Kim olursa olsun, git…
Gülü tutarken elime diken battı. Hayalen ona dedim ki: “Niye dikenini batırdın?” O da dedi ki: “Sen benim dikenli olduğumu bilmiyor musun? Ona göre tutsana.”
[...] Benim çocukluğum köyde geçti. Bir gün komşumuzun hayvanları bizim bahçeye girmiş; sebzeleri meyveleri, çiğnemişler. Rahmetli annem, “domatesler gitti!” diye bağırmaya başladı. Babamsa çarşıdan iki kilo kiraz almış, komşumuza gönderdi, “Arkadaş, senin hayvanların bana zarar verdi. Olan oldu bir kere. Ben de sana zarar versem bu düşmanlığın sonu nereye varır? Huzurumuz bozulur. Birbirimize düşman olmayalım. Zararı daha da büyütmeyelim.” dedi. Tabii bunu herkes yapamaz, insan olan yapar…
[...] 80 yıllık ömrümde öğrendim ki, herkes Mevlânâ Celaleddin-i Rumî değildir. Bu sebepten herkesten kemalat beklenmemeli. Mevlânâ diyor ki: “Kim olursan ol gel.” Ben bu cümleyi şöyle söylüyorum: “Kim olursa olsun, git…” Yürünmeyen yollarda dikenler biter…
Hekimoğlu İsmail, Zaman. 12 Kasım 2011
İnsanın yaşı ilerledikçe, “eskidendi, o” diyerek kurduğu cümlelerin sayısı artıyor. İster buna, insanın, geçmişte yaşadığı kötü şeyleri zamanla unutup sadece güzel şeyleri hatırlamasının bir sonucu deyiverin isterseniz, gerçekten, güzel birçok şeyin, ilerleyen yaşımızla beraber, yavaş yavaş kaybolduğu konusunda benimle hem fikir olun. Lakin, şurası muhakkak ki zaman, vaktiyle güzel bir haslet bilip sakladığımız nice şeyi, kimi zaman daha iyisiyle; fakat, her zaman değilse bile, çoğu zaman daha az masum olanıyla değiştiriyor.
Çevremdeki insanlarla, o ya da bu sebeple yaşadığım münakaşalara baktığım zaman, sürekli, çok süslü kelimelerle örülü, her zaman son sözü söyleme arzusunda olduğumu görüyorum. Eskiden, konuşurken, kendimden korkar, ağzımdan fütürsuzca çıkacak bir sözden imtina eder, nefsimi olabildiğine zorlar ve gerekirse gururumu ayaklar altına alır, susardım. Çünkü, tasvirlerimin olabildiğince müşahhas olduğunu ve kelimelerin ağzımdan bir ok gibi çıktığını bilirdim.
Marifet sahibi bir insanın yapması gerektiğini gibi büyüdükçe küçülmesini beceremediğimiz için, üzerinde yükseldiğimiz maddiyat, değiştiriyor bizi. Yazık.