Mağdurun Yanılgısı

Mağduriyet bazen haklı ama kolaycı siyasetler yaratmakla kalmaz, mağduru zaman içinde tavsayan, tıkanan ve yozlaşan bir ruh haline mahkûm eder.

Mağdur haklı olmayı sürdürür ama haklılığını meşru bir siyasete tahvil etmekte zorlanır. Giderek kendisi ne yaparsa yapsın ‘bir gün’ haklarını alacağı hayaliyle, sanki ilahi adaletin doğmasını bekler. Oysa somut dünyanın adalet dağıtımı, tarafların haklılığından öte, siyasetlerinin meşruiyetiyle ilgilidir. Böylece bazen mağdurun haklarını yüzyıllarca alamadığı trajik süreçlere doğru gidilir. Mağdur bu sürede karşısındaki gücü suçlar ve yüreğinde mahkum eder, ama çoğu zaman içinde bulunduğu duruma kendi katkısının ne olduğunu sormaz. Bu da söz konusu süreci devam ettirip gider…

Toplumsal aktörlerin intiharı böylece zamana yayılmış olarak yaşanır. Siyasetleri devam eder ama bizzat kendi gözlerinde bile anlamsızlaşır. Dünyanın zihniyetine hitap edemeyen siyasetler, mağduriyeti dillendirseler bile yalnızlaşırlar ve sonuçta idealleri için değil, varoluşlarını sürdürme mücadelesi yaparlar. Kritik eşik, mağduriyet siyasetinin inandırıcılığını yitirdiği, ilan ettiği amaç için uğraşmadığı kanaatinin uyandığı andır. Sonrası, geri dönüşü epeyce zor ve ancak güçlünün yanlış yapmasıyla telafi edilebilecek bir meşruiyet yıpranmasıdır.

“Kürt siyasetinin intiharı”, Etyen Mahçupyan, Zaman. 24 Ağustos 2011

Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken, kendisi, toplum olarak, çok fazla spekülasyon ve varsayım üzerinden konuşan bir yapımız olduğundan bahsetti. En hassas mevzular üzerine konuşurken bile, çok derinliği olmayan, mevcut durumu izah eden, muhtevasını anlatan fakat mahiyeti ve söz konusu olayların nerelere işaret ettiğini, bilimsel bilgi ve derin bir analize dayanarak anlatan, maalesef, çok fazla yazar ve çizerimiz yoktur. En azından, gazete ve televizyonlarda hemen hemen her akşam gördüğümüz yüzler, bu konuda çok iyi değiller.

Etyen Mahçupyan, benim bu noktada çok geç keşfettiğim yazarlardan. Özellike, Kürt sorunu ve Ak Parti’nin ve onunla birlikte Türkiye’nin geçirdiği/geçirmekte olduğu ‘değişimi/dönüşümü’1 anlattığı yazıları okunmalı.


  1. Değişim her zaman, sürekli bir şekilde, iyiye gitmek demek değildir. []