‘şehir’ etiketli yazılar
Satır Arası 31 Mayıs 2008
4
Hareket halindeki minibüsün kapısını açarak yol kenarındaki arabaların aynalarını ayağıyla kırmaya çalışan ve bu da yetmiyormuş gibi yol kenarında yürüyenlere tekme atan bir yaratığa ne denir? Bu soruya cevap verirken bu kişinin, büyük ihtimal arkadaş ortamında yaptığı işi övünerek anlatacağını ve çevresinde bulunan diğer yaratıkların da “harbi ya neden daha önce düşünmedim, süper bir fikirmiş” diyeceğini hesaba katmanızı önemle rica ediyorum. Kelime haznem çok zayıf sanırım bu eylemi yapan insancıkları tanımlamaya uygun birşey bulamadım.
Devamını okuyun
5
Bu haftasonu, son yıllarda geçirdiğim en güzel fakat bir o kadar da yorucu haftasonuydu. En son ne zaman bisiklet sürdüğümü hatırlamıyorum ancak haftasonu arkadaşlarla yaptığımız bisiklet turu uzun bir zaman hafızamda yer edinecek kadar güzeldi. Hem manzaranın güzelliği hem de dostlarla yapılan hoş muhabbetler şehir hayatından sıkılmış birisi olarak bana ilaç gibi geldi.
Lisede yatılı okuduğum dönemde birden aklıma “en son ne zaman çıplak ayak çimenlere bastım” şeklinde bir soru gelmişti ve inanır mısınız cevabını gerçekten verememiştim. Belki küçük hatta bazılarına salakça birşeymiş gibi gözükebilir ama bana kalırsa bu soru, hayatlarımızın ne denli küçük ama önemli şeylerden yoksun kaldığını kısacası sıradanlaştığını gözler önüne sermesi açısından oldukça önemli.
Şehir hayatı bir yere kadar güzel belki ama bir noktadan sonra insanı sıkmaya ve boğmaya başlıyor. Bir de stresli bir işiniz varsa arada[...]
Devamını okuyun
3
Etiketler:
anı,
gitmek,
gülümseme,
güzel anılar,
güzel günler,
hatırlamak,
insan,
ömür,
özlem,
özlemek,
şarkı,
şehir,
ülke,
unutmak
Bazen herşeyi hatırlamaktan muzdaribim. Şükürsüzlük olmasın ama bazen birşeyleri unutmaya ihtiyacı var insanın. Geçmişe dönüp baktığımda hayatımın en küçük ayrıntısını bile hatırladığımı farkediyorum. Eşle dostla geçirdiğim zamanlar, ilk kalp ağrım, yatılı okurken geçirdiğim yalnız zamanlar…hepsi hala canlıymış gibi hiç eksilmeden gözümün önünde öylece duruyor. Gözlerimi kapatıp biraz düşünsem çocukluk arkadaşlarımla ne konuştuğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Sevdiğim insanlarla ilgili en ufak ayrıntı bile aklımdan çıkmıyor. Birgün birisi birşey söylese ve ben “unutmuşum” desem garip biliyorum ama sevineceğim..
Unutmakla unuttuğunu sanmak arasındaki farkı ben hergeçen gün yine ve yeniden öğreniyorum. Özlediğim, tekrar yaşayamayacağımı bildiğim hem tebessüm ettiren hem de can yakan zamanları ben, “unuttum” diyerek ardımda bırakmaya çalıştım bunca zaman. Oysaki hatırlayamadığımız şeyler unuttuklarımız değildir ki her zaman. Bazen bir şarkı, içten bir gülümseme veya küçük bir söz alır insanı, zamanın içerisinde saklanan[...]
Devamını okuyun
0
Bugün otobüs durağının hemen yanında duran simitçiye ….’e nasıl gidildiğini sordum. Söyleyeceği şeye muhtaç olduğumu bilen bir eda ile sualime cevap verdi. Sebebini bilmiyorum ama birden “oraya başka giden otobüs de var mı ki” diye sordum. Simitçi önce şaşırdı sonra hafiften alay edercesine “neden bir tanesi yetmiyor mu gitmek istediğin yere” deyiverdi. Gitmek istediğim için değil sadece beklediğim birisini kaçırmamak için sorduğumu söyledim. Anlamadı tabiki ne demek istediğimi usulca önündeki işe koyuldu; ben de beklemeye.Uzun süre bekledim de. Ama bu şehir insana kaybettiklerini kolayca vermeyecek kadar büyükmüş bunu anladım. Önümde beklemekle geçecek çok uzun günler var sanırım.
Suya yazılmış öyküler
Devamını okuyun