Big Fish-Hikayenin Bizzat Kendisi Olmak
Big Fish (Büyük Balık) uzun zamandır izlemek istediğim ama bir türlü fırsatını ya da o ruh halini kendimde bulup izleyemediğim bir filmdi. Eğer bir de benim gibi merakınız kaçmasın diye filmin konusunu bile hiç okumamışsanız o zaman filmle ilgili olarak özellikle filmin isminden yola çıkarak bazı senaryolar kafanızda canlanır durur. Özellikle filmin afişini de filmin ismiyle yan yana getirince benim kafamda biraz bilim kurgu odaklı bir film vardı. Dediğim gibi filmle ilgili herhangi bir künye bilgisine hiç bakmadım. Uzun zamandır öyle arşivde bekleyip duruyordu. Ta ki düne kadar…
Ünlü yönetmen Tim Burton‘un yönettiği Big Fish, babası kanser sebebiyle hasta olan William Bloom’un uzun zamandır görüşmediği babasını ziyaret etmesiyle başlayan bir baba-oğul ilişkisinin ötesinde maceraperest bir adamın hayatının anlatıldığı güzel bir film. Aslında güzel bir film demenin yanında güzel bir hikaye ya da öykü demek belki daha doğru olur. Edward Bloom (Baba) oğlu William’a sürekli yaşadığını iddia ettiği hikayeler anlatmış ve oğlu da belli bir yaşına kadar bütün anlatılan hikayelere gerçekmiş gibi inanmıştır. Ancak zaman geçip William büyüdüğünde babasının anlattığı hikayelerin gerçek olamayacağını ve en önemlisi babasını, sürekli yalan hikayeler anlatmasından dolayı gerçekten tanımadığını düşünmektedir. Hasta döşeğindeki babasını son zamanlarında bile olsa gerçekten tanımaya ve anlattığı hikayelerin gerçekten doğru olup olmadığını anlamaya çalışan William, hikayeleri araştırdıkça şaşıracak ve güzel başlayıp iyi bir şekilde devam eden bu hikayeleri kendisi sonlandıracaktır.
Daha önce The Island filmindeki performansıyla aklımda yer edinmiş olan ve yakın zamanda vizyona giren The Deception (Şantaj) filminde Ewan McGragor‘un başrolünü oynadığı film, adından sıkça söz ettiren Tim Burton‘ın yönetmenliğini yaptığı hikaye içinde hikaye barındıran keyifli bir yapım olmuş. Diğer önemli bir husus filmin, Daniel Wallace’ın “Big Fish: A Novel of Mythic Proportions” isimli romanından uyarlanmış olması. Çünkü film ekranda bile bu kadar keyifli bir hikaye ortaya koyabiliyorken özellikle filmde bahsi geçen hikayelerin, yerlerin, insanların ve maceraların kitap da daha güzel tasvir edilme ihtimali çok yüksek. Uzun bir süreye sahip olmasına rağmen izleyiciyi sıkmak bir kenara oldukça meraklandıran ve güzel bir masal dinliyormuş hissine kaptıran filmin en çok hoşuma giden yanlarından birisi bir baba ve oğlu arasındaki yabancılaşma ve özellikle çocuğun babasını tanıyamaması yahut ondan şüphe duyması temasını çok iyi işlemiş olması.
Son olarak filmin müziklerinde daha önce kısa bir değerlendirmesini yaptığım ve şiddetle izlemenizi tavsiye ettiğim into the wild filminin müziklerine de imza atan Eddie Viddler imzalı bir şarkı da var. Kısacası eğer yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi bir konuya sahip filmleri seviyorsanız ve özellikle izlerken hem güzel bir vakit geçirmek hem birşeyler öğrenmek ve en önemlisi ,benim için öyle oldu, dinlenmek istiyorsanız ve en önemlisi sabırla film izleyebilirim diyenlerdenseniz bu filmi izlemenizi tavsiye ederim. [imdb]
Heartsmagic | 27 Haziran, 2008 @ 22:33 #
Sıkı bir Tim Burton hayranıyımdır. Big Fish de sevdiğim filmler arasında özel bir yere sahiptir. Burton eline güzel hikaye geçtiğinde hiç affetmeden çok güzel işlere imza atabilen, hayal gücü muazzam derecede geniş bir insan. Kısacası bir tavsiye de benden gidiyor Big Fish için.
Kaan Fakılı | 28 Haziran, 2008 @ 20:18 #
İndiriyorum, bakalım aynı duyguları paylaşacak mıyız. :)