2
Etiketler:
Big Fish,
Eddie Vedder,
Ewan McGregor,
film,
hikaye,
iyi film,
kaliteli film,
macera,
roman,
Sinema,
Tim Burton
Big Fish (Büyük Balık) uzun zamandır izlemek istediğim ama bir türlü fırsatını ya da o ruh halini kendimde bulup izleyemediğim bir filmdi. Eğer bir de benim gibi merakınız kaçmasın diye filmin konusunu bile hiç okumamışsanız o zaman filmle ilgili olarak özellikle filmin isminden yola çıkarak bazı senaryolar kafanızda canlanır durur. Özellikle filmin afişini de filmin ismiyle yan yana getirince benim kafamda biraz bilim kurgu odaklı bir film vardı. Dediğim gibi filmle ilgili herhangi bir künye bilgisine hiç bakmadım. Uzun zamandır öyle arşivde bekleyip duruyordu. Ta ki düne kadar…
Ünlü yönetmen Tim Burton‘un yönettiği Big Fish, babası kanser sebebiyle hasta olan William Bloom’un uzun zamandır görüşmediği babasını ziyaret etmesiyle başlayan bir baba-oğul ilişkisinin ötesinde maceraperest bir adamın hayatının anlatıldığı güzel bir film. Aslında güzel bir film demenin yanında güzel bir hikaye ya da öykü demek[...]
Devamını okuyun
7
Etiketler:
acı,
alman edebiyatı,
aşk acısı,
aşk mektubu,
dünya klasikleri,
genç werther'in acıları,
Goethe,
Kitap,
mektup,
nietzche ağladığında,
Nietzsche,
roman,
ümitsizlik
Yakın zamanda aldığım diğer bir kitap Goethe’nin, Genç Werther’in Acıları isimli romanı. Çağdaş Alman romanının başlangıcı olarak kabul edilen kitap, roman-mektup tarzında yazılmış. Werther’in başından geçen olayları ve özellikle aşık olduğu kadına ilişkin hislerini döktüğü mektuplardan oluşan eser oldukça şiirsel bir anlatıma sahip.
Yakın zamanda okuduğum Nietzsche Ağladığında isimli romanda geçen bir kısım kitabın, yayınlandığı zaman ne kadar popüler olduğunu göstermesi açısından oldukça dikkatimi çekmişti. Her insanın aşk acısını bir şekilde tatdığını ve bu acıdan kaçışın o kadar kolay olmadığının vurgulandığı bu pasajda Nietzsche, bu kitapla ilgili şöyle bir hususu belirtiyor.
Kitap yayınlandıktan sonra bir sürü genç, Werther’i örnek alarak intihar etmiş. Bunu üzerine Goethe kitabının ikinci baskısına şöyle bir not düşmüş; Siz adam olun da beni izlemeyin, siz siz olun! Yalnızca siz!. Bunu belirten Nietzsche önemli olanın bir insana[...]
Devamını okuyun
3
Etiketler:
Atonement,
esaretin bedeli,
film,
film ödülleri,
Ian McEwan,
James Mcavoy,
Kefaret,
Keira Knightley,
Kitap,
legends of the fall,
oscar,
pişmanlık,
roman,
Sinema,
Vanessa Redgrave,
yeşil yol,
yönetmen
Romandan uyarlanmış olan filmlere karşı genelde bir önyargı beslerim. Ne kadar kaliteli çekilirse çekilsin romanla kitap arasındaki herzaman olumsuz manada bir fark olacağına inanıyorum. Bunun çeşitli sebepleri olabilir; romandan iyi bir senaryo çıkarılamamış olması, oyuncu seçimleri iyi yapılamaması, iyi bir yönetmen veya yapımcı ile çalışılmamış olması vs. Aslına bakıldığında bu saydığım faktörler sadece romandan uyarlanan filmler için değil genel olarak bir filmin kalitesini belirleyen unsurlar lakin ortada zaten popüler olan bir roman olduğu için bu hususlar daha bir önem kazanıyor. Kitabı okumuş birisi senaryo konusunda çok ciddi bir eleştiri ve karşılaştırma yapabilir.
Popüler bir romanı sinemaya aktarmaya kalkışan bir yönetmen bana göre ateşten gömleği giymiş ve kendisine yöneltilebilecek normalden daha eleştirilere de kapı aralamış demektir. Bu aslında sadece sinema için değil birşeyin orjinalini tekrardan ele almaya/yorumlamaya çalışan, bir şarkının yeniden[...]
Devamını okuyun
Kitap, İktibas 3 Kasım 2007
0
Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı.. bunların, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: ‘adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki? ‘ demiştim. Eskinden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, sırf mukavemet edilmez bir hissin, bir peşin hükmün tesiriyle nasıl: ‘bu beni anlamaz! ‘ demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: ‘işte bu beni anlar! ‘ diyordum..Sabahattin Ali,Kürk Mantolu Madonna
Devamını okuyun