“ 2008” tarihli yazılar
Yahoo Microsoft Ortaklığı Ve Doğurabileceği Sıkıntılar
Etiketler: avrupa birliği, ekonomi, google, microsoft, piyasa, serbest piyasa ekonomisi, yahoo
Geçtiğimiz günlerde Microsoft, Yahoo’ya 44.6 milyar dolarlık bir teklifte bulundu ve Google çok geçmeden böyle bir satın almanın internetin geleceği açısından sakıncalı olduğunu ve hukuki sorunlar içerebileceğine ilişkin bir açıklama yaptı. Bu bahsedilen hukuki sorunlar neler olabilir elbette tam anlamıyla bilemiyorum. Ancak böyle bir durum karşısında Microsoft hangi kurum ya da kuruluşlarla sorun yaşayabilir diye düşündüğümde aklıma ilk gelen Avrupa Birliği oldu.
Avrupa Birliği her ne kadar serbest piyasa ekonomisini (free market economy) benimsemiş olsa da özellikle son yıllarda serbest piyasa ekonomisinin sınırlarını belirlemek adına bir takım kriterler koymaya çalışmaktadır. Bu kriterlerin en başında “hakim durumun kötüye kullanılması(abusing the dominant position)” gelmektedir. Serbest piyasa ekonomisinin doğal sonucu olarak herhangi bir şirket piyasanın elverdiği ölçüde istediği gibi büyüyebilir ve ona göre bir pazar payı elde edebilir.
Ahlak Muhakemesi
Etiketler: ahlak, ahlak muhakemesi, hukuk, hukuk ahlak ilişkisi, konferans, kurs, program, üniversite
Michael J. Sandel tarafından uzun bir süredir sürdürülen ve kendisine birçok ödül azandırmış bir kurs:In a journey in moral reasoning. Ahlaki muhakemede bir yolculuk şeklinde Türkçe’ye çevrilebilir. Ülkemizdeki üniversitelerin aksine yabancı üniversitelerin çok faydalı podcast yayınları var. Söz konusu kurs Harvard Üniversitesi‘nde rast geldiğim ve çok başarılı bulduğum bir program.
Özellikle konuyu işleyiş biçimlerinden oldukça etkilendim. Sandel, kursun amacını özetlerken yapılmak istenenin öğrencilerin herhangi bir konuda mutlak bir doğru fikre varmalarını sağlamak değil aksine amaçlarının, öğrencilerin olaylara daha geniş bir perspektiften bakabilmelerini, kendi verdikleri kararları bile sorgulayarak daha geniş bir çerçeveden olaylara bakabilmelerini sağlamak olduğunu belirtiyor.
Örnek bir olayla başlıyor kurs ve öğrencilerin verdikleri cevaplara göre şekil alıyor. İlk soru özetle şu şekilde;
Yolda arabanızla giderken önünüzde yol çalışması yapan beş tane işçi gördünüz. Ancak arabanızın frenleri tutmuyor ve onlara doğru hızla ilerliyorsunuz ve çarptığınız[...]
Ezberlemek Ve Başağrısı Çekmek
Etiketler: ezber, ezberlemek, hafıza, Kitap, konu
Bir süredir sevdiğim yazıları alıntı yaparak blogu boş bırakmamaya çalışıyorum. Biraz tembellik yapıyorum aslına bakılırsa. Yakın zamanda hazırlanmam gereken bir konu vardı ve bu konuya çalışabilmek için çok nadiren başvurduğum bir yöntemi uyguladım ve gelin görün ki kaç gündür başağrısından duramıyorum.
Çok sıkıştığım zamanlarda hazırlanmam gereken konuları gözgezdirerek ezberlemeye çalışırım. Şöyle ki örneğin kitabı açar söz konusu konu kaç bölümden, kaç başlıktan ve en önemlisi her bir sayfa kaç paragraftan oluşur bunlara bakarım. Ondan sonra içeriği zaten aklımda tutabileceğimden emin olduğum için sayfaların şeklini ezberlemeye çalışırım. Hangi paragraf sayfanın neresinde bunları aklımda tutarım. Bunu bölüm sayısı ve başlıklarla birleştirdiğim zaman konuyu ezberlemiş olurum.
Yukarıdaki şekilde hazırlanmam gereken konuya hazırlandım hazırlanmasına ama ertesi günden itibaren başım patlayacak gibi ağrımaya başladı. Gözlerimi kapattığım anda gözümün önüne kitap sayfaları geliyor. Sanırım bünyeye aşırı yüklendim.
[...]
Mutsuz Bir Şekilde Artık Ölebilir Miyim
Etiketler: alıntı, dost, edebiyat, Gabriel Garcia Marguez, hayat, hikaye, kanser, mutsuz, ölüm, Öykü, tanrı, veda
Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, altmış saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.
İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarıyla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından[...]
Eleştirmeyin, Kınamayın ve Şikayet Etmeyin!
Etiketler: baba, çocuk, edebiyat, hikaye
Eleştiri zararlı bir kıvılcımdır, öyle bir kıvılcımdır ki övünç denilen cephane deposunun patlamasına yol açar. Acımasız eleştiriler ünlü bir İngiliz yazarın roman yazmaktan vazgeçmesine yol açmıştır. İnsanları suçlamaktansa onları anlamaya çalışalım. Neden böyle davrandıklarını bulmayı deneyelim. Bu yol, eleştiriden çok daha yararlı olan sempati, hoşgörü ve sevecenlik doğurur. Çocuklarınızı eleştirmek istiyorsanız eleştirmeden önce Amerikan gazeteciliğinin klasiklerinden biri olan aşağıdaki yazıyı okuyun. Unutmayalım ki,
” Tanrı bile insanları yaşamının son gününe dek yargılamaz.”
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni[...]