4
Etiketler:
ahlak,
ahlak değerleri,
çatışma,
kültür,
kültürel farklılık,
medeniyet,
medeniyet nedir,
medeniyetler çatışması,
medeniyetler çatışması tezi,
samuel phillips huntington,
soğuk savaş
Daha önceki iki yazımda Samuel Huntington’nın Medeniyetler Çatışması teziyle ilgili olarak genel bir bilgi verdikten sonra Huntington’ın Soğuk Savaş döneminden sonra dünyada vuku bulmasını öngördüğü çatışmanın anakaynağının kültürel olacağına ilişkin görüşlerini aktarmıştım. Özellikle Soğuk Savaş’ın ardından ideolojik kamplaşmanın artık son bulduğuna inanan Huntington, ulusların bundan böyle daha çok ait oldukları kültürel gruplardan kaynaklanan sebeplerle bir çekişme içerisine gireceğini söylemektedir. Bu hususun daha iyi anlaşılması için Huntington’nın medeniyet kavramını nasıl tanımladığına bakmakta fayda var.
Soğuk Savaş ile birlikte devletler genel olarak birinci, ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri şeklinde sınıflara ayrılmıştı. Huntington’a göre günümüz dünyasında devletlerin ekonomik ve ideolojik tercih ve durumlarına göre bu şekilde sınıflandırılması isabetli bir tercih değildir. Zira asıl yapılması gereken sınıflandırma devletlerin bulundukları (ait oldukları) kültür ve medeniyetlere göre olmalıdır. O zaman sorulması gereken soru Medeniyet Nedir?
Medeniyet[...]
Devamını okuyun
2
Etiketler:
batı,
çatışma,
doğu,
ekonomik,
haçlı seferleri,
ideoloji,
komünizm,
kültür,
liberalizm,
medeniyet,
medeniyetler çatışması,
medeniyetler çatışması tezi,
milliyetçilik,
samuel phillips huntington,
soğuk savaş,
tez,
the clash of civilizations
Farklı kültür gruplarına ait olan devletler, imparatorluklar tarih boyunca çeşitli sebeplerle savaşmışlar veya çatışmışlardır. İnsanlık tarihinde farklı ülkeler arasında vuku bulan bunca savaş söz konusuyken burada dikkat çekilmesi gereken en önemli soru Samuel Huntington‘nın medeniyetler çatışması tezinin neden bu kadar çok konuşulup önemli bir yere sahip olduğu ve en önemlisi tarihte diğer çatışmalardan farklı olarak nasıl bir çatışma şekli öngördüğüdür. Huntington tezini kısaca aşağıdaki şekilde özetlemektedir;
Tezim odur ki bu yeni dünyada çatışmanın temel kaynağı öncelikli olarak ideolojik veya ekonomik olmayacaktır. İnsanlık ile çatışmaya yön veren kaynaklar arasındaki bu derin bölünme kültürel olacaktır. Ulus devletler dünya meselelerinin en önemli aktörleri olarak varlıklarını sürdüreceklerdir lakin küresel politikanın karşılaşacağı başlıca çatışmalar, uluslar ve farklı medeniyet grupları arasında gerçekleşecektir. Medeniyetler çatışması küresel politikaya yön verecektir. Medeniyetler arasındaki bu aksaklık çizgileri geleceğin çatışma (savaş) çizgileri[...]
Devamını okuyun