‘dost’ etiketli yazılar
Satır Arası 7 Haziran 2008
1
Eğer bana iyi bir dost nasıl olmalı denilse bu, hayatımda tasvir etmekte en çok zorlanacağım şey olur. Yüzünde riya gönlünde sitem olmayan bir dostu nasıl anlatabilir ki insan, içinizi dolduran sevgisini kendinize bile söylemekten acizseniz. Eğer bana böyle bir soru sorulmuş olsa isimler verirdim uzun uzun cümleler kurmak yerine ve derdim; hani bazı insanlar vardır elleri sıcak olmasına sıcak, hani bazı insanlar vardır gözlerinin derinliğinde kaybolunan işte öyle çok sevdiğim, üzerine titrediğim dostlarım oldu benim. Dostlarım oldu benim, artık tarihlerini hatırlayamadığım ayrılıklarda yitirdiğim…
Devamını okuyun
8
Ben bu şarkıyı dinlediğim zaman nedense kendimi çok garip hissediyorum. Ne dediğini anlamıyorum ama hani derler ya yürekten söylüyor gerçekten. Bir dostum sayesinde sevmiştim bu şarkıyı, dinlerdik birlikte. Güzel günlerdi. Buyrun
Devamını okuyun
0
Bugün beşinci gün oldu bilgisayar başında, office 2007 açık ve her tarafa dağılmış olan notlar, belgeler vs ile cebelleşiyorum. Bu işi benim başıma açan kişi ve kurumlara burdan selam gönderiyorum. Sizi çok seviyorum! Şubat ayının 29 günden ibaret olmasına bu kadar üzüleceğimi tahmin etmezdim. Ne olurdu 31 gün filan olsaydı bu yıl. Önümde iki gün daha var umarım zamanında yetiştiririm ve ortaya adam gibi birşeyler çıkartabilirim.
Bu süre zarfında müzikleriyle beni yalnız bırakmayan komşu kızı Eleni‘ye ve rahmetli Chopin, Schubert, Telemann üçlüsüne, uzun cümleler kurmaktan yüklemini koyamadığım cümlelerimi tamamlayan, bu süre zarfı boyunca hal hatır sormayı eksik etmeyen tüm eşe ve dosta, sormayanların da canı sağolsun, teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız.
*Normalde önce film izlenir sonra filmin müzikleri severek dinlenilmeye başlanır. Lakin ben de tam tersi oldu uzun süredir elimin altında duran The[...]
Devamını okuyun
0
Etiketler:
alıntı,
dost,
edebiyat,
Gabriel Garcia Marguez,
hayat,
hikaye,
kanser,
mutsuz,
ölüm,
Öykü,
tanrı,
veda
Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, altmış saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.
İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarıyla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı[...]
Devamını okuyun
0
Bugün Aşıklar Konçertosu filmini izledim ve tek kelimeyle Koreliler bu işi biliyor dedirten bir filmdi. Çok iyi üç arkadaş arasındaki dostluk, arkadaşlık, kıskançlık ve en nihayetinde aşk temalarını oldukça samimi ve sıcak bir havada işleyen güzel bir Güney Kore filmi. Yeri geldiğinde insanı eğlendirsede sonlarına doğru tam bir dramaya dönüşüyor film ve izleyicide buruk bir tat bırakıyor. Uzakdoğu sinemasının belkide en çok hoşuma giden yönlerinden birisi bu, işlenen duygular yapmacıklıktan uzak ve oldukça samimi işleniyor ve kim ne derse desin bariz bir şekilde bizimle birçok konuda ortak duyguları paylaşıyorlar. Belki bundandır bilemiyorum ama bundan sonra elimden geldiğince uzakdoğu filmlerini izlemeye devam edeceğim. Filmin konusuna daha yakından bakacak olursak:
Devamını okuyun