“ Ağustos, 2008” tarihli yazılar
Gördüğüm Rüyalar
Etiketler: balık tutmak, köpek, rüya, rüya tabiri, rüya yorumu, uçurum, yükseklik
Çok fazla rüya gören birisi değilim ya da gördüğüm rüyaları çok fazla hatırlamıyorum desem daha doğru olur. Ancak özellikle son iki yıldır belli aralıklarla gördüğüm bazı rüyalar var ki bu kadar sık görmeye başlayınca ister istemez huzursuz oldum. Üstelik bu rüyaların çok iyi rüyalar olduğu da söylenemez. Gördüğüm rüyalar ve benim verdiğim anlamlar şöyle.
Yüsekten düşüyorum: Sık gördüğüm rüyaların başında yüksek bir yerden düşmem geliyor. Bazen apartman tepesinden bazen bir uçurumdan bazende düz bir yerden yürürken birden kendimi kenarında bulduğum bir yükseklikten aşağı kendimi düşerken görüyorum. Hastalık boyutunda olmasa da yükseklik korkum vardır ancak bu korku, bilinçaltıma yerleşecek kadar derin ve büyük bir korku değil. Daha önce yüksek bir yerden düşmüşlüğüm de yoktur.
Köpek tarafından kovalanıyorum: Gördüğüm diğer bir rüya ise sürekli köpekler tarafından kovalanıyor olmam. Bunun tamamen psikolojik olduğunu düşünüyorum çünkü[...]
Tatil Günlüğü
Etiketler: bal, tatil, tatil günlüğü, yemek sofrası
Hayatımın en güzel yazını geçiriyorum. Tatil çok güzel geçiyor ama bilgisayarımı yanımda getirmediğime çok pişman oldum. Yazacak o kadar çok şey çıktı ki karşıma anlatamam. Tatili biraz daha uzatıp hazır gelmişken ramazanda da ailemle birkaç gün geçireyim diyorum. İnsan bu kadar tatil yapınca yan gelip yatmaya felaket alışıyor, şu an herhangi bir iş için kolumu kaldırmak gelmiyor içimden. Bu hızla devam edersem İstanbul’a döndüğüm zaman en az 5 kilo almış olurum sanırım. Her gittiğim yerde bir yemek sofrası kuruluyor. O kadar zahmetten sonra insan yok ben yemeyeyim de diyemiyor. İki defa fazla bal yemekten baygınlık geçirme noktasına geldim, dün gecede kısmen gıda zehirlenmesi yaşadım. Gidişat iyi değil :) Fırsat bulunca yazarım yine.
Kısa Bir Mola
Ben yine tatile gidiyorum. Hem ablamın düğünü hem de ailemle son bir görüşmek için pazar günü tekrar memlekete gidiyorum. İnşallah iyi haberlerle ve bir önceki tatilimde yaşadığım balık tutma macerasının fotoğraflarıyla döneceğim. İstanbul’da balık fiyatlarının bizim yüzümüzden arttığı söyleniyor ona göre hesap edin :) Şimdilik hoşçakalın 10 gün sonra görüşmek üzere.
Hayat İyiye Ve Güzele Gebedir
Etiketler: Allah, hayat, hayat güzeldir, kadere iman
İçimde hem büyük bir sıkıntı hem de herşeye yeniden başlayacak olmanın bir heyecanı var. Hep inandığım birşey vardır; hayatta iyi ya da kötü herşey insanı, başka birşeye hazırlıyor diye. İşte ben, beni bekleyen şeyleri merak ediyorum. Beni neyi beklediğine ilişkin hiçbir tahminim, planım ve beklentim yok. Tek bildiğim şuanda yapmaya niyet ettiğim şeyler var. Benim için nasıl neticelenecekler bekleyip göreceğim. Geriye dönüp baktığım zaman hep yapmadığımı düşündüğüm ama aslında alasını yapmış olduğum şey sürekli plan yapmak ve birşeyleri kafamda kurmakmış. Ne salaklık. Elbetteki insan tedbirli olup her olasılığı düşünüp ona göre hareket etmeli ancak yarın sabaha sağ çıkacağımı dahi garanti edemediğim bir dünyada bu kadar plan kurup, herşeyi mümkün kılmak sadece ve sadece benim elimdeymiş gibi çabalamak ne salaklıkmış. Boşuna kendimi hırpalayıp durmuşum. İnsan yeri geldiğinde durmasını, gitmesini ve vazgeçmesini de bilmeli.
Dilimize pelesenk olmuştur[...]
İzleyiciden Çaba Ve Emek Bekleyen Filmler
Etiketler: Adrei Tarkovsky, Batman, Bin-Jip, Boş Ev, Chistopher Nolan, hearts magic, kaliteli film, Kara Şövalye, Kim Ki Duk, mizansen, mühürlenmiş zaman, sinepil, The Dark Knight, yönetmen
Sinepil’de İzlenmeye Değmez Filmler diye bir yazıya denk geldim. Yazıda bahsi geçen filmlerin bazılarını izlemedim ancak listede Bin-Jip (a.k.a;3 İron, Boş Ev) isimli filmi görünce açıkcası çok şaşırdım. Neticede zevk meselesidir diyip geçmek istedim ama yapamadım. Güney Koreli usta yönetmen Kim Ki Duk‘un baş yapıt sayılabilecek eserlerinden olan Boş Ev filmini eleştirenler genellikle filmde çok fazla şikatet olmamasından yakınırlar. Sorulması gereken soru aslında şu; bir film, izleyicisine sadece diyaloglar aracılığıyla mı seslenir? Bir filmin kolayca anlaşılabilir olması onun iyi bir film olduğunu mu yoksa aksine sıradan bir film olduğunu mu gösterir. Üzerine biraz kafa yorulması gereken ve bundan dolayı birçok kişinin çok sıkıcı bulduğu filmler nasıl tanımlanmalıdır; baş yapıt mı yoksa sıkıcı, ne anlatmak istediği belli olmayan bir film olarak mı? Ünlü Rus yönetmen Andrei Tarkovsky bu durumu çok güzel ifade etmiş;
Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan[...]