İzleyiciden Çaba Ve Emek Bekleyen Filmler

Sinepil’de İzlenmeye Değmez Filmler diye bir yazıya denk geldim. Yazıda bahsi geçen filmlerin bazılarını izlemedim ancak listede Bin-Jip (a.k.a;3 İron, Boş Ev) isimli filmi görünce açıkcası çok şaşırdım. Neticede zevk meselesidir diyip geçmek istedim ama yapamadım. Güney Koreli usta yönetmen Kim Ki Duk‘un baş yapıt sayılabilecek eserlerinden olan Boş Ev filmini eleştirenler genellikle filmde çok fazla şikatet olmamasından yakınırlar. Sorulması gereken soru aslında şu; bir film, izleyicisine sadece diyaloglar aracılığıyla mı seslenir? Bir filmin kolayca anlaşılabilir olması onun iyi bir film olduğunu mu yoksa aksine sıradan bir film olduğunu mu gösterir. Üzerine biraz kafa yorulması gereken ve bundan dolayı birçok kişinin çok sıkıcı bulduğu filmler nasıl tanımlanmalıdır; baş yapıt mı yoksa sıkıcı, ne anlatmak istediği belli olmayan bir film olarak mı? Ünlü Rus yönetmen Andrei Tarkovsky bu durumu çok güzel ifade etmiş;

Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan kendini gizler. Sanatın anlamı ve varlık nedeni hakkında düşünmeye yanaşmadan onu ele alıp değerlendirmeye kalkanların ruhsuzluğu ne yazık ki, sık sık, kaba bir şekilde basite indirgenmiş birtakım sözlere neden olur: “Bunu hiç beğenmedim!”, “Hiç de ilginç değil!” Bunlar çok iddialı savlar, ama ne yazık ki gökkuşağını tanımlamaya çalışan doğuştan kör bir adamın savlarından hiç farkı yok! Bu kör insan, bir sanatçının edindiği deneyimlerden doğan gerçeği başkalarına açıklayabilmek uğruna çektiği acılara karşı tamamen duyarsızdır. Mühürlenmiş Zaman eserinden.

The Dark Knight Kara Şovalye Filmi

Birşeyi sevip sevmemek elbetteki zevk ve tercih meselesidir ancak bazı şeyler vardır ki kişiye göre değişmez ve genel geçerdir. Kaliteli bir filmden bahsedebilmek için senaryo, oyunculuk, ses, müzik, ışık gibi birçok kriterin birbiriyle uyumlu bir şekilde biraraya gelmesi gerekir. Yine filmdeki mizansen çok önemlidir. Filmde olup biten herşey sadece yönetmen öyle istediği için değil gerçekten o senaryonun bir parçası olduğu ve gerçekten öyle olmak zorunda olduğu için olmalı. Bu durumu bir de iyi bir oyunculuk, mekan seçimi ve önemini son zamanlarda daha çok anladığım ışık kullanımı ile birleştirdiğiniz zaman ortaya güzel birşey çıkarıyorsunuz demektir. Şu ana kadar bahsettiğim şeylerin somut örneğini görmek istiyorsanız The Dark Knight, Kara Şövalye filmini görmeniz yeterli. Mükemmel değil ama mükemmele yakın diye tasvir etmek sanırım bu film için abartı olmaz. Film için bitti herhalde dediğim noktada Christopher Nolan, hayır film henüz bitmedi, benim daha anlatacak çok şeyim var dercesine kusursuz ve herhangi bir kopukluk olmadan ilerleyen bir senaryo sunmuş bize. Bundan sonrasını Heartsmagic’ten okuyuverin. Şimdi asıl meseleye geri dönelim; bir filmde diyaloglar olmazsa olmaz mıdır?

Çok Diyalog Olmayan Bir Film Kötü Müdür?

İster komedi olsun ister düşünce isterse aksiyon türü olsun, bir filmde kullanılan diyaloglar zekice yazılmış olmalıdır. Ancak bir filmde bu şekilde diyalogların olmaması tek başına filmin başarısız olarak nitelenmesi için asla yeterli değildir. Eğer kahramanımız çok üzgünse, gerçekten canı yanı yanıyorsa ve ben bunu onun yüzüne, jetst ve mimiklerine bakarak çok rahatlıkla anlayabiliyorsam ve üstelik bu da yetmiyormuş gibi arka planda yine o sahne için kullanılan mekana uygun bir müzik çalıyorsa, yönetmen filmin başından beri iyi bir karakter tahlili yaparak kahramanımı yakından tanıma fırsatını bana zaten vermişse ben, artık o acı ve hüznün uzun uzun kelimelerle ifade edilmesine ihtiyaç duymam ki? Bu konuda en güzel sözü yine Sinepil’de okuduğum bir yorumcu söylemiş.

Bin-Jip’in, listede yer alması benim için sevindirici bir tespit. Zira çok özel bir film ve hep öyle kalmalı. Ayrıca Kim Ki Duk sineması, çok ucuz bulduğum renkler-zevkler retoriğinin kolaycılığıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Tüketici tandanslı, anlık heyecanlardan mütevellit sığ yorumlar yerine, izleyiciden de çaba ve emek bekler. Bütünlüklü bir bakış ve sürekli devinen kurnaz bir dimağ ister! Filmin sonunu getiremeyenler için fotografik bir final. (Film şu sözle son bulur; “yaşadığımız dünya, hayal mi gerçek mi, söylemek zor.”)

Kim Ki Duk imzalı Boş Ev, Binjip filminin final sahnesi

Şimdi ise yine ünlü yönetmen Adrei Tarkovsky‘nin Mühürlenmiş Zaman adlı eserinde geçen ve konuyu çok güzel anlattığına inandığım birkaç cümleye yer vererek yazıma son veriyorum.

Sinema, genellikle anlaşılması zor, yüksek bir yaratıcılık gerilimi içeren bir özgün sanat biçimidir. Bu, ben anlaşılmak istemiyorum demek değil, ama Spielberg gibi, örneğin genel kitle için bir film yapamam. Eğer yapabileceğimi keşfetseydim acı duyardım.

Eğer genel bir izleyici kitlesine ulaşmak istiyorsanız, Star Wars ve Superman gibi, sanatla hiç ilgisi olmayan filmler yapmalısınız. Bununla halkın aptal olduğunu söylemek istemiyorum, ama onları memnun etmek için de kesinlikle böyle bir ıstıraba katlanamam. Sinema, insanlığa hiçbir şey öğretemez, çünkü insanlık, hiçbir şey öğrenemeyeceğini, son dört bin yılda yeteri kadar ispatlamıştır.

Sonuç olarak Bin-Jip filmi elbetteki eleştirilebilir ve herkes tarafından beğenilecek bir film de değil zaten. Ancak bu filmi sadece çok fazla diyalog olmadığı için eleştirip filmde izleyicinin yakalaması için verilen birçok ayrıntıyı gözardı edip, ardından bu film ne anlatıyor ki demek bu filmi çok seven birisi olarak beni ziyadesiyle rahatsız etti. O sebepten böyle bir yazı yazma gereği hissettim.

*Sınava girenler belki hatırlar, Adrei Tarkovsky’den yaptığım bu son alıntı 2008 Mayıs’ındaki Ales sınavında paragraf sorusu olarak sorulmuştur. Soruyu görünce nasıl sevindmiştim anlatamam. Yine Ales’de çıkan diğer bir paragraf sorusu ise Can Dündar’a ait “Her Tercih Bir Vazgeçiştir” adlı yazıdan derlenmeydi. Ne şans değil mi?

Sinemakategorisinde 10 Ağustos 2008 tarihinde yazıldı.

feed Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler

Arama terimleri: Adrei Tarkovsky, Batman, Bin-Jip, Boş Ev, Chistopher Nolan, hearts magic, kaliteli film, Kara Şövalye, Kim Ki Duk, mizansen, mühürlenmiş zaman, sinepil, The Dark Knight, yönetmen

İzleyiciden Çaba Ve Emek Bekleyen Filmler” yazısına 11 yorum yapılmış

  1. herkes izleyebilir ancak herkes doğru anlayamaz ya da algılayamaz. söylediğiniz gibi beğenip beğenmeme bir tercihtir, hatta hiç diyalog olmadığı için bile beğenilmeyebilir bir film. ancak buradan bizim anladığımız ne yazık ki yazı sahibinin filmi anlayamamış olmasıdır. kim bilir ki-duk kim filmin beğenilmeme sebebi olarak bunu duysaydı ne derdi ya da ne düşünürdü. kaldı ki yazı zaten tamamen kişisel olduğu için pek itibar etmeye değmez.

    ki-duk kim’i anlamak biraz zordur, tarzını sevmeyenler bir sonrakini filmini izleyemezler, hatta izlemeye yeltenmezler bile. misal olarak “bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom” isimli filmi izleyip de yönetmenin bir diğer filmini bekleyen ya da arayan kaç izleyici vardır?

  2. haklısınız aslında bu biraz tercih meselesi ancak birisi çıkıp “filmi beğenmedim” dediğinde; neden diye sorduğumda “ya çok dövüş sahnesi yoktu” dediği vakit işte o zaman tepem atıyor :). tamam kabul ediyorum adam belki öyle filmleri seviyordur ama arkadaş iyi film demek sadece dövüşte demek değildir. ben biraz bu açıdan bakmaya çalıştım meseleye. kim ki duk’un bütün filmlerini temin etmiştim ama halen hepsini izleyemedim. yakında inş. hepsini izleyeceğim.

  3. bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom bu şimdi film ismimi :) uzakdoğu filmlerinde ne buluyorsunuz ben anlamış değilim bu tür filmler bana eski küçük emrah filmleri gibi komik geliyor tabii birde hani şu uzakdoğu karate filmleri var sorgu odasında bana işkence etseler konuşmam ama bu tür filmleri izletseler 24 saat boyunca hemen konuşurum :)

  4. siz ne tür filmlerden hoşlanıyorsunuz söylerseniz ona göre kore filmi tavsiye edebilirim. seveceğiniz illa ki film vardır. hep kore filmleri iyidir derken hepsi çok mükemmel filmlerdir demiyoruz ki; kaldı dünya üzerinde öyle bir sinemaya sahip ülke mi var? :)

  5. “bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom” ve küçük emrah filmi? hayır anlamadığım, bir insan hiçbir fikri olmayan bir alanda, izlememiş olduğu bir film için nasıl yorum yapar? bunun bir izahını verseniz? hayır sonra asıl küçük emrah filmindeki komik durum sizin yorumunuz için geçerli oluyor, hem de %100.

    ayrıca isim konusuna değinecek olursak “o… çocukları” diye isim oluyor da “bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom” diye neden olmasın?

  6. evet izlemediğim bir film hakkında hatta hiç araştırma yapmadan yorum yaptım filmi değil ismini eleştirdim.benim izleyeceğim filmin önce isminin bende merak uyandırması lazım bu arada insanların 1 yılda toplam izlediği filmi ben 1 ayda izliyorum :)

  7. öyle ama bu filmin korece olan ismi. diğer ülkelerde film bu isimle gösterilmiyor ki zaten. film isimlerinin önemine ben de katılıyorum ancak ismi güzel ve ilgi çekici olan her film ne yazık ki o kadar kaliteli olmayabiliyor ya da tam tersi; filmin ismi çok sıradan olmasına karşın film çok orjinal olabiliyor. bu arada çok film izlemesine kimi zaman ben de izliyorum ama yüzde %70′i çok sıradan filmler oluyor ne yazı ki. şu izlediğiniz filmleri biz de görsek blogunuzda güzel olmaz mı.

  8. sanırım bu filmin ismi değiştirilmiş bir kez :)
    izlediğim filmleri tek tek yazarsam blog sinema sayfasına döner :) ama dvd arşiv diye bir bölüm açmayı düşünüyorum her yeni çıkan filmi gösterime girmeden dvdrip olarak indirip izliyorum bu yüzden rapid premium üyeliği alıyorum izlediğim filmi beğenirsem hemen dvd formatında tekrar indirip arşivime katarım aynı filmi tekrar izlemem içinse 1 yıl geçmesi lazım :) schindler list,piyanist vb savaş konulu filmleri daha çok seviyorum bu arada ilk halka filmini izlediğimde baya gerilmiştim sonra bunun uzakdoğu versiyonu çıktığında bir film bu kadar rezil edilebilir demiştim :) böyle birkaç film var uzakdoğu sinemasına uyarlanan ama en azından bizim eski türk filmlerinden daha iyi oluyor (uzay yolu gibi)

  9. bu tür dediğiniz filmin içine ismini eleştirdiğiniz de giriyor. bu tür denilen filmler küçük emrah filmi gibi komik oluyor. şimdi bu bağlantıyı kurarsak nasıl bir yorum getirilecek? hiç izlemden o tür filmlerin tamamına çaktınız etiketi.

    öncelikle film izleme sayısı çok önemli bir kriter değil. bizim beğendiğimiz filmlerin beğenilmemesi aslında normal bir olay. zevkleri tartışmanın bir anlamı yok ancak bu sayfadaki yazı okunduğunda ne yazık ki yapılan yorumlar pek akla yatkın görünmüyor.

  10. vallahi onu bunu bilmem ben :) uzakdoğu sinemasını seven insan sayısı bir elin parmakları kadardır.o film ismini bin kişiye sorsan kimse bilmez hatta kendi çevrendeki insanlara sorsan eminim yine bilmezler.uzakdoğu filmleri çok kalitesiz oluyor komedi niyetine izlenebilir ancak..rolleri bile çok yapmacık geliyor bir tek kişi bilirim uzakdoğulu rolünü iyi oynayan oda karete kid filmindeki bay miyagi :)

  11. yok olmayacak. biz dağlara taşlara yazıyoruz. izlenip de komedi şeklinde görülen ve genele yapılan yorumlar. olayları değerlendirme açımız çok farklı. en azından bilmediğim meselelerde atıp tutmayı pek sevmem. o nedenle daha fazla konuşmamamızın bir anlamı yok, yol kat edemiyoruz yani.

Yorum yapın

Name Email Website URI

Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.