Akıl Tutulması
Bazen çok salakça davrandığımı hissediyorum. Bunun en son örneğini bu yakın zamanda yaşadım. Neden ya da niçin yaptığıma mantıklı bir açıklama veremediğim bir şekilde çok iyi sayılabilecek bir okul ve iş teklifini sanırım kaçırmak üzereyim.
İki ay önce İngiltere’de bir üniversiteye yarı resmi başvuru yapmıştım. Mezuniyet derecem olduğu için yüksek lisans yapmadan direk doktoraya başlayacaktım. Çalışacağım hocalarla Türkiye’ye geldiklerinde görüştüm. Adamlar bana kendini hazırla iki ay sonra senden net bir proposal isteyeceğiz dediler. Bu kadarla bitse iyi. Üniversite, yine üniversite mezuniyet ortalamam çok yüksek olduğu için beni tam burslu olarak kabul etti. Bununla da bitmedi bir de asistanlık teklif ettiler. Buda yetmedi üstüne bir de burs adı altında maaş vereceğiz dediler. Üstelik eğer çok çalışırsam 2.5 yılda aksi takdirde maksimum 3 yılda doktoramı yapmama izin verdiler. Türkiye’de istesenizde hocalar bu kadar kısa sürede doktora yapmanıza izin vermez hele de doğrudan doktora yapıyorsanız. Adamların bir tek bana, kimliğini getir seni üstümüze yazdıralım demekdikleri kalmıştı ama ben ne yaptım? Hiçbirşey.
Proposal yazmadığım gibi bu konu üzerinde bir çalışmada yapmadım. Aslına bakılırsa gitmekten vazgeçmiştim o sebepten birşey yapmadım lakin dün itibariyle çok büyük bir hata yaptığımı fark etmiş bulunmaktayım. Henüz vaktim var mı bilmiyorum ama sanırım geç kaldım birşeyleri ayarlamak için. Bugün arayacağım bakalım ne olup bitmiş. Bana süre tanısalar bile o kadar kısa süre içerisinde proposal yazmam çok zor. Yine de elimden geleni yapacağım, bakalım ne ile neticelenecek.
Böyle diyorum ama bir taraftan da belki nasip değilmiş demekten kendimi alamıyorum. Kendimi teselli etmek için değil bunu gerçekten söylüyorum. Bazen hayatta dış görünüş itibariyle çok cazip gözüken şeyler bizi felakate götüren ya da hayatımızı olumsuz yönde etkileyen olaylara dönüşebiliyor. Bu sebepten demiyor muyuz herşeyde bir hayır vardır diye. Bekleyelim ve görelim bakalım bizi neler bekliyor.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Benzer Yazılar
Rastgele Yazılar
“Akıl Tutulması” yazısına 6 yorum yapılmış
-
-
Cidden çok cazip fırsatmış, siz yine çabalayın araştırın. Şimdi “nasip değilmiş” demek garip görünüyor gibi ancak bazen çabalamamak da insanın nasibi olmadığını gösterir. Hadi nasip değilmiş demeyelim de hayırlısı olsun diyelim. Zaten iş işten geçmemiş, olursa da olmazsa da hayırlısı olsun.
-
evvel zaman içinde adamın birisi odtu tarih öğrencisidir ve 2.sınıftadır…bir yandan okur bir yandan cafe-barlarda garsonluk yine hayatta kalabilmek için bir yandan ankara’nın en işlek yerlerinde tezgah açıp akşama kadar parfüm satar zabıtalarla kovalamaca oynarmış..gel zaman git zaman bir gün karşısına bir fırsat çıkmış bu fırsat kpss sınavıdır..bu sınava girer sene 1997 dir. sağlık bakanlığın’da İşine başlar 657′ye tabii dir aradan yıllar geçer bu zaman içerisinde (11 yıl) çeşitli hastanelerde çalışır. önce kendine yeni bir ev alır. bu zamana kadar her sabah uyandığında kendi kendine hata yaptığını söyler durur; ama bu Ülkede eline başka fırsat geçmeyeceğinide çok İyi bilirmiş.sonra bir gece vakti bu yazını okuyup böyle bir yorum yapmak gelmiş İçinden. İşte böyle bir örnek ! ne yapıp ne yapmayacağını bu örnekten sonra bir kez daha düşün ve çay vakti :)
-
Ben gerçekten de ne yazabileceğimi bilmiyorum aslında. Daha da doğrusu ne yazsam boş ve anlamsız olur. Çünkü ben bu olayı okuyanım. Siz yazansınız. Ben dışardayım, siz içerdesiniz. Dışarda durup da vereceğim telkin, teselli ya da serzeniş (doğru kelime bu mu bilmiyorum) asla tam anlamıyla rahatlatıcı olmayacak.
Tek söyleyebileceğim hepimiz hayatımızın bir yerinde böyle fırsatlar kaçırabiliyoruz. Bazen bilmeden kaçıp gidiyorlar, bazen göz göre göre kaçırıyoruz. Üzülüyoruz. “Vardır bir hayır” diyoruz.
Önemli olan kaçırdığımız fırsatlara “kaçtı gitti” diye çok fazla takılmamak bana göre. Zaten bir süre sonra da bünye alışıyor.
Zaman zaman -işine geldiği zaman- gayet güzel kaderci olan bünyem şunları fısıldıyor hep; iki sene önce o treni kaçırmasaydım şu an Amerika’da olsaydım Vaveyla’yı okuyabilir miydim? En basitinden Miray Defteri olur muydu? Burada karşıt düşünce olarak “Vaveyla ya da Miray Defteri geleceğinden, kariyerinden daha mı önemli?” bu sorunun cevabı oldukça göreceli. Eğer ben Amerika’dayken başıma kötü işler gelecekse, mutsuz olacaksam, benliğimi kaybedeceksem ya da en uç düşünceyle örfümü ananemi yitireceksem; evet Vaveyla’yı okumak kariyerimden çok daha önemli…
Bu verdiğim cevap belki çok pazarlık içeren bir cevap olsa da şuna inandım ben hep:
Ben bugün şu an sizi okuyorum. Eğer benim kaderime sizi okumak yazıldıysa ben Amerika’dayken de sizi okurdum.
Yine benim kaderimde varsa şayet, ben bir gün Amerika’da yaşamaya başlarım.
Hayat biraz Monopoly gibi. Paranız varken Nişantaşı’nı cimrilip yapıp satın almazsınız. Yanınızdaki oyuncu alır. Her geçişiniz de sağlam kiralar ödersiniz. Denk gelir gider Dolapdere’yi satın alırsınız. Fakat zar bu ya, siz Nişantaşı’na her tur değil de on turda bir uğrarsınız, rakibiniz(!) Dolapdere’yi komşu kapısı haline getirir. Şimdi hayat zar mıdır yoksa Monopoly’nin ta kendisi midir, iki adet zarın her turda size Nişantaşı’na ayak bastırmadan geçmenizi sağlayacak sayılarının gelmesi olasılık değeri açısından kaça kaçtır bilemem…
Fakat bildiğim; olanla ölmüşe çare yoktur. Sizinse zaten hep sizindir, ha bugün size ait olmuş ha yarın. -
sonuç ne oldu acaba?
olumluysa nasipmiş, değilse nasip değilmiş diyelim. nasipten öte köy yok.. -
Arkadaşlar hepinize ilgi ve alakanız için tek tek teşekkür ederim. Henüz çok geç kalmış sayılmam biraz daha vaktim varmış. Bakalım nasıl ve ne şekilde sonuçlanacak. Hiçbirşey yapmadım derken o dönemde başka ihtimaller vardı kafamda o sebepten onları değerlendirme yoluna gidince bu iş biraz geri planda kaldı. Hayırlısı bakalım.
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
“Nasip değilmiş” ifadesi bence senin durumun için ucuz bir teselli sözcüğünden başka bir şeyi karşılamıyor bence. İnsan kendi hayrına olacağını düşündüğü şey için çabalar, çalışır daha sonra buna rağmen olmazsa “nasip değilmiş” der. Ancak sen hiçbir şey yapmamışsın. Adamların istediği zımbırtıyı bile ayarlamamışsın ki senin için nasiplik durum söz konusu değil. Bence kaçırmaman gereken bir fırsat. Kimseye kolay kolay nasip olmaz.