Issız Adam Filminin Etkileri
Çağan Irmak, Issız Adam filmiyle hem çok tartışılan hem de milleti kendine hayran bırakan bir film ortaya koydu. Filmden yola çıkarak Türk erkeğinin psikolojisini tahlil etmeye çalışanları bile gördüm. Issız Adam filmiyle ilgili yazdığım yazıya bugün yapılan bir yorumu buraya aktarmak istedim.
filmden sonra, 4 yıl önce ayrıldığım insanı aradım, onu çok sevdiğimi bir şans daha istediğimi söyledim, kabul etti. çünkü o gün o da filmi izlemiş :) çok enterasandı ama süper bir filmdi beni kendime getirdi. çok saol çağan ırmak.
Bu hadiseyi filmin yapımcısından duysam kesin reklam amaçlı yapıldığını düşünürdüm lakin bir blog ziyaretçisinden duymak beni fena şaşırttı, epey güldüm. Filmde çok hoşuma giden bir replik vardı, bu arkadaşın durumunu iyi özetliyor aslında: “onu gücendirme, sakın bırakma, ömrü hayatında Ada, sana Allah’ın verdiği en büyük hediyedir. Ne diyelim Allah nihayetine erdirir inşallah.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
“Issız Adam Filminin Etkileri” yazısına 16 yorum yapılmış
-
-
herhangi birşeyi sevip sevmemek tamamen tercih meselesidir ona birşey söyleyemem lakin filmde ahlaki mesajlar aramanızı fevkalade yanlış buldum. kaldı ki filmin hiçbir yerinde bu yapılanlar çok iyidir şeklinde bir mesaj yok ki çağan ırmak da bunu müzikleri kullanarak gizleme gereği hissetsin.
ayrıca evlilik olmadan cinsel birlikteliğin ahlaki olup olmaması çok farklı bir tartışma konusudur. siz şimdi kendi değer yargılarınıza göre değerlendirip bunun ahlaki bulmadığınız gibi böyle bir ilişkide duygusallık olmayacağını söylüyorsunuz. bu ne kadar doğru yaklaşım tarzı. yani eğer birisi evlenmeden önce cinsel bir birliktelik yaşıyorsa bu, o kişiler aralarında hiçbir duygusallık olmadığı anlamına gelmez ki. son olarak insan birisiyle birlikte olduğu zaman, karşısındaki insanın “doğru kişi” olduğunu düşünerek hareket eder. böyle bir durumda kalkıp o kızın sevgisini, daha önce başka birisiyle birlikte oldu diye tartışmak pek doğru gelmiyor bana. eğer mevzu böyle bir ilişkinin ahlaki olup olmaması olsa o zaman farklı bir değerlendirme yapardım ancak bir sinema filminde bu derece ahlakilik unsuru aramanız bana çok doğru gelmedi.
genelleme yapmayı çok sevmem lakin şuanki gençliğin birçoğu izlemiş olduğumuz alper gibi değil mi. kız arkadaşı varken bile gözü halen dışarıda olan yani doyumsuz olan insanlar yok mu. sizin değerlendirmenizin aksine filmin, bu durumu çok iyi gösterdiğini düşünüyorum.
hayatta hiçbir kıyas ayniyet üzerinden değerlendirilmez; benzerlik üzerinden değerlendirilir. ıssız adam bir film ve senaryosu bu şekilde. bir insanın etkilenmesi için illa aynı olayları yaşayıp aynı süreçlerden geçmesi gerekmez. herkes kendisi ait bir pay çıkarır.
insan birşey yapacağı zaman o an kendisine doğru gelen şeyleri yapıyor. ben filmden sonra işte o zamanında doğru olduğunu düşündüğüm şeylerin halen doğruluklarını sürdürüp sürdürmediğine baktım. bunu sorguladım. daha fazla birşey beklemeye gerek yok ki. başta söylediğimi tekrar etmeyeyim ancak siz, sanırım diyaloglardaki ince noktaları kaçırmış olacaksınız ki filmin konuşmalarını sıradan bulmuşsunuz. -
benim yazdıklarımı görüyorum ki yanlış anlamlandırmışsınız maalesef. elbette ki bir şeyi sevip sevmemek tercih meselesidir ve ben de sevmediğimi belirttim. sevmediğimi belirtmekle kalmadım ve bunun sebeplerini de belirttim. ayrıca çağan irmak müziklerin arkasına gayri ahlakiliği gizlemiştir dedim, gereğini hissetmiştir demedim.
ben evlilik olmadan cinsel birlikteliğin ahlaki olup olmadığını kendi değer yargılarımla birlikte toplumsal gerçekleri göz önünde bulundurarak değerlendiriyorum. biliyoruz ki bizim toplumumuz muhafazakar bir yapıya sahip. yalnızca bizim toplumumuz değil, avrupa’daki bir çok millet de aynı muhafazakar yapıda. biz yanlıca 71 ekran televizyonlardan izlediğimiz ile avrupa ve amerika’yı değerlendirdiğimiz için yanılgılar içindeyiz. evet efendim böylesine ilişkiler içinde yaşanan şeyin duygu olmadığı aksine seks yapma dürtüsü olduğunu söylüyorum. evlenmeden yapılan cinsel ilişkiler hepiniz bilirsiniz ki benim dinimce zina sayıldığından haramdır.
bir sinema filminde ahlaki unsur arayıp aramama meselesine gelince filmin 13+ kesim altındakilere yasak olması galiba düşüncemi doğrular nitelikte. keza bir film büyük kitlelere hitap edebilmektedir. böylesine bir silahın ne kadar doğru çalışıp çalışmadığı, onu izleyenlerin psiko-sosyal hayatlarını etkileyeceğinden gayet mühimdir ve bu cihette ahlakilik aranmalıdır. yalnız filmde değil, her şeyde ahlakilik aranmalıdır efendim.
evet sizin de belirttiğiniz gibi gençliğin büyük bir bölümü alper gibi. fakat gençliğin alper gibi olması gençliğin alperlere özendirilmesi gereğini mi doğurur. battı balık yan mı gider suskun bey/hanım ? hangi biriniz film bittikten sonra alper’in davranışlarının yanlış olduğunu düşündünüz? alper ideal bir insan profili midir? lütfen suskun bey/hanım herkes sizin kadar anlayışlı olmayabilir. unutmayın ki binbir türlü insan var ve bu binbir türlü insan yatağın altından kullanılmış prezervatif çıkmasını, evli bir bayan ile üstelik kocasının da eşliğinde seks yapmayı marifet sanabilir. unutmayın! şu konuda haklısınız, film gerçekten bu durumu iyi yansıtıyor ancak bu yansıtışın sonunda insanlarda bir iğreti durum oluşturmaması sorundur kanaatimce.
diyaloglara gelince tekrar ediyorum ki gayet sıradandılar. filmin etkisinden ve müziklerden olsa gerek sizlere büyülü göründüler. elbette ki sanat zevkidir bu da. siz beğenirsiniz ben beğenmem, gayet normal değil mi suskun bey/hanım?
-
filmi beğenip beğenmenin bir tercih ve zevk meselesi olduğunu zaten söylemiştim.
çağan ırmak müzikler yoluyla gayri ahlakiliği saklamıştır diyebilmek için filmin, açıkca bu amacı taşıması gerekir. ben de diyorum ki film, orada bahsi geçen ilişkinin ahlaki olup olmadığını tartışma konusu yapmıyor ki onu bir şekilde gizlediğini söyleyebilelim. lütfen dikkat edin, filme konu ilişki ahlakidir ya da doğrudur demiyorum sadece ahlakilik, filmi izleyen kişinin kendi hayat prensipleriyle varacağı bir sonuçtur ki herkes aynı sonuca varmayabilir de. eğer film, evlilik dışı ilişki yaşayan iki kişinin ahlaki gelgitlerini, dini inançları sebebiyle yaşadıkları çelişkileri anlatan bir film (takva filmi gibi) olsaydı işte o zaman sizin söylediğiniz tarzda değerlendirme yapar ve aşağı yukarı söylediklerinize yakın şeyler söylerdim.ben de size tam tersini söyleyeyim. eğer bu filmi izledikten sonra, birine bağlanmakta neymiş, bundan sonra nerde akşam orda sabah yaşayacağım, böylesi daha iyi diyen birisi çıkarsa ben, o kişiye diyecek söz bulamıyorum. hangi özendirmeden bahsediyorsunuz bunu halen anlayabilmiş değilim. daha başka ne söyleyebilirdi alper şu sözden başka: kanımda bir pislikle yaşıyorum ben.
bir insanın evlilik dışı cinsel ilişki zinadır ve dinimizce haramdır şeklinde düşünebilmesi için herşeyden önce allah’a ve onun emirlerine tam anlamıyla iman etmesi gerekir. bu kurala bahsettiğim tarzda iman etmeyen veya edemeyen birisinin, evlilik dışı ilişkinin yanlış olduğunu düşünebilmesi için işte o alper’in söylediği gibi kanında bir pislikle dolaştığının farkına varması gerekir. filmi başarılı bulmamın bir nedeni de bu. çünkü insan, fıtraten doyumsuzdur, hiçbir zevkten kolay vazgeçemez.
aksini düşünüyorsanız siz söyleyin o zaman, bu tarz bir ilişkinin zina, haram ve son olarak ahlaksızlık olmadığını düşünen/inanan birisine bu ilişki tarzının yanlış olduğunu nasıl anlatabilirsiniz?
-
öncelikle geç yanıt verdiğim için kusuruma bakmayın. yoğunluktan kaynaklı tamamen.
suskun bey/hanım ben sizin söylediklerinizden gayet farklı şeyler söylüyorum. tamam filmin konusu ahlakilik falan değil ama ben de insan olarak her yaptığım şeyde bir ahlakilik olmak durumunda dedim. bunun sebebini de daha önceki yazılarımda belittim. sizin söylediklerinize göre yapılan bir iş için ahlakilik ilk safhada gelmiyorsa gayr-i ahlakilik meşrudur. üzgünüm katılamayacağım size.
alper’in o söylediği sözün arkasından gelen cümleyi hatırlarsanız, sizin yazdığınız bu cümle de söner gider. ben hatırlatayım. “kanımda bir pislikle yaşıyorum ben. ne yapayım böyleyim işte.” yani bir insanın bir şeyler yapmaya çalışmaması kanında pislikle yaşamasına neden olur. buradan da şu sonuç çıkar ki “bir insan iyiyse iyi, kötüyse kötüdür, pis işler yapıyorsa o öyledir ve öyle yapmaya devam eder vs…”
ben zaten evlilik dışı ilişkilerin iğrençliği filmin kahramanı üzerinden verilsin demiyorum. eğer böyle olsaydı zaten biz şimdi burada tartışıyor olmazdık. bunu verecek olan kişi alper değildir zaten. bunu verecek kişi çağan irmak’tır. yani diyorum ki filmin sonunda alper özenilesi, sevilesi bir insan olmamalıydı. maalesef ki öyle olmuş ve siz alttaki cümleyi paylaşmışsınız. eğer alper sevilesi, özenilesi birisi olmasaydı alttaki cümlelerin sahipleri birbirlerini kabul etmezlerdi değil mi?
“filmden sonra, 4 yıl önce ayrıldığım insanı aradım, onu çok sevdiğimi bir şans daha istediğimi söyledim, kabul etti. çünkü o gün o da filmi izlemiş :)” -
ben alper’in söylediği sözde açıkcası bir yanlış görmüyorum. gayet yerinde ve kendini iyi ifade eden bir söz sarfetmiş. yukarıdaki yorumumda yazdığım hususu tekrar edeceğim mecburen. siz filmi ve benim bu yazıda örnek verdiğim olaydaki kişileri de dikkat edin kendi ahlaki değerlerinize göre değerlendirip bir hükme varıyorsunuz. ben size farklı birşey soruyorum; eğer bir insan bu ilişki tarzının yanlış olduğunu düşünmüyorsa, haram ve dolayısıyla haram olduğunu kabul etmiyorsa ve nihayet gayri ahlaki bir birşey olarak da görmüyorsa o zaman ne yapacaksınız? bu insana bu ilişki tarzının yanlış olduğunu nasıl anlatacaksınız. islam bir fıtrat dinidir derken kanımca kastedilen şey budur. yani bu kurallar olmasaydı bile insan, fıtratı gereği yine aynı şeyleri düşünebilirdi.
bir filmden ahlakilik tartışmasına ancak bu kadar iyi gelinebilirdi. bizde onu başardık :) zevk meselesi.
-
konumuz alper ya da onun gibilere dini öğretmek falan değil ki. ben sadece alper üzerinden çizilen kötü resmin bazı insanları etkilememesi için ç.irmak’ın yapması gerekenleri yapmadığını söylüyorum. siz ise ısrarla alper’i nasıl dindar yaparızın peşindesiniz.
-
sonu hariç bi halta benzemiyor diye düşünmekle birlikte eğer o sıkıcı başları olmasa sonunun bir anlamının kalmayacağını düşündüğüm bir film , yine de 10 üzerinden pek de yüksek bir not vermem , versem versem 6-7 .
-
mail atmaya üşendiğimden buradan yazıyorum kusura bakma. Nasıl bir ortamda gunluk yazıyorum mimlendiniz ;)
-
roseyou 6 Aralık 08,16:16
kim ne derse desin, ne yorum yaparsa yapsın.. söyleyeceğim şu ki; böyle derinden bir aşk yaşamışsanız, ve hala özlüyorsanız, o film de kendinizi ve o nu bulabilirsiniz.. ben o sarılma sahnesinde , aşkıma sarıldım..o bendim, karşımdaki de o.. işte yıllar sonra bunu bana yaşatan çağan irmak’a teşekkürler..
-
ebru 10 Aralık 08,21:55
filmi izledim ve çok beğendim..herkes filme anlamak istediği yönden bakmış..benim filmden en etkilendiğim sahne alperin cinsel yönden psikolojik rahatsızlığı olduğunu anladıktan sonra kız arkadaşını aldatarak onu daha büyük bir mutsuzluluğa sürüklememek ve haketmediği bir şeyi ona yaşatmamak için ayrılmak istemesiydi..çok ince bir düşünce gerçekten…film müzikleri gerçekten etkileyiciydi fakat konusu beni daha çok etkiledi..son günlerde para verdiğim için üzülmediğim ve hatta ikinciye tekrar gitmek için bilet aradığım fakat yer kalmadığı için gidemediğim tek filmdi..çağan ırmak ve oyunculara çok teşekkürler…oyuncular gerçekten çok iyiydi..
-
filmin sonunda hemen hemen herkez ağlıyordu : )
neyse önemli olan bu değil ama bir filmin bizimkilere yön verdiğini görmek acı verici. film yüzünden kimlik arayışı içine girenler var ne saçma ya neden hemen empati kuruyorlarki… şimdi plakla eski şarkılarla uğraşıyorlar sonra yeni bir şey olur onla uğraşırlar …“”filmden sonra, 4 yıl önce ayrıldığım insanı aradım, onu çok sevdiğimi bir şans daha istediğimi söyledim, kabul etti. çünkü o gün o da filmi izlemiş :) çok enterasandı ama süper bir filmdi beni kendime getirdi. çok saol çağan ırmak.”"
başka bir filmde de eski sevgilisi ile tekrardan çıkan birinin daha sonra onunla uyuşmayan yanlarını gören ve bu yüzden acı çekmelerini ve daha sonrada ayrılmalarını konu eden bir çıkmasın… allah mutluluk versin diyorum : ) -
ADEM 31 Aralık 08,11:57
bence süper …
-
nesssss 6 Ocak 09,09:35
şunu söylemeliyim ki..yanlış bi durum sezdiyseniz bile..bundan örnek almanız lazım..zaten bunu insanlar ibret alsınlar diye yayınmlıyorlar..örnek alsınlar diye değil..tabi herkese göre değişiklilik kaydeder..
-
CANSU:( 18 Ocak 09,19:16
film mükemmeldi.herkes kendi aşkına ağladı tabi bende!ama kim nederse desin özgürlük artık aşkın çok önunde yer alıyor hayatımızda.ama pişmanlıklarımızda enaz aşkımız kadar büyük oluyor.müjde piyasaya bir issiz adam daha biraktim!
-
Sibe Gündüz 27 Temmuz 09,22:30
sonunda bende izledim :s
kolay kolay aglayamayan bir karektere sahip oldugum icin, merakla duygusal anini bekledim, nafile…züppe bir adamin hasta duygularindan ba$ka bir$ey degildi.
issiz adam olmamaliydi adi, “hasta herif” daha yaki$ik alirdi.izlemeyenlere…, abartildigi kadar duygusal bir film degil, hatta hic duygusal degil desem daha dogru olabilir.
tamamen horizontal seviyede dümdüz giden bir hikaye.sibel gündüz
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
nihayet filmi izleyebildim. fakat hiç de beklediğim ve anlatılanlar kadar güzel bulmadım. hani birileri sorsa bana bu filme 10 üzerinden kaç verirsin diye 6,5 falan zoraki veririm. filmde ilk araya kadar hiç bir şey yok. hatta sıkıcı bile denilebilir. züppe bir genç ve alçakgönüllü bir kız. zengin bir adam ve orta halli bir kız. bunların hepsi zaten bir çok yeşilçam filminde mevcut. üstelik bunlarla kalmıyor. haylaz, hovarda, seks düşkünü bir genç sempatik gösterilerek yanlış bir yol bile izlenmiş diyebilirim. aynı şekilde daha evvelden cinsel tecrübe yaşamış bir kızın bu tecrübelerini bu hovarda oğlan üzerine yeniden tecrübe etmesi ne kadar duygusal ve etik olabilir ki?
filmin buraya kadar izlettiren tek şeyi elbette ki müzikleri. o müzikleri daha evvel paylaşmıştın ve dinlemiştik değil mi suskun?
insanların ağlamalarına sebep olduğunu düşündüğüm son 15 dakikadaki replikler ise gayet sıradan bence. dikkatinizi çekerim orada “gurur” üzerine kurulmuş cümlelerden çok arka planda çalan müzik ağlamanıza etken. yani çağan irmak filmi müzik üzerine kurmuş ve bu müzikler ahlakî olmayan şeylere perde olmuş. eğer tekrar izleme fırsatınız olursa lütfen “herkes ağlıyormuş bu filmde kesin çok duygusaldır” mantığı ile izlemeyin. dediğimi yaparsanız gayri ahlaki şeyleri görebilirsiniz.