‘oscar’ etiketli yazılar
6
Etiketler:
berduş,
Chistopher McCandless,
doğa,
Eddie Vedder,
Emile Hirsch,
in to the wild,
Long Nights,
mutluluk,
oscar,
oscar adayı film,
Sean Penn,
vahşi yaşam
Denir ki insanın hayatını gözden geçirip, tüm yaşamıyla yüzleşmesinin en iyi yolu bir süre yalnız kalmasıdır. Ancak kendisiyle çok uzun süre başbaşa kalan insan, o kadar uzun süre kendi iç sesini duymaya tahammül edemezmiş. Nedeni ve nasılı farklı olsa da fıtratımızda var sürekli bir arayış içerisinde olma, bir kabına sığamama hali. Böyle durumlarda belkide yapılacak en iyi şey şehir ve iş hayatından uzaklaşıp bir süre kafa dinlemektir.
in to the wild, senaryosunu Jon Krakauer (Roman yazarı) ve Sean Penn’in yazdığı ve hikayenin aslına sadık kalınarak sinemaya uyarlanan ve 1968-1992 arasında yaşamış Amerikalı gezgin Christopher McCandless‘ın üniversiteden mezun olduktan sonra tüm birikimi olan parayı hayır kurumlarına bağışlayarak Amerika’yı dolaşma öyküsünü anlatan bir film. Chris, ailesiyle sürekli sorunlar yaşayan daha doğrusu anne ve babasının hatta çevresindeki insanların yaşam tarzlarından hoşlanmayan bir gençtir. Ona göre insanlar[...]
Devamını okuyun
3
Etiketler:
Atonement,
esaretin bedeli,
film,
film ödülleri,
Ian McEwan,
James Mcavoy,
Kefaret,
Keira Knightley,
Kitap,
legends of the fall,
oscar,
pişmanlık,
roman,
Sinema,
Vanessa Redgrave,
yeşil yol,
yönetmen
Romandan uyarlanmış olan filmlere karşı genelde bir önyargı beslerim. Ne kadar kaliteli çekilirse çekilsin romanla kitap arasındaki herzaman olumsuz manada bir fark olacağına inanıyorum. Bunun çeşitli sebepleri olabilir; romandan iyi bir senaryo çıkarılamamış olması, oyuncu seçimleri iyi yapılamaması, iyi bir yönetmen veya yapımcı ile çalışılmamış olması vs. Aslına bakıldığında bu saydığım faktörler sadece romandan uyarlanan filmler için değil genel olarak bir filmin kalitesini belirleyen unsurlar lakin ortada zaten popüler olan bir roman olduğu için bu hususlar daha bir önem kazanıyor. Kitabı okumuş birisi senaryo konusunda çok ciddi bir eleştiri ve karşılaştırma yapabilir.
Popüler bir romanı sinemaya aktarmaya kalkışan bir yönetmen bana göre ateşten gömleği giymiş ve kendisine yöneltilebilecek normalden daha eleştirilere de kapı aralamış demektir. Bu aslında sadece sinema için değil birşeyin orjinalini tekrardan ele almaya/yorumlamaya çalışan, bir şarkının yeniden[...]
Devamını okuyun
0
George Clooney, sevdiğim ve başarılı bulduğum bir oyuncudur. Yakın zamanda vizyona giren Michael Clayton filmi oscar adayı bir film olma niteliğini taşıyor olsa da ben şahsen başarılı bulmadım. Filmin konusu çok orjinal olmamasına rağmen oldukça başarılı sayılabilir. Filmde büyük bir şirkete karşı girişilen hukuki mücadele anlatılmaya çalışılıyor. Anlatılmaya çalışılıyor diyorum çünkü ortada anlatılan birşey aslına bakarsanız yoktur. Clooney, filmde figürandan öteye gidemiyor ve filmin konusu derinlemesine işlenemiyor.
İlk başlarda çok sıkıcı olan film sonradan hareketleniyor ise de birşeyler olacak dediğiniz yerde film bitiyor ki o kısım beni tamamen şok etmiş durumda. Tam herşey çözülecek dediğiniz yerde çok basit bir şekilde bitiyor film. Sonu beklendiği gibi oluyor lakin oluş şekline baktığım zaman klasik bir filmden öteye gitmeyen, Clooney’i de ayıp olmasın diye koymuşlar herhalde dediğim ve tekrardan izlemeyeceğime emin olduğum bir film olarak raftaki yerini alıyor.[...]
Devamını okuyun
0
Çok merak ettiğim filmlerden birisiydi No Country For Old Man. Oscar adayı bir film olduğu için fırsatını bulup izlemeyi çok istiyordum. Nihayet bu akşam izledim. Üstelik sinevizyonda, elimde patlamış mısırla birlikte. Herşey güzel olmasına güzeldi. Ta ki filmin sonuna gelinceye kadar. Çok güzel bir şekilde giden film birden ,bana göre, sarpa sarmaya başladı.
Mar adentro, İçimdeki Deniz filminden tanıdığımız Javier Bardem rolünün hakkını veren bir performans sergilemiş. Psikopat rolünde hiç düşünemezdim bu adamı. Ama hakkını vermiş. Bu film üzerine çok şey yazacaktım ama filmin sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Son olarak filmdeki Tommy Lee Jones, ismine aldanmayın. Kendisini filmin bir başında bir de sonunda görüyoruz. Yine de izlenebilecek bir film.
Devamını okuyun