Ergenekon Soruşturması Ve Adil Yargılanma Hakkı
Yaklaşık sekiz ay önce başlayan ve birçok kişinin tutuklanması ile devam eden ergenekon terör örgütüne yönelik olarak yapılan soruşturmanın gereğinden çok fazla uzun sürdüğü, tutuklu bulunan kimselerin haklarındaki suçlamaları ve aleyhlerine olan delilleri bilmedikleri ve bu sebeple de adil yargılanma haklarının ihlal edildiği şeklinde yorumlar yapılmaktadır. Bu tür yorumların anakaynağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin altıncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkıdır. Madde bünyesinde birçok unsuru barındırmakla birlikte söz konusu yorumla kasdedilen anlaşma maddesinin birinci fıkrasıdır. Fıkra aşağıdaki gibidir:
Madde 6 - Adil yargılanma hakkı
1. Her şahıs gerek medeni hak ve ve cibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından dâvasının mâkul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir….
Buna göre bir kimse polis tarafından gözaltına alındığı dakikadan itibaren adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu süreden itibaren yakınlarına haber verilmesi, susma hakkı başta olmak üzere kanunun kendisine tanımış olduğu hakların hatırlatılması, müdafi (avukat) tutabileceği (bazı durumlarda avukat tutamazsa hatta istemese bile devlet avukat atamak zorundadır. Aksi takdirde adil yargılanma hakkı zedelenir. Yargılama hukuka aykırı olur. ) ve en önemlisi ne ile suçlandığı ve aleyhindeki deliller kendisine söylenir.
Bundan sonraki süreçte ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru kişinin tarafsız bir mahkeme önünde makul bir süre içerisinde yargılanması ve davanın sonuçlanmasıdır. Geçmiş yıllarda ülkemizde çok basit ceza davaları bile yıllarca sürdüğü için birçok kimse bu noktadan zarar görmüş ve hakları ihlal edilmiştir. Bir kimse tutuklu yargılanmıyor olsa bile davanın makul bir sürede sonuçlandırılması gerekmektedir.
Tekrar ergenekon soruşturmasına gelecek olursak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şeklindeki yorumlar maddede yer alan makul süre kavramının yorumlanmasıyla alakalıdır. Her ceza davası kendisine özgü hususları bünyesinde barındırır. Bazı davalar çok basit olabiliyorken bazı davalar oldukça karmaşık olabilir. Maddede yer alan makul bir süre içinde yargılanmalılar şeklindeki hüküm izafidir, subjektifdir.
Bir adam öldürme vakasında bir yıl içerisinde bir iddianamenin hazırlanmaması “makul süre” sınırını aşabilecekken daha kapsamlı bir terör örgütü operasyonunda bir yıldan daha uzun bir süre bile “makul süre” sınırının aşılması için yeterli olmayabilir. Bu her somut olaya göre değerlendirilip ona göre karar verilecek bir husustur. Nitekim bunu gözönünde bulunduran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu tip vakalarda olayın özelliklerine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığına bakmaktadır. Bu noktada delil adedi, bunların değerlendirilmesi, tanık dinlenmesi vs unsurlar bu sürenin uzamasına doğrudan etki etmektedir.
Bu ve benzeri olaylarda yargılamanın uzun sürdüğü ve makul süre içinde bitirilmediği için adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şeklindeki yorumların bu çevçevede yapılması daha sağlıklı olacaktır.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Benzer Yazılar
Rastgele Yazılar
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.