Annem, Babam Ve Zoraki Yalnızlık

Anne ve babamı incitmekten çok korkuyorum. Öyle ki son zamanlarda onlara karşı en çok kullandığım sözcük “peki, tamam” oldu. Sanki onların söylediği birşeye itiraz ettiğim veya onlardan farklı düşündüğüm zaman onları incitecekmişim gibi geliyor. Onlara karşı her zaman böyle hassastım desem yalan olur ancak yine de hiçbir zaman asi bir çocuk olmadım. İyi bir çocuk olmak çoğu zaman kendimi, sırlarımı, sıkıntılarımı onlardan saklamak demekti. Hayatta hiçkimseyi kendi sıkıntılarımla üzmeye hakkım olmadığı gibi onları da üzmeye hakkım yoktu ve ben, anne ve babamın karşısına her zaman yüzünde gülücüklerle çıkan bir çocuk olmaya çalıştım; içim kan ağlasa ve bazen yaşadıklarımın altında ezildiğimi hissetsem de. Kendi kendime yetebilmeyi de yaşamayı da böyle öğrendim. Sanırım onlara karşı kendimi hapsettiğim bu zoraki yalnızlıktan dolayı ben, ömrü hayatımı anne ve babamı özleyerek, onlarla aramızda yaşanmamış birşeyler kaldığını düşünerek geçireceğim.

Kişiselkategorisinde 12 Kasım 2008 tarihinde yazıldı.

feed Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler

Arama terimleri: anne ve baba, çocuk, çocukluk, yalnızlık

Annem, Babam Ve Zoraki Yalnızlık” yazısına 11 yorum yapılmış

  1. "Anne" cok kutsal bir varlik. Acik soylemek gerekirse anneme babamdan daha fazla saygi duyarim. Babalar bazen vurdumduymaz olabiliyor ama anneler her ne kosulda olursa olsun yavrularina hicbir zaman vurdumduymaz olamiyorlar. Yavrularini kendi canlarindan daha fazla dusunuyorlar.

    Hicbir zaman hayirsiz evlat olmadim. Hayirsiz evlat bir annenin canini ne kadar acitir , dusunulemez bile… O yavruyu buyutune kadar neler cekiyor neler…

    Ama bu hayat tabiki, bazen annelerde hayirsiz olabiliyor…( diyebilirsiniz) evet dogru, ama boyleleri bence psikolojisini yitirmis, zavalli kisiler…

  2. bazen de şöyle birşey vardır. denir ki anneler iyi arkadaş babalar ise iyi dostur. anneler genelde çocuklarının her istediklerini yapmaya çalışır yeter ki gönülleri hoş olsun diye. babalar bu noktada biraz daha farklı sanırım. allah kimseyi hayırsız evlatla karşılaştırmasın. bir anne baba için bundan daha zor ne olabilir ki.

  3. selam ben sena konu anne baba evlat ilişkisi. aklımı kurcalayan soruya umarım yanıt alabilirim. kız-anne ilişkisini yakinen biliyorum ama benim merak ettiğim erkek evlat ile anne ilişkisi. bir erkek için anne neyi ifade eder ve anne si için neler yapabilir ve nelerden vazgeçebilir. soru biraz saçma gelebilir farkındayım. aslında hala sorsammı sormasammı muallaktayım. sordum gitti.

  4. aslına bakılırsa bu kişiye göre değişen bir durum. benimle annemle ilişkim babamla olan ilişkimden daha iyi oldu her zaman. bu babamla daha kötü bir ilişkim olduğu anlamına gelmesin sadece annemle daha çok zaman geçirmişimdir. çünkü babam şehir dışına çok çıkıyordu ve 15 günde bir görüyordum kendisini. zaten babam da hep söyler; ne zaman büyüdünüz ben anlayamadım diye.

    annem herşeyden önce benim en iyi öğretmenimdir. hemen hemen her konuda annemden birşey öğrenmişimdir ve öğrenmeye de devam ediyorum halen.

  5. anne genel verici, beklentisiz sevgi demek benim için. ilerde inş bir anne adayı olarak kendimi şanslı görüyorum.
    son soruma cevap alamadım hayat öğretmeniniz anneniz için kendisine çok inandığınız hayat arkadaşı olarak seçtiğiniz kız arkadaşınızdan vazgeçermisiniz?

  6. sena, eğer bir kız arkadaşım olur ve kendisiyle anne veya babam arasında bir tercih yapmamı isterse ,öyle birşey inş. olmaz, o zaman ilişkinin temelinde bir yanlışlık var demektir ve ben, böyle birisiyle asla evlenmem. birisiyle evlenmek demek aynı zamanda çocuklarımın annesini de belirlemek demektir benim için anne ve baba saygısı sevgisi olmayan birisinin iyi bir anne olacağına asla inanmıyorum. üstelik bu durum sadece kendi anne babam için değil; kız arkadaşımın anne babası için de geçerli. kendi anne babasına saygısı sevgisi olmayan birisiyle de evlenmem. anne olacak kadın başlıklı yazımı da okuyabilirsiniz, ne demek istediğimi sanırım daha iyi anlatıyor.

  7. insan birisini seviyorsa ailesini çevresini ve dostlarını benimsemeli ve sevmeli. sorun kızda değilde annedeyse kız sevdiği adamın annesini ve dostlarını çevresini benimsemiş ve kabul etmiş. çünkü biliyorki sevdiği adam onlarla beraber yaşamakdan mutlu oluyor. haliyle kızda. oğlanın annesi gerçekden çok iyi bir insan ve oğlunu elinden geldiği kadar güzel yetiştirmeye gayret etmiş ve oğluna çok düşkün. oğlunun seçtiği hayat arkadaşını oğluna da yakıştıramıyor. burda esas oğlan ne yapmalı ? biraz türk sineması gibi oldu aslında her iki tarafda iyi olup fakat yanlış tanışmalar neticesinde yanlış anlaşılmalar yaşanılıyor.sonuç ne olursa olsun neticede kader diyoruz fakat burda insanların davranışları da önemli bence. konuyu uzattım galiba kusura bakmayın.

  8. est. aksine iyi bir noktaya değinmişsiniz. fakat şöyle birşey var. hani bazı meseleler vardır ki başınıza gelmeden ne yapacağınızı kestiremezsiniz ya da siz birşeyler söylersiniz de iş pratikte onu uygulamaya geldi mi afallayıp kalabilirsiniz. şimdi bahsettiğiniz mevzuda da açıkcası kesin birşey söylemek çok zor. konuşularak halledilebilir diyeceğim ama biliyorum ki kimi zaman bu da kar etmiyor.

  9. iyi bir anne veya baba ogluna veya kızına evlilik gibi hassas konularda oğüt verebilir ancak onlara hayır kesinlikle evlenmemelisin , onla olmamalisin dememelidirler. evlatlari da zaten evlenecek yasa gelmis iseler belli bir seviyeye ulasmis iyi ile kötüyü ayaracak yasa gelmisler demektir. çünkü yaşayacak olan evlenecek kisilerdir.

  10. insanın kendi kendine yetmeyi başarması güzel ama bir süre sonra bu bir yerde bir şekilde patlak verebiliyor, örneğin; çok fazla ketumlaştırıyor insanı yani dışarıya açılma, duygu paylaşımı azalıyor. bunu şuan aşabilmek için büyük uğraş veriyorum eskiye göre çok yol kat ettim ama yine de tutukluk yaşıyorum. bu anlamda duygularımı anne ve babam ile paylaşabilmek güzel olurdu diye düşünüyorum.. eski anne ve babaların bir çoğu ne yazık ki şimdikiler kadar bilinçli ve hassas değil bu konuda. anne ve babayı kırmamak için sabırlı olmak ise bambaşka bir şey tabiki bu çok güzel ve takdire şayan bir davranış rabbimizin hoşnutluğunu kazandırabilecek iyi bir huy.

  11. aslına bakılırsa benim dışarıya açılamama gibi bir sorunum hiç olmadı. yeri geldiğinde kendimi çok iyi ifade edebilirim. bu kendine yetebilme hali ben de bahsettiğiniz tarzda bir sıkıntıya yol açmadı. sadece şuna sebep oldu: ben kendinden çok fazla bahseden, kendini önplana koyan birisi değilim ve hayatımın hiçbir döneminde de öyle biri olmadım. en basitinden blogda halen bir hakkımda sayfası yoktur.

    anne ve babayı kırmamaktan ziyade ben, onların haklı olduğuna ve en iyisini düşündüklerimden emin olduğum için onlara karşı gelmiyorum. eski anne babalarla şimdikiler arasında bahsettiğiniz tarzda kesin bir ayrım var mıdır bilmiyorum, herhalde kişiye göre değişen bir durumdur bu mevzu. bir de şunu unutmamak lazım ki eski zaman insanlarının sıkıntıları ve hayat standartı şimdikilerle kıyaslanamayacak kadar farklı. babam hep bunu söyler mesela sen, ne zaman büyüdün ben hiç anlayamadım. çünkü babam sürekli şehir dışında oluyordu ve biz de bu duruma alışmıştık

Yorum yapın

Name Email Website URI

Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.