‘çocukluk’ etiketli yazılar

0

Limonlu Şeker Hatrıma Düşerse…

Çocukluğumun en unutulmaz tatlarından birisi de limonlu şekerdir. Şükrü amca vardı, Allah rahmet eylesin, sadece onun dükkanında satılan dikdörtgen şeklinde limonlu şekerler vardı. Geçen yaz memlekete gittiğimde bakmadığım yer kalmadı ama maalesef bulamadım. Hatta bununla da yetinmedim dükkanlara şeker getiren toptancıyı arayıp sipariş verdim ama maalesef bulamamışlar :) Diyeceğim şu ki dikdörtgen şeklinde, jelatinli, ağza alındığı vakit insanın boğazını yakan limonlu şekerlerden herhangi bir yerde gören, duyan olursa bir zahmet haber versin. Geçen zamanla birlikte sadece insan değil tatlarda mı eskiyor nedir. Şimdi satılan limonlu şekerlere bakıyorum ama o eski tadı alamıyorum. Sezen Aksu’nun dediği gibi belki de “eskidendi, çok eskiden”. Özlediğim çocukluğum mu yoksa limonlu şeker mi bilmiyorum ama çok özlüyorum “adam gibi hasretleri”.

Devamını okuyun
2

Saçlarıma Aklar Düşmüş

Saçlarımın beyazlaması, çocukluğumdan beri hep istediğim birşeydi. Çocukken niye böyle birşeyi dilediğim konusunda bir fikrim yok ama sanırım saçları beyaz olan amcalar gözüme daha büyük gözüküyordu. Sadede gelirsek berberde farkettim ki saçlarımda tek tek olsa da beyazlar gözükmeye başlamış, berber öyle söyledi. Anne ve babam hep söyleyip durur “oğlum bu kadar düşünme, çalışma. Ne vardı gidip öğretmen olsaydın hiç değilse yazın yanımıza gelirdin” diye. Bu durumdan şikayetçi miyim, değilim. Aksine asıl birşeylere kafa yormadığım zaman kendimi huzursuz hissediyorum.
Kendini insanlara ve tutkularına adamayan birinin kalbi asla kırılmaz. Peki ama o zaman gerçekten yaşamış sayılır mı? Birilerine değer veren bir fani olarak ölmeyi tercih ederim. O zaman ruhum özgürlüğüne kavuşur.[Yasak Krallık, The Forbidden Kingdom]
*Bu filmden kala kala aklımda bu söz kaldı. Benim eğlence anlayışım ancak bu kadar olur zaten.
[...]

Devamını okuyun
4

Web 2.0 Zaman Kaybıdır

Önceki yıl Toefl sınavına girdiğimde essay kısmının free part olan bölümünde teknoloji insanların hayatını kolaylaştırıyor mu, gelişen teknolojiyle beraber insanların daha planlı olması gerekiyor mu şeklinde bir soru gelmişti. Tam olarak ne cevap verdim hatırlamıyorum ama özellikle son yıllarda web 2.0 dalgasıyla başlayan internet serüveni için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki web 2.0 zaman kaybının diğer adıdır.
Sosyal ağlar, daha etkileşimli sayfalar, servisler derken hergün yeni yeni servisler ortaya çıkıyor. Birçok servisin ortaya çıkış sloganını hayatımızı bir şekilde kolaylaştıracak olma iddiası teşkil ediyor. Mantıklı düşünürsek eğer bir servis hayatımızı kolaylaştırıyor, işlerimizi daha rahat bir şekilde halletmemizi sağlıyorsa o zaman bizim internette daha az zaman harcamamız yani kısacası zaman tasarrufunda bulunmamız gerekirdi. Fakat gerçekten öyle olduğu söylenebilir mi? Aksine her geçen gün bilgisayar başında daha fazla zaman geçirmeye başlıyoruz.
Bunun en temel[...]

Devamını okuyun
5

Ahmet Arif vs Sigara Dumanı

Sigara kullanan birisi değilim. Bunun en temel sebeplerinden birisi çocukluğumdan beri sigara dumanına karşı duyduğum aşırı rahatsızlık. Gerçi zamanla yanımda sigara içen arkadaşlarım sayesinde bu rahatsızlığım bir nebze olsun azalmasına karşın sigara içmememdeki en büyük sebep babama bu konuda verdiğim söz. Ortaokuldan sonra yatılı olarak liseye başlayacağım zaman babam, oğlum ne yaparsan yap ama sakın sigaraya musallat olma, sana gönderdiğim parayı ister yırt istersen dilediğin gibi harca ama sakın sigaraya para verme deyince sigaraya başlamayacağım diye önce babama sonrada kendime söz verdim. O günden sonrada hiçbir arkadaşıma cebimde babamın parasını taşıdığım süre zarfında sigara almadım, sigara alması için borç para vermedim.
Genelde çevresinden kolay etkilenen birisi olmadığım için sigara içen arkadaşlarımın olması sigaraya başlamama sebep olacak kadar üzerimde bir etki etmedi. Lakin özellikle, sıkıntılı zamanlarda babamın sigara içişine resmen hastaydım;[...]

Devamını okuyun
9

Çocukken Kavrayamadığımız Şeyler

Çocukların bazı konularda çok garip tespitleri olduğu malumdur. Geçende düşündüm ben neleri kavrayamazdım çocukken diye ve aklıma bir atasözü geldi. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözünü uzun bir süre çözememiştim ne demek istemiş bu atalarımız diye. Ne zaman bu atasözünü duysam aklıma hep şu sorgu ve sual gelirdi. Birincisi ben arkadaşımın adını sana niye söyleyeyim. İkincisi söylesem bile sen nerden tanıyacaksın ki! Uzun süre bu sorularla yaşadım sanırım. Çok mu saftım ne.
Ben yine iyim aslına bakılırsa. Iğdırlı bir arkadaşım var ve o küçükken dünyanın bir ucunun Iğdır olduğunu düşünürmüş. Gerçek dünyayı haritadaki gibi sanan bu arkadaşım Iğdır’dan öteye gidildiği zaman dünyadan aşağı düşüleceği gerçeğine kendini inandırmış. İlk söylediği zaman çok ama çok gülmüştüm.
Anaokuluna giden yeğenime öğretmeni eve gidince şimdiye kadarki cumhurbaşkanlarımızın isimlerini öğrenmesini söylemiş. Akşam eve[...]

Devamını okuyun