tanpınar, istanbul'daki sahaflar, James Joyce, peyami safa, sahaflar çarşısı, Samuel Beckett
Alışveriş yapmayı seven birisi değilim ancak alışveriş yapacağım zaman en çok dikkat ettiğim ve ben de tabiri caizse prensip haline gelen birşey vardır; “alışverişe neyi almak için çıktıysan sadece onu satın alarak eve dön!”. Eğer sadece palto almak için alışverişe çıktıysam sadece palto alarak eve dönmeye çalışırım. Mağazayı dolaşırken başka birşeyi görüp beğensem bile kolay kolay satın almam. Beğendiğim şeyi satın almayı bir başka güne bırakır ve mağazadan, sadece gerçekten almak için geldiğim şeyi satın alarak ayrılırım. Şimdiye kadar genelde bu kurala riayet etmeye çalışan biriydim ancak dün, Beyoğlu’ndaki eski sahaflara uğrayınca bu prensip alt üst oldu. Saman kağıdı kokan eski kitapların arasına düşünce neyi alacağımı şaşırdım ve oraya, satın almak niyetiyle gittiğim kitaplar, Samuel Beckett, Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kitapları, hariç birçok kitap aldım. Sonrası mı? Dışarı çıktığımda birisi bana sorsaydı ki poşetinde[...]