“ Temmuz, 2008” tarihli yazılar
Arada Bir Konuşmak Gerek
Etiketler: arkadaş, konuşmak, muhabbet, sohbet, susmak
Tatil dönüşü şimdiye kadar yapmadığım birşeyi yaptım ve yanımdaki polis memuruyla uzun soluklu bir sohbete kalkıştım. Sohbet ama ne sohbet. Çocukluk anılarımızdan, ailemizle olan ilişkilerimizden, ülke meselelerinden, evlilik mevzuundan kısacası herşeyden biraz biraz konuştuk. Belki birçok kimse için normaldir ama bu, benim için çok yeni ve hatta anormal sayılabilecek bir durum. En iyi arkadaşlarım da dahil olmak üzere ben kimseyle kendi hakkımda kolay kolay konuşmayan birisiyim. Örneğin birisi bana nasılsın iyi misin neler yapıyorsun diye bir soru sorduğunda karşımdaki hiç fark etmez belki ama konuyu direk karşımdakinin üzerine yıkarım ve bir süre sonra karşımdaki insan seceresini anlatmaya başlar. O kadar çok kendinden bahseder ki bu durumun çoğu zaman farkına bile varmaz. Bilmiyorum arkadaşlarımdan hiç bu durumu fark eden oldu mu ama bunu hayatıma o ya da bu şekilde giren herkese[...]
İnsan’ın Evi Olmalı…
Etiketler: alıntı, aziz nesin, çocuk, çocukluk anıları, ev, istanbul sokakları, yoksul çocuklar, yoksulluk
İstanbul’un hangi yoksul mahallesi var ki, biz orada bir evin tek odasında kiracı olarak oturmamış olalım? Bütün çocukluk anılarımı dolduran, ev eşyası yüklü bir at arabasının bozuk kaldırım taşları üstünde tıngır mıngır gidişinin hayalidir.
Bir insan, yaşadığı evin duvarlarında , döşemelerinde, merdiven basamaklarında çocukluk anılarını saklayacak. Konuklarına örneğin,
-Bakınız, diyecek, altı yaşımdayken tırabzandan fırt diye kayardım da, bir seferinde nasıl olduysa düşmüşüm merdivenden, başım işte şu son basamaktaki topuza çarpmıştı.
-Şu kapı var ya, diyecek, dedemin çakısıyla çentmiştim, bakın hala duruyor.
-Kuyu bileziğinden aşağı sarkmıştım da, az kalsın sarnıca düşecektim.
İnsan anılarının toplamı. Toplum da öyle. Nerede bizim anılarımız, biz yoksul çocuklarının?…Araba tıngır mıngır gidiyor, o tıngırların arasında bozuk, eğri büğrü kaldırım taşlarına anılarım dökülüyor. Yoksul İstanbul mahallelerinin bakımsız sokaklarına çocukluğum parça pürçük dağılmış dökülmüş, paramparça…Her sokakta, benden kırık dökük parçalar, dağılmışım bu[...]
Kariyerimi Yedim, Tatile Gidiyorum
Etiketler: aziz nesin, kariyer, nihat sami banarlı, tatil
Evet yarın öğlen inşallah bir aksilik olmazsa tatile, ailemlerin yanına gidiyorum. Yaklaşık bir yıldır görmüyorum ailemi hem bir hasret gidermek hem de biraz dinlenmek için böyle bir kaçamak yapmaya karar verdim. Daha önce bahsettiğim doktora mevzuunun neticesinin ne olacağı bu ay sonu belli olacak ben de o zamana kadar biraz kafa dinleyeyim dedim. Çok fazla birşey planlamadım ama özellikle balık tutmak, yeğenlerimle vakit geçirmek ve mümkünse pikniğe gitmek istiyorum. Normalde geçen hafta gidecektim ama son anda kötü bir sürprizle karşılaştım.
Yanıma Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez-Yol I isimli kitabını aldım. Tatile birazda eski hatıraları canlandırmak için gittiğim düşünülürse Aziz Nesin’in, bir arkadaşın tavsiyesi üzerine aldığım ve çocukluk anılarını işlediği bu kitap iyi bir seçim oldu sanırım. Yine Nihat Sami Banarlı’nın birkaç kitabını da aldım yanıma. Vakit kalırsa onları da okumak[...]
Temiz İçme Suyuna Hasret Millet
Etiketler: ak parti, Ankara, belediye, belediye başkanı, chp, İzmir, kirli su, Melih Gökçek, millet, sağlıklı su, su, temiz içme suyu
Geçtiğimiz haftalarda Ankara’da kullanılan içme suyunun sağlıklı olmadığına yönelik iddialar vardı ve sağolsun bu konuya duyarlı birçok kimse Melih Gökçek’e çok güzel iyi dileklerini iletti! Melih Gökçek de asıl İzmir’in suyu kirli deyince bu sefer İzmir Belediye Başkanı bu iddiayı doğrulayarak “evet, şuan İzmir’in suyunun sağlıklı olduğunu söyleyemem” demiş. Şimdi benim merak ettiğim ilk husus, mevzu Melih Gökçek olduğu zaman yeri göğü oynatanlar bu duruma neden birşey demiyor. Birşey söylensin dediysem küfredin demedim :). İkincisi, Melih Gökçek, asıl İzmir’in suları kirli demeseydi belediye başkanı yine böyle bir açıklama yapar mıydı. Üçüncüsü, yoksa bu sessizliğin arkasında, Ak Partili birinin sağlıklı suyunu içmektense CHP’li birisinin sağlıksız suyunu şifa niyetine içerim düşüncesi mi hakim :). İşin esprisi bir tarafa millet olarak böyle meselelere parti adından ziyade yapılan eylemin önemli olduğunu idrak edemediğimiz sürece[...]
Her Zaman Başkaları Kötüdür
Etiketler: beyin fırtınası, düşünce, düşünce tarzı, hakikat, insan ilişkileri, komplo teorileri, Murat Belge, Prenses Diana, varsayım
Üç yıl önce ingilizce kursuna gittiğim bir dönemde ingiliz vatandaşı olan bir hocamız vardı. Sınıfta öylesine muhabbet ederken laf döndü dolaştı İngiltere ve Türkiye arasındaki farka geldi. Bir İngiliz genciyle Türk genci arasındaki farkları sayarken söylediği şeylerden birisi çok ilginçti.
Dedi ki “ben İngiltere’de birisine desemki Prenses Diana kimdir, nasıl biridir o kişi, Prenses Diana’nın ne kadar iyi birisi olduğundan, yardımseverliğinden vs bahseder ve ölümüne en son değinir. Ancak eğer Türkiye’de birisine bunu soracak olsam diyeceği ilk şey Prenses Diana ölmedi öldürüldü olur. Yani siz komplo teorilerini çok fazla seviyorsunuz.”
Prenses Diana’nın İngiliz olmasından ötürü bir ingiliz vatandaşının onunla ilgili konulara daha hakim olması ve yukarıdaki gibi bir değerlendirme yapması normaldir. Neticede biz Prenses Diana ismini daha çok ölümünden sonra ve ölümüne yönelik olarak yapılan tartışmalar aracılığıyla duyduk. Böyle olmakla birlikte hocanın yapmış olduğu tespiti[...]