Ak Parti Hakkındaki Kapatma Davası
Malum olduğu üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ak Parti hakkında Anayasa Mahkemesine kapatma istemiyle dava açmış bulunmakta. Önümüzdeki günlerde davanın nasıl bir seyir alacağını hep birlikte göreceğiz. Demokrasilerde parti kapatların bu kadar kolay olmasına açıkcası karşıyım ben. Benim problemim A partisi B partisi değil, hangi partinin kapatmaya konu olduğu zerre kadar umrumda da değil. Her hoşumuza gitmeyen partiyi kapatmaya kalkarsak bundan en başta demokrasimiz ve en önemlisi de siyasete kaymış olan hukuk anlayışımız zarar görür.

Normal şartlar altında normal bir insanın bile ceza almayacağı “soyut” ve “genel” ifadeler ve en önemlisi de spekülasyon içeren iddialarla üstelik henüz seçimden %47 oy alarak iktidar olmuş bir partiyi kapatmaya kalkmak bana çok ama çok basit geliyor. Ak Partiyi severiz ya da sevmeyiz, icraatlarını hoş görmüyor da olabiliriz ama bu “başımızdan gitsinlerde ne olursa olsun” mantığında hareket etmemizi, bu amaçla olduğu açık olan hareketlere alkış tutmamızı gerektirmez. Ak Parti kapatılsın ve birçok partiliye siyasi yasak getirilsin peki ya sonra? Tekrar kurulacak bir partinin “mağduriyet” kisvesi altında daha çok oy alacağını öngörmek gerçekten çok mu zor. En iyisi mi meclisi de 16 milyon seçmeni de kapatalım ya da başka bir ülkeye gönderelim herşey kökünden hallolsun. Benim dileğim siyasetçisinden yargıcına, gazetecisinden işadamına kadar herkes daha aklı selim davranır ve “gerçek problemlerimizle” uğraşırlar.
Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler
Benzer Yazılar
Rastgele Yazılar
“Ak Parti Hakkındaki Kapatma Davası” yazısına 13 yorum yapılmış
-
TuliBeyhan 15 Mart 08,16:26
-
Yorumunuz için teşekkür ederim. Dikkat ederseniz ben zaten Ak Parti şöyle şöyle iyi bir partidir ondan dolayı kapatılmamalıdır vs demedim. Ak Partinin iyi veya kötü olduğunu tartışma konusu yapmadığım gibi Ak Partiyi desteklediğim için kapatma kararına karşı çıkıyor da değilim. Benim karşı olduğun şey sürekli soyut ithamlarla bu işin yapılıyor olması. Bakın sizin verdiğiniz örneklerden yola çıkarak cevap vermeye çalışayım;
Ben toplumumuzun hiçbir zaman başı açık kapalı diye bir ayrışmaya, kutuplaşmaya gittiğine inanmıyorum. Sadece öyle gösterilmeye çalışılıyor. Geçen gün gazetenin birinde (Star gazetesi sanırım) bir anket yayınlanıyor ve başlığı şu “yanınıza başı örtülü biri otursa rahatsız olur musunuz”. Bu tam anlamıyla kusura bakmasın kimse ama eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmektir. Başı açık olanlarla başı kapalı olanların çatışma içerisinde olması diye birşey söz konusu değil, hiçbir zamanda böyle birşey olmadı.
Kadrolaşmaya gelince, eğer sırf bu yüzden parti kapatacaksak o zaman Cumhuriyet tarihinden bu tarafa açılmış olan tüm partileri kapatmamız lazım. Kadrolaşma yapmayan bir tek hükümet gösterebilir misiniz bana?
İnsanların eşlerinin başı açık olduğu için görevden alındığı/göreve gelmelerinin engellendiğini söylüyorsunuz peki bana şunu söyleyebilir misiniz ülkemizde maalesef kimi dönemler sırf dindar olduğu ya da dindar zannedildiği için bazı görevlere ,bunlar öyle üst kademe görevler de değil,getirilmeyen hakları yenen insanlar yok mu.
Mademki mesleki kabul de asolan liyakattır o zaman bunu herkese karşı uygulayalım ve insanların özel yaşantılarını kurcalamayalım. Başı açıkmış kapalıymış, dindarmış değilmiş kimi ne ilgilendirir. Demek istediğim bu bahsettiğiniz durumun ki ben buna ayrımcılık diyorum olmadığı hiçbir dönem olmadı ülkemizde maalesef.
Tersinden düşünün bir de şimdi iktidarda atıyorum CHP olsaydı eşi kapalı birisini o makama bilgi ve birikim olarak layık olsa bile A makamına getirir miydi? Yoksa insanların eşlerinin başlarının kapalı olması onları “potansiyel” devlet düşmanı yapıyor da bizim mi haberimiz yoktur. Yok bu sebeple parti kapatılır diyorsanız o zaman yine piyasada parti kalmaz.
Haksızlık, ayrımcılık önlenmek isteniyorsa hangi koşul ve şart altında olursa olsun birlikte karşı durulmalıdır. Kimse kusura bakmasın ama vakti zamanında kadrolaşma olduğu zaman sırf iktidar kendi partilerinin ellerinde diye ses çıkartmayan, kadrolaşma “kendi düşüncesindeki” insanların bir yerlere getirilmesi şeklinde yapıldığı için bunu makul ve meşru gören kimselerin şimdi kalkıp Ak Parti şöyle şöyle kadrolaşıyor demeye hiç mi hiç hakkı yoktur. Bu çürümüşlüğün, kokuşmuşluğun, siyasi yozlaşmanın sebebi hepimiziz. Eğer haksızlığa karşı kime karşı yapıldığına bakmaksızın karşı dursaydık şimdi çok daha farklı bir ülkede yaşıyor olurduk. A partisi B partisi beni zerre kadar ırgalamaz. Siyasi partilerin al birini vur ötekine.
Bu ve bunun gibi sebepler olsa olsa Ak Partiyi kötü bir iktidar olarak nitelemeye yarar ama bu sebeplerle parti kapatmayı doğru bulmuyorum. Parti kapatmaktan kötüsüne de hazır olmalılar derken neyi kasdettiğinizi bilmiyorum ama umarım bazılarının ima ettiği gibi tekrar idam sehpası kurulmasından ya da demokrasinin askıya alınmasından bahsetmiyorsunuzdur.
Tekrar değinmekte fayda görüyorum benim karşı olduğum şey bu sebeplerle parti kapatılması yoksa eğer konumuz Ak Parti ne kadar başarılı bir hükümet şeklinde olsaydı o zaman çok daha farklı konuşuyor olurdum. Yorumuzun için tekrar teşekkür ederim.
Saygılar. -
“Mustafa Kemal samimi dindar bir kişi olarak Kuran’ın Türkçe mealiniı Elmalılı Hamdi ile getiren ilk yöneticidir. Amacı bu dinin anlaşılmasını, siyasetin dışında tutulmasını ve partilerin Yüce Allah’ı tekellerine almasını engellemekti.”
O zaman bu yapılmasaydıda şimdi Ak Parti yapmış olsaydı Kapatma gerekçelerinin arasına girerdi.
-
Bugüne kadar AKP hükümetinin Türkiye’nin başına gelebilecek en kötü şeyleri yaptığını söyleyebilirim. Bunun en başında da özelleştirme geliyor. Ben parti kapatma davasını şeriat, türban gibi birilerinin ekmeğine bal çalan sebeplerden değil de ülkenin geleceği için gerçekten tehdit durumunda olan şeylerden olmasını beklerdim.
AKP’nin kapatılmayacağını CHP de, yargıtay da bal gibi biliyor. Bu şekilde davranarak onların ekmeğine yağ sürüyorlar.
-
@Pardus farklı bir yaklaşım olmuş. Teşekkür ederim yorumunuz için.
@Kaan, sizin verdiğiniz ve kapatma sebebini umduğunuz şey de Ak Partinin başarılı bir hükümet olup olmamasıyla ilgili. Benim tartıştığım şey bu değil. Başka birgün özelleştirme nedir, neden yapılmıştır ve ne kadar doğrudur tartışılabilir. Hatta Ak Partinin başarısız olduğu yüzlerce konu da sayabiliriz ama demokrasilerde başarısız bir iktidarın nasıl el değiştireceği bellidir. Seçime gidersiniz plan ve programınızı, Ak Partinin neden başarısız olduğunu halka anlatırsınız, halk ikna olursa verir oyunu size ve sizi iktidar yapar. Eğer demokratik bir ülkede yaşıyoruz diyorsak bunun yegane yolu budur. Başka yollar umuyorsak o zaman Anayasa’dan çıkaralım “demokratik” devlet ibaresini.
Ak Parti başarısız bile olsa söylermisiniz Cumhuriyet tarihimizi bir kenara bırakalım dünyada görülmüş müdür başarısız olduğu için bir partinin kapatılması. Ak Parti başarısız da 2001 krizini bu ülkeye yaşatanlar ya da daha öncesinde insanları kıtlık ve sefalete sürükleyenler daha mı başarılı. Onları neden kapatmadık.
Hukuk çocuk oyuncağı değil ki istediğimiz gibi onunla oynayıp duralım. İslamın siyasallaşması ne kadar tehlikeli ise emin olun bir o kadar tehlikeli olan da hukukun siyasallaşmasıdır. Sırf Ak Parti’ye zarar vermek istendiği için böyle bir dava açıldı desek bile bütün bunlar olsa olsa ülkemizin saygın kurumlarını “demokrasiye aykırı kurumların odağı haline” getirir.
Saygılar.
-
Kenan 16 Mart 08,23:17
Yargıtay başsavcısının iddianamesini okuduğumuzda çok partili döneme geçmenin demokrasinin bir gereği olarak oluştuğu söyleniyor. Bundan kasıt tabii ki aynı görüşten olan birden fazla parti olması değildir. Burada görüş çeşitliliğine saygı göstermek ve seçimi halka bırakmak esas olmalıdır.
Avrupa ülkelerinde parti anlayışı bizden daha farklıdır, halk kendisini iyi yönettiğini düşünen partiye oy verir. Yani bizde olduğu gibi: Benim babam bu partiyi tutardı, yok ben bunların içinde büyüdüm vay efendim şu partinin tabanını oluşturmak fln gibi bir anlayış oralarda çoktan terkedilmiş bir uygulamadır. Dolayısıyla halk kendisini yönetecekleri seçmekte şekil itibariyle olduğu gibi esas itibariyle de özgürdür.
Partiler farklı görüşleri temsil ettiği için her insan kendi düşünceleirni gerçekleştireceğine inandığı partiye oy verir. Ben her ne kadar partiyi kapatmaktan ziyade zararsız hale getirme taraftarı olsam da parti kapatılması ancak ve ancak anayasaya aykırı eylemler yapılması ve ülke bütünlüğünü ciddi manada bozacak eylemlerin gerçekleştirilmesi halinde gündeme gelmelidir. Burada yapılan işlem de sağlam kanıtlarla desteklenmelidir.
Kaldı ki bu işlem yapılacak olsa bile bu kıyıda köşede kalmış bir parti için değil de halkın yarısını arkasına alan ve diğer bütün partilerin toplam oyu kadar oyu tek başına alan bir parti için söz konusu olacaksa, eğer memleketimizi seviyorsak ve muassır medeniyetler seviyesine gelmek istiyorsak bir daha ve derinden düşünülmelidir.
Bunun doğrudan ve dolaylı olarak doğuracağı sonuçlar iyice hesap edilmeli, devletimizin kaç yıl geriye gideceği ve bunun vebalini nasıl ödeyeceğimizi düşünmeliyiz. Gazete küpürlerini kanıt olarak göstererek, subjektif görüşleri delil olarak kullanarak ve soyut gerekçeler üreterek; değil ‘Parti’, kapı bile kapatamazsınız.
Parti kapatma konusuna daha fazla girmeden sadece bir hatırlatmada bulunmak istiyorum : Özelleştirme yıllardan beri kanunumuzda olan bir uygulamadır, AKP hükümetinden önce yasalaşmış ve daha önceki hükümetler tarafından da uygulanmıştır. Kanunda var olan bir kurumu uygulamak ne zamandan beri suç olarak nitelendiriliyor bunu da anlamadığımı her zaman söylerim.
-
@Suskun, ben başarıdan ya da başarısızlıktan bahsetmedim ki. Sen o şekilde bir çıkarımda bulunmuşsun. Benim bahsettiğim özelleştirme adı altında devlet kurumlarının yabancılara peşkeş çekilmesidir. Bu sebeple bir partiye dava açılabilir ki bu bana göre mantıklı bir şeydir. Ha bu kapatma davası olmayabilir o ayrı mevzuu. En azından inceleme davası açılabilir. Yoksa AKP yaptığı bir işte başarılı olmayabilir herhangi bir parti gibi. Bu da gayet normal bir şey.
-
Peki demek istediğinizi şimdi daha iyi anladım. Lakin yine atladığınız birşey var. Özelleştirme kararını hükümet verse bile bunu uygulayıcısı hükümet değildir. Unutmayın ki özelleştirme sadece “sattım” demekle bitmiyor. Bunun sonrasında özelleştirme idaresinin, yerine göre rekabet kurulunun, telekominikasyon kurumunun vs. izni ve onayı gerekir.
Bunun da ötesinde hemen hemen bütün özelleştirmelere karşı açılmış olan iptal davaları var ve bu davalara Danıştay bakıyor. Şimdi Danıştay hükümetten bağımsız bir kurum onun iptal etmediği dolayısıyla da zımnen onaylamış olduğu bir özelleştirme hükümeti hangi gerekçeyle sorumlu tutacağız.
Gördüğünüz gibi sistem çeşitli kurumlar ihdas ederken bunları denetleyecek kurumları da ihdas etmiştir. Bu sebeple yabancılara peşkeş çekiliyor tabirini doğru bulmuyorum bunu derseniz o zaman başta Danıştay olmak üzere bütün yargı makamlarını da “siyasi ithamlara” musallat etmiş olursunuz. Hükümet peşkeş çekti Danıştay’da buna çanak mı tuttu? İptal etseydi ya özelleştirmeyi bunun önünde engel yoktu ki.
Son bir hatırlatma en büyük özelleştirmelerden birisi olan Telekom özelleştirmesini 95 yılında yanılmıyorsam Danıştay iptal etmişti o zaman şartlar oluşmadı diye. Bunun ötesinde özelleştirmeye karşı olup olmamak ayrı bir mevzu.
Ayrıca yakın zamanda Anayasa Mahkemesi yabancılara toprak satışını öngören yasayı (Tapu Kanunu meşhur 35.madde)tekrardan kısmen iptal etti ki bu herhalde toplamda 4 ya da 5. iptal kararı oldu. Kararı okumadım ama duyduğum kadarıyla gerekçelerden birisi de sizin bu değindiğiniz hususlardan dolayı.
Şöyle ki örneğin Tekel’i özelleştiyorsunuz ama Tekel’in hemen askeri bir alanın yanında tesisi var ve bu arazi bir yabancıya ait. Dolayısıyla Mahkeme yabancı menşeili şirketlere ,türk şirketi sayılsalar bile, toprak satışına sınırlama getirilmesini istedi. Bu örneği vermemdeki amaç bahsettiğiniz denetim mekanizması bir şekilde işliyor ve işlemelidir de zaten.
Bu açıdan bahsettiğiniz konuda haklı olabilirsiniz. Bu sebeple parti kapatılsın demiyorsunuz biliyorum ancak ben tekrar etmekte fayda görüyorum bu sebeple parti kapatılmaz. Teşekkür ederim yorumunuz için.
-
Ben farklı bir açıdan bakıyım. Aslında İktidar partileri başarısız olduğu zaman kapatılmalı ! bunlara bugüne kadar ne yaptın diyecebilecek bir mekanizma lazım ! AKP ye gelecek olursak sat sat sat iyi sat tamamda bu paralar nerde diye sorarlar adama !
-
alaskar 17 Mart 08,21:03
işte Türkiye gerçeği:
Yılların birikimi ve milletin son sözü söylediği ve söyledikçe çığ gibi büyüyen ve uzlaşan bir Türkiye gerçeği 30yıllık yaşam hayatında hatırlamıyrum ki sosyalistlerin ülkede iktidar olduklarını ve soruyorum bu sosyalistlerin benimsemiş oldukları ilkeler neler ve bizlere neler getirecek hiç mi çözüm yolu yok bu topluluğun eğer ki sığındıkları Atatürk ilke ve inkılapları ise hani nerde bu sosyalistler nerde ilkeleri kapanmak ve kapatmak tek çözümleri ise işte gerçek eylem bu kendi bindiklleri dalı kesmektedirler. nasıl oluyor da hem laik hem demokrat oluyorlarki çağ dışı kalmışlığın kapanmanın savunucusu oluyorlar…Karanlığa kendilerini bırakdıkları gibi inanmış ve istikrar içinde büyüyen Türkiyeyi ve bunun ışığı haline gelmiş bir partiyi bu denli suçluyorlar unutmasınlar ki bu partiyi buraya getiren aydınlığa inanmış milletin son sözüdür…ha bundan sonra ne olur ne biter bilmem ama görünen bir gerçek var ki tepkiler arz ve talepi artırır sanıyorlarmı ki kendi paylarına yazılacak bir artları olcak hayır olan yine milletin son sözü olacak bu da idda ederim ki şu anki AKP yi yine, yeniden daha güçlenmiş millet iradesi ile %60 ların üzerinde bir potansiyel ile başa getirecektir.
Düşünün doğuyu güneydoğuyu insanlar yıllarca kan revan ve hainlik korkusu içinde yaşadılar. Kim el uzattı hadi bir kişi çıksın desin ki sosyalistler hep yanlarında idi hayır o bölge insanlarıda artık aydınlığın ve gerçeğin yanında bakın görün ilk yapılacak seçimlerde hemde belediyelerde doğunun%95 gibi büyük bir çoğunluk iktidara oy verecek neden yapılan iyileştirme ve izlenen yol
TEK BAYRAK TEK MİLLET TEK VATAN
Bunu anlayamanlar ise karanlığa mahkum olcaklardır. Nasıl derseniz tarihin tozlu sayfalarına bakmanız yeterli olacaktır. Ben 30 yıllık hayatımda bu ülkenin yaşadığı durum karşısında hayretler içinde kalıyorsam o bölgenin ve diğer coğrafi bölgenin içnde barınan insanlarda bazı gerçekleri anlamaya başladılar bunu unutmak ihanet bile sayılabilir sizler meydanlara çıkıp nutuk atacaksınız, insanları birbirinden ayıracaksınız, milleti devleti ile karşı karşıya koyacaksınız, inanç özgürlüğüne sınır, getireceksiniz,halkı halktan ayıracaksınız, kurumların içeriklerini eleştireceksiniz, sen bunu giyme sende bunu takma diyeceksiniz, hak ve hürriyetleri kısıtlayacaksınız
ve bir de UTANMADAN BİZ ATATÜRKÇÜYÜZ DİYECEKSİNİZ.İşte gerçek bu cümlelerin içinde yatmakta ULU ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMAL yaşasaydı inanıyorum ki savunucularının büyük bir kısmından UTANÇ DUYARDI NEDEN: Atatürk diyorki: Çağdaş Menediyetler Seviyesine Ulaşabilmek için Gayret Sarfediniz…Ya sizler ne için çalışmaktasınız hangi hakka hizmet için varsınız ideolojiniz nedir ve kavram çelişkisi yaşatmadan ne yapmaktasınız sizler birer birer kendinizi bir analiz içine alın ve bakın sonuç olarak ne çıkacak;
AÇIK MIYIZ
AYDINLIK MI
KAPALI MIYIZ
KARNLIK MI
ve Atatürk diyorki:
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.
Milletin verdiği kararı çiğneyenler millet önünde hesap verceklerdir…
YETER ARTIK SÖZ MİLLETİNDİR…İşte demokrasi gerçeği önce DE gitti sonra RASİ bize kalan ne…?
*Yönetici Notu; yazınızın daha iyi okunabilmesi için şekli bazı düzenlemeler yaptım.
-
@Kenan,Ferhatonair ve alaskar fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
-
dorusubu 20 Haziran 08,16:33
1) özelleştirme neden yapılır ve özelleşiırmenin faydaları nelerdir bunları anlamlarını tam manasıyla oğrendikten sonra yorum yapınız her özelleştirme ülkenin satıldığı manasına gelmez!
2) bundan önce başörtülülerle başörtüsüzler bir arada yaşamıyordu mesela üniversitelerde sadece başörtüsüz olunuyordu buna benzer birçok örnek var şuan bır sorun olduğunu söylüyorsunuz ama kimsenin sorun falan gördüğü yok. ortalıkta kavga falan da yok tek sorun demokratik olduğunu söyleyen ve demokrasiyi savundugunu idda edenler en büyük özgürlükleri engelliyor bu bir çelişki değil mi?
3) %47lık oy almış bir partinin kapatılması demokrasiye vurulacak en büyük darbe değil midir? -
türkiye cumhuriyeti vardı eskiden önce cumhuriyeti atıldı sonra toprakları satıldı kala kala sadece kuru bir ismi kaldı. hazarda liman isteyen abd gürcistan’dan bir hamle yapmaya kalktı rusya izin vermedi. doğu anadolu bölgesi tamamen israil yönetimine girdi büyük ortadoğu kapsamında bu en büyük plandı. sonra anadolunun diğer şehirleri tamamen sömürge yapıldı bankalar tamamen satıldı. şimdi hanginiz elinizde evinizin tapusu olduğu halde bu benim toprağım diyebilir hiçkimse. yarın evlerinizden çıkın derlerse hiç şaşırmayın çünki onların topraklarında işgalci durumdayız şu anda. filistindede zamanında aynı senaryo kurgulandı şimdi zorla alıyorlar. zamanında dedik bu başımızdakilerin asılması lazım diye sonra birileri demokrasi demeye başladı alın size demokrasinin bize kazandırdığı !!!
Yorum yapın
Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
AKP hükümeti inatla ve toplumu böldüğünü bile bile ülkemize düşmanlık soktu. Daha önce birbirine telorans gösteren insanlar sırf başı açık ya da kapalı diye ilk görüşte birbirine öfkelenir oldu.
Bu dönem boyunca tarihte görülmemiş bir kadrolaşma yapıldı. Vatana millete hizmet eden dürüst insanlar eşlerinin başı açık diye başka görevlere getirildi egale edildi.
Devletin kamu malları inanılmaz ucuz fiyata satıldı. Ormanlar satıldı.
İşte şimdi de 65 yaş emekliik 250 lira emekli maaşı ve her çeşit hakkı elinden alınmış bir çalışan modeli getirmek istiyorlar.
AKP’ye oy veren samimi ve dürüst insanların olduğunu biliyorum. Ancak onlar bile ülkenin böyle gerilmesinden Erdoğan’ın her eleştiriye küfredercesine sert cevap vermesinden en önemlisi sürekli gizli bir gündem mi var?, amaç şeriat devleti kurmak mı diye suçlanmaktan rahatsız oldu.
En kötüsü bu yıllar boyunca ülke bu denli zor durumdayken PKK en güçlü olduğu zamana geldi. Hem de meclise girdi. Leyla Zana Ecevit’în zamanında tek başınayken güneydoğu Zanalarla doldu ve mitinglerde kandırılmış çocuklar bu ülkenin polisine taş attı. Büyük şehirlerde arabalar yakıldı bombalar patlatıldı.
Dış politikada ülkemizin şerefi iki paralık edildi. Hamas gibi terorist gruplar, Talabani, Barzani gibi kendini bilmez devlet adamlarıyla temasa geçildi.
Bir Suudi Kralın dizinin dibine otutulmaya gidildi. Üstelik 10 Kasım’dı ve o misafir Kral benim gönlümün Kralı Atatürk’ü ziyaret etmeyi kendisine hakaret bildi.
Eski kültür bakanı da mübarek sayılan Sakal-ı Şerif’i ayağa götürdü.
Kısacası bu hükümetin içinde şüphesiz vatanına milletine iyi hizmet etmek isteyen, samimi dindar insanlar vardır. Allah onlardan razı olsun.
Ancak yönetim kademesinin gizli bir gündemi zorla ve ısrarla ülkenin barışını yıkma pahasına dayattıkları velev ki gerçektir.
Bu nedenle kapatma olur mu bilmem? Ancak insanların öteki gözüyle gördüklerine daha sevgi ve saygı dolu yaklaşmaları gerektiği ortadadır.
Mustafa Kemal samimi dindar bir kişi olarak Kuran’ın Türkçe mealiniı Elmalılı Hamdi ile getiren ilk yöneticidir. Amacı bu dinin anlaşılmasını, siyasetin dışında tutulmasını ve partilerin Yüce Allah’ı tekellerine almasını engellemekti.
Ayrıca inanmayan ve farklı dinlere mensup kişileri de korumaktı.
Bugünün şartlarında Hıristiyan olan ve eşinin başı açık olan birisinin bu kabinede değil, bu memurluk sisteminde iyi bir göreve gelme şansı var mıdır?
İşte bunun teminatı laikliktir.
Parti toplantılarında - vitrindekiler hariç - tüm kadınların başı örtülüyse o din değil siyasi simgedir.
Ve siyasi simgeleri zorla dayatmak isteyen partiler kapatılmaktan kötüsüne de maalesef hazır olmalıdır.
En kötüsü öldükten sonra bu dini, bu hale getirdikleri ve halkı uygulamalarıyla barış ve sevgi dininden soğuttukları birbirlerine düşürdükleri için hesaba çekilmekten de ürpermelidirler.
Saygılarımla.