Çocukları İnsanlardan Çok Severim
Bir çocuk anısı… Sokakta hergün, her adım başında rastlanılan olaylardan bir tane. Olay da değil, üstelik bir anı bile değil, sıradan bir tablo…
Bende böyle çocuklarla ilgili ne kadar elde edilmiş, her biri yüreğin en duygusal bir sayfasına çizilmiş tablolar var. Büyük küçük şeyler, daha insanların, şu tanıya tanıya artık sevilmemeye başlanan insanların arasına karışmadıkları için sevilen bu melek örnekleri bende olağanüstü etkiler bırakır: Çocukları herhalde insanlardan çok severim; sanırım çocuklarımı kendi özbenliğimden fazla sevdiğim için…
İnsan, baba, özellikle babalıkta korkunç vuruşlarla uğramış bir baba, işte şu satırları yazarken, çocuklardan söz ederken yüreğinde masum mezarların acılı iniltisi inleyen bir baba olursa, çocuklara bir başka etkilenme bakışıyla bakıyor; onların yaşayışını bir başka duygulu yüreklerle değerlendiriyor.
Çocuklara; bütün insanlar gibi talihsiz olmaya mahkum iken dünyanın eğlence sanılan şeylerine şaşkınlıkla dolu gözlerini gülümseyen, yarın dikenlerin arasında başları dönmüş olacaklarından habersiz, bugün güne taptaze ruhlarını seren bu çiçeklere baktıkça, ta içimin en gizli yerinde bir ağlamak duygusu duyarım.
Bunlarda bize benzeyecekler, öyle mi? Tıpı tıpına bize benzeyecekler. Hep o çekişip didişmeler, hep o emeller, sonra o umutsuzluklarla o kırılmalar… Önlerinde ne korkunç çevrintilerin karanlık derinliği, ne korkutucu uçurumların yutacak lokma arayan ağızlarını açılmış görecekler! Yaşamak ne kadar zahmet ve eziyet dolu bir yol!…
“Bugünün Masum Mutlulukları”
Keskin çakıllarla örtülü bu yolu izlerken ayaklarında ne kanlı yaralar açılacak! Bugünün masum mutlulukları!… Onların acılı yol geçitlerinde kümelerle, yığınlarla çalılar, dikenler her adımda bir set çekecek. Zayıf ve titreyen ellerle bunları parçalamak isteyecekler; ama tam tersine, onlar bu elleri parçalayacaklar. Hepsinin üzerine bir parça kan, birer kanlı gözyaşı asa asa ilerleyecekler…
Sonunda işte bu yolun sonuna, işte bu çekişip didişmenin acısının amacına, işte sanki hayatın bir durgunluk, bir sessizlik dönemine ulaşıldı. Ama çok yazık! Nerede onlara hayal kucağını açan kutluluk gülbahçesi midir? O bir alkım, ufukların yanağına nakşedilmiş havasal bir çiçek bahçesi idi ki uçtu. (Şimdi) önlerinde uçsuz bucaksız çıplak bir çölden başka birşey yok…
Ne bir parça yaprak ki avutucu gölgesinde bir soluk alınsın, ne içe ferahlık veren kaynak ki, ateşlerle yanan kırgınlık dolu göğsüne bir damla sevinç suyu bağışlasın. Uzun, çıplak, boş bir çöl…
Bunu düşünür; sonra onları, küçük bedenlerini yaşamaktan, şu hayatın birbiriyle çatışan dalgaları içinde ufak adımlarla ilerlemekten sevinçli ve mutlu; hayata, bütün düşmelerini yutacak olan bu eziyet zahmet kuyusuna -hiçbir şeyden habersiz benliklerini ederek dalıyor görerek bu mutluluk düşü için titredim. Oh! Bu tatlı düş!… Mümkün olsa da bu küçükler her zaman böyle küçük, her zaman böyle herşeyden habersiz, her zaman böyle herşeyden habersiz, her zaman böyle bahtiyar kalsalar…
İşte bunun için çocuklara genellikle acırım. Bir çocuğun yanından, onunla ilgilenmeden geçebilmek, benim için mümkün değildir. Onları görmek, onlara bakmak, küçük ruhlarının içinde saklı olan gizliliklerini anlayabilmek için gözlerini gözlerime dikerek uzun uzun, bu bilgisiz yüreklerin katıksızlığının ama yerine girebilmek isterim.
Onların gözlerinde birşey vardır ki, insanlarda yoktur; kuşlara özgü bir bakış hali. Örneğin günvercinlerdekine benzer anlamlı bir bakış. Katıksız ve dupduru, daha yaprağından yeni çıkmış bir çiçek kadar (ruh) bekaretinin ipeğine hiçbirşey değmemiş; bir kaya parçasının gölgesinin gizliliğinde, sabahın çiylerinden birikmiş mini mini, tertemiz ve parlak bir pınar. Aydınlık ve lekesiz bir göz…
Size bakarken:
“- Sen nasıl birşeysin? Bana bir kötülük etmeyeceksin, bir zarar vermeyeceksin, sana parmağımı uzatırsam beni yakmayacaksın, değil mi?…”
Korkulu sorusuyla bir karşılık bekliyor. Ufak bir hoyrat, katı anlam onu ürkütmeye, titreymeye yeterlidir. İşte sizden çevrildi, size bakamıyor… Ya da küçük bir gülümseme belirtisi: Şimdi gülerek size bakıyor; size ruhu ile sokuluyor, gözleriyle sizi öpüyor…
Yolumun üzerinde rastlanılan bu küçük meleklerden birkaç tanesiyle, böyle gözlerimizle be ruhlarımızla öpüştük. Onların kaç tanesine ruhumun en nazik beşiklerinde beslenilmiş olan öpücüklerden armağan ederek gözlerinde uçuşan gülücük çiçeklerinden ödül aldım…
Ben de böyle demetlerle toplanarak ören yüreğimin yıkılmış takına asılmış bir gülücükler hevengi var ki, ara sıra o yıkıntı yerinin çürük direkleri, duvarları bir katı sert üzgünlük rüzgarının esişiyle sarsılırken o da nazlı nazlı sallanır ve sanki ondan neşeler, avunçlar, çiçekler dökülür.
Ama gene ne kadar böyle çocuklar tanınmış, görülmüştür ki, onların elemli anılarından yaralı yüreğime damla damla zehir damlar. Ne kadar hasta, sakat, yoksul çocuklar için uzaktan uzağa yaslar tuttum. Ne öksüz kalmış yavrular, ne sokağa düşmüş melekler için uzun uzun kötü düş görmelerle düzeni bozulmuş geceler geçirdim!..
Bir resimli dergide arabaya çiğnenmiş bir bebek; ya da çıldırmış bir annece pencereden atılmış bir çocuk görmek, ya da bir gazetenin haberler sütununda karnı oyulmuş, iplerle direğe sarılarak dövülmüş küçük zulüm görmüşlerin uğradıkları çirkin acılara rastlamak (benim için) haftalarca sürüp giden ıstırap olur ki (beni) hasta eder…
Bunları ne için yazıyorum. Ben bugün sade,sıradan bir sayfa yazacaktım.
Halid Ziya Uşaklıgil, Bir Şi’i Hayal (Bir Hayal Şiiri) sy.131-135. Halid Ziya’nın kalemine yönelik eleştirilerin başında gereksiz ve ağır tasvirlere başvurması gösterilir. Ancak Halid Ziya, “Küçük Bir Levha” adlı hikyenin giriş kısmında yer verdiği bu yazıyla insana, iyi ki böyle tasvirler yapmış dedirtiyor. Eski bir kitabın sayfalarında saklı kalmasına gönlüm razı olmadığı için bu güzel parçayı buraya aktardım. İçimdeki çocuk sevgisi bundan daha güzel nasıl ifade edilebilirdi bilmiyorum.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Rastgele Yazılar
“Çocukları İnsanlardan Çok Severim” yazısına 3 yorum yapılmış
-
Ibrahim 6 Kasım 08,19:57
-
merhaba, öncelikle hoşgeldiniz. bu güzel ve motive edici yorumunuz için ayrıyeten teşekkür ederim. yazılan yazıları beğenmeniz ve en önemlisi bir sohbet havasında okuyor olmanız ne kadar güzel. birşeyler paylaşmayı ben de çok seviyorum ki zaten blogu açma gayem de buydu zaten, az da olsa başarabilmişsem ne mutlu bana. “hakkımda” sayfası bu blogun en sancılı kısımlarından birisi sanırım. bir türlü birşey yazamadım o kısma. şöyle birşey var ama ben, yazdığım bütün yazılarda az ya da çok kendimden bahsediyorum. sadece “kim” olduğumu söylemiyorum yoksa “nasıl” biri olduğum az çok aşikardır diye düşünüyorum. lütfen bloga olan bu ilginizi yorumlarınızla da ziyadeleştirin. her türlü öneri ve yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyor olacağım.
tekrar teşekkür ederim yorumunuz ve bloga kattığınız güzellik için.
-
umur 30 Kasım 08,14:33
kaynakçasını bana yolaya bilirseniz çok sevinirim. çok güzel bir yazı.
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
merhabalar;
vavelya.net sayfasiyla sans eseri tanisabildim. uzak yerlerden yaziyorum bunlari amerikadan. insanlarin birsey paylasmasi birbirleriyle herzaman beni mutlu etmistir ve bu sebebtendirki blog yazilarina ayri bir ilgim bulunur.
koyu bir zulfu livaneli hayraniyimdir ve onunla ilgili bir yaziyi ararken vavelya yi buldum iyikide bulmusum. yazilarinizi okuyunca tatli bir sohbet havasinda hissi uyandiriyor bende. cayimi , kahvemi aliyorum geciyorum bilgisayarin basina…
vavelya.net i buldugum bir gece vaktiydi , malum uzak diyarlarda calismaktan baska pek ekstra yaptigimiz bir sey yok…ha birde okuyabilmek… yorgun oldugum halde bilgisayari hic kapatmak istemedim vavelya gercekten beni iyi sarmisti…her bilgisayari actigimda kesinlikle girmeden edemedigim bir site… sizi tanimiyorum “hakkimda” bolumunde bir sey bulunmuyor acikcasi – bulunursa cok iyi olur-…
tesekkurler boyle bir site icin