“kore sineması” etiketli yazılar
Bir Keresinde Yazın
Etiketler: aşk, Byung-hun Lee, darbe, kore filmleri, kore sineması, Sinema, uzak doğu sineması, uzakdoğu filmleri, uzakdoğu sineması, vizontele, yaz
Once in a summer, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrılmış bir profesör ile gençlik yıllarında bir köyde tanıştığı kütüphaneci bir kız arasındaki yarım kalmış bir aşk hikayesini anlatıyor. Konusundan da kolayca anlaşılabileceği üzere Türk Sineması tadında bir film. Film 60′lı yıllarda diktatörlük döneminde geçiyor ve Yun Suk-young (Byung-hun Lee) malum olduğu üzere politik olaylara karışan bir genci canlandırıyor.
Filmde özellikle televizyonun ilk köye gelmesi anı bana direk Vizontele filmini hatırlattı. Şöyle ki televizyonu ilk gören köyün muhtarı diyebileceğim kişi televizyonda kendi yansımasını görünce “gördünüz mü beni gösterdi” diyor ki bu bana direk “Zeki Müren de bizi görecek mi” repliğini hatırlattı. Yine açık havada film izlerken öpüşme sahnesinde annelerin çocuklarının gözlerini kapatması ve sonrasında birisinin “ya bu ne biçim” film demesi çok hoşuma giden sahneler arasındaydı.
Aşıklar Konçertosu
Etiketler: aşk, dost, dostluk, film, kore filmleri, kore sineması, Sinema, uzak doğu sineması, uzakdoğu filmleri, uzakdoğu sineması
Bugün Aşıklar Konçertosu filmini izledim ve tek kelimeyle Koreliler bu işi biliyor dedirten bir filmdi. Çok iyi üç arkadaş arasındaki dostluk, arkadaşlık, kıskançlık ve en nihayetinde aşk temalarını oldukça samimi ve sıcak bir havada işleyen güzel bir Güney Kore filmi. Yeri geldiğinde insanı eğlendirsede sonlarına doğru tam bir dramaya dönüşüyor film ve izleyicide buruk bir tat bırakıyor. Uzakdoğu sinemasının belkide en çok hoşuma giden yönlerinden birisi bu, işlenen duygular yapmacıklıktan uzak ve oldukça samimi işleniyor ve kim ne derse desin bariz bir şekilde bizimle birçok konuda ortak duyguları paylaşıyorlar. Belki bundandır bilemiyorum ama bundan sonra elimden geldiğince uzakdoğu filmlerini izlemeye devam edeceğim. Filmin konusuna daha yakından bakacak olursak:
Feathers in The Wind, Basit Ama Hoş Bir Öykü
Etiketler: film, git, kore filmleri, kore sineması, movie, Sinema, uzak doğu sineması, uzakdoğu filmleri, uzakdoğu sineması
Feathers in the wind(Orjinal ismi Git), yeni film projesi üzerinde çalışırken aklına, on yıl önce sevgilisiyle birbirlerine verdikleri söz gelen yönetmenin(Jang Hyun-seong) hikayesi üzerine kurulu, oldukça basit ve sıradan bir konuya sahip olmasına rağmen izleyiciye hoş bir seyir keyfi sunan bir film. Eski sevgilisiyle verdikleri sözü tutmak üzere sevgilisiyle on yıl önce kaldıkları Biyang-do adasındaki motele gelir ve sevgilisini beklemeye başlar. Motelde tanıştığı ve kendisinden küçük olan Lee So-yeon ile birlikte hoş vakit geçirmeye başlayan yönetmenimiz bir taraftan iç muhasebe yaparken diğer taraftan Lee So-yeon ile birlikte daha farklı bir bir insan olma yolunda ilerlemektedir.
Acı Tatlı Şiir Gibi Bir Hayat
Etiketler: a bittersweet life, aksiyon, Byung-hun Lee, drama, film, kore filmleri, kore sineması, mafya, Sinema, uzak doğu sineması, uzakdoğu filmleri, uzakdoğu sineması
Güzel bir bahar günü bir öğrenci, esen rüzgardaki birkaç dala baktı. Ustasına sordu; “Dallar mı hareket ediyor Usta, yoksa hareket eden rüzgar mı?” Öğrencisinin nereyi gösterdiğine bile bakmayan Usta gülümsedi. “Hareket eden ne dallar ne de rüzgar. Hareket eden kalbin ve aklındır.” dedi.
Güney Kore sinemasından bu sefer deyim yerinde ise şiir gibi bir film izledim. A Bittersweet Life,güzel bir müzik, kaliteli bir oyunculuk ve en önemlisi gerek aksiyon sahneleri gerekse konunun işlenişiyle Kill Bill tadında çok güzel bir film.
Seni seviyorum ama bilmiyorum neden
Etiketler: aşk, film, kore sineması, oasis, sevgi, Sinema, uzak doğu sineması, vaha
Seni benim nazarımda özel yapan ve bu denli önemli kılan nedir bilmiyorum ama seni seviyorum. Hem öyle alalade bir muhabbetle değil; çocuksu bir heyecan ve bir anne şefkatiyle seviyorum. Güzel değilsin, öyle insanı hülyalara salan gözlerin, rüzgarda dalgalanan saçların yok biliyorum ama olsun ben seni seviyorum ya. Beni sorarsan ne yakışıklıyım ne de öyle üstün meziyetlerim var. Ne sen sor bana nedenini ne ben anlatmaya çalışayım bu ruh halini sana. Ama bilmelisin ki seni seviyorum.
Sinemada konusu aşk olan filmlere baktığımız zaman dikkatimizi çeken ilk unsur filmin kahramanları olan kişilerin güzel veya yakışıklı olmalarıdır. Hareketleri çoğu zaman bir beyefendi veya hanımefendi edasındadır ve yeri geldiği zaman güzel ve ağır sözcükler kullanır ve sevgilerini göstermek için ise belki çoğumuzun hayatta yapamayacağı yollara başvururlar. Elbette bunun istisnasını teşkil eden film örnekleri de vardır.[...]