“çocuk” etiketli yazılar

Yılların İçimizde Bıraktıkları

Etiketler: , , , , , ,

Çocukken bir arkadaşımla kavga etsem veya birisine çok kızsam annem beni karşısına alır ve yaptığımın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırdı. Annem, her zaman eğer birisi için çok kötü şeyler düşünürsen yavaş yavaş kalbin kararmaya başlar ve bir süre sonra kimse için iyi şeyler düşünememeye başlarsın derdi.

Hayatın olanca karmaşası içerisinde bazen öyle şeyler yaşıyoruz ki içimizde kimi zaman öfke, kimi zaman kırgınlık, kimi zaman derinden edilen bir sitem birikebiliyor. Bir insanın kendini gerçekten huzurlu hissedebilmesi ise bütün bu olumsuz duygulardan arınabilmesine bağlıdır. Canımızı çok derinden yakan bir mevzuya bile geriye dönüp baktığımızda acı da olsa tebessüm edebiliyorsak o zaman bulunduğumuz zamanda huzurlu bir şekilde hayatımıza devam edebililiyoruz demektir. Aksine, geçmişteki birşey takılıp kalmış ve zaman geçmesine rağmen hala aynı öfke, kızgınlık veya sitemi içimizde barındırıyorsak o zaman huzuru bulmamız çok zordur.

Rahmetli Ümit[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Hayata Dairkategorisinde 12 Şubat 2008 tarihinde yazıldı. - 2 Yorum

Eleştirmeyin, Kınamayın ve Şikayet Etmeyin!

Etiketler: , , ,

Eleştiri zararlı bir kıvılcımdır, öyle bir kıvılcımdır ki övünç denilen cephane deposunun patlamasına yol açar. Acımasız eleştiriler ünlü bir İngiliz yazarın roman yazmaktan vazgeçmesine yol açmıştır. İnsanları suçlamaktansa onları anlamaya çalışalım. Neden böyle davrandıklarını bulmayı deneyelim. Bu yol, eleştiriden çok daha yararlı olan sempati, hoşgörü ve sevecenlik doğurur. Çocuklarınızı eleştirmek istiyorsanız eleştirmeden önce Amerikan gazeteciliğinin klasiklerinden biri olan aşağıdaki yazıyı okuyun. Unutmayalım ki,
” Tanrı bile insanları yaşamının son gününe dek yargılamaz.”

Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni[...]

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 30 Ocak 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

Yarım Kalan Aşk

Etiketler: , , , ,

Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:

“Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. Mektuplarınızı ….. adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam vardır ki, çok az sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor. Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır.”

On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli bir şey[...]

Tamamını oku | Yorum yap | İktibaskategorisinde 30 Ocak 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

Spor Ayakkabıyla Futbol Oynanır Mı?

Etiketler: , , , , , ,

Biz bu sorunun cevabını ortaokuldayken hayır olarak vermiştik. Hatta hiç unutmam sınıfımızda şehir  dışından gelen memur çocukları vardı. Onur diye bir arkadaş beden eğitimi dersine spor ayakkabı giyip gelmiş. Çocuğa çok gülmüştük valla ” ulen onlarla futbol mu oynanır” diye. Peki biz ne mi giyinirdik: Karalastik.

Bu karalastikle top oynarken eğer top çok sert olursa ayağınız acırdı o yüzden  biz iki kat çorap giyerek bu soruna pratik bir çözüm bulmuştuk. Peki o kadar süre o karalastiğin içerisinde kalan ayak, sizce nasıl bir hal alır. Hayal bile edemezsiniz simsiyah olurdu ayaklarımız. Eve gidince ablam kapının önünde durdurur beni,ayaklarımı güzelce yıkattırır eve öyle alırdı. Çorapların nasıl bir hal aldığını söylemeye gerek duymuyorum  bile. Sonra bir de lastiklerimiz kirlendiği zaman onları güzelce yıkayıp parlatırdık. Annem hala saklıyormuş benimkileri.Bu yaz tatiline gidince gördüm.

Düşünüyorum da eğer[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Halet-i Ruhiyekategorisinde 15 Ocak 2008 tarihinde yazıldı. - 0 Yorum

İrtibat

Rss abonesi olun

Rss abonesi olarak yeni yazılardan kolayca haberdar olun. Rss okuyucu kullanmıyorsanız email listeme abone olun. Yeni yazılar email adresinize gelsin!

Okuduklarım

Nahnu

NahnuBirçoğumuzun kısa donla, internet kafede chat yaptığı dönemlerde blog yazmaya başlamış büyüğümüz. Blog mahallesine yön veren ender insanlardandır. Yakın zamanda evlenmiştir, Allah Nahnu Jr. ile link değişimi yapmayı da nasip eder inş :)

Diğerleri