Son Günlerde İzlediğim Filmler
Her insan dinlenmek ve günün stresini üzerinden atmak için farklı şeyler yapar. Benim için stresten kurtulmanın en etkili yollarından birisi de film izlemektir. Her ne kadar izlediğim her film bloga yazılmayı hak edecek kadar kaliteli olmasa da son günlerde izlediğim filmlere kısa kısa değinmek istedim.
Brave One: Korku, İnsanı Kendine Yabancılaştırır
Bahsetmek istediğim ilk film Judie Foster ve Terrence Howard‘ın başrollerini oynadığı dram ve aksiyon karışımı bir film. Şehirde nişanlısıyla dolaşırken saldırıya uğrayan Erica (Judie Foster) hastaneden çıktıktan sonra tekrar saldırıya uğrama tedirginliğini yaşamaktadır. İçine yerleşmiş olan bu korku zamanla Erica’yı değiştirecek ve kendi deyimiyle kendisine yabancılaştıracaktır. Daha önce özellikle Panic Room filmiyle bizlere korku, tedirginlik ve kendini koruma gibi duyguları oldukça iyi bir şekilde gösteren Judie Foster bu filmde de gerçekten rolünün hakkını vermiş gözüküyor. Filmde Judie Foster’a şehirde işlenen seri cinayetleri araştıran dedektif Mercer rolüyle Terrence Howard eşlik ediyor. Özellikle son yıllarda birçok önemli projede rol alan Terrence, bu filmdeki oyunculuğuyla da geçer not almayı başarıyor. Filmin belki de en çok tartışılacak kısmı genellikle Hollywood sinemasında görmeye alıştığımız “adam öldürmeyi meşrulaştırma, haklı gösterme” gayretidir. Bu noktadan hareketle film, herkes katil olabilir temasını inceden de olsa işliyor. İzlememiş olanlara tavsiye edeceğim güzel bir yapım.
Shoot Em Up: Ucuz Aksiyon Filmi
Öyle bazı filmler vardır ki çok ses getirmesine rağmen aslında kaliteden yoksundur. Ne demek istediğimi kafanızda netleştirmek istiyorsanız o zaman Shoot Em Up filmine gözatmanızı tavsiye ederim. Klasik aksiyon filmlerinde netice her zaman bellidir; kahramanımız ve yanındaki hanımabla türlü çatışma, çekişme içerisinde kalmalarına rağmen zarar görmezler ve nihayet mutlu sona kavuşup yeni bir hayata başlarlar. Genel olarak klasik bir aksiyon filmi aşağı yukarı bu şekilde bir senaryoya sahiptir. Ancak marifet odur ki bu noktada gerek senaryo gerekse yönetmen devreye girsin ve hikayeyi şekillendirsin, renklendirsin. Shoot Em Up filmi, senaryo itibariyle çok aceleye getirilmiş bir film. Oldukça kaliteli aksiyon sahnelerine sahip olmasına karşın hikaye o kadar basit ve sıradan ki olay zinciri içerisinde yönetmenin olayları birbirine bağlama gayretine resmen şaşırıyor ve bıyık altından gülmek zorunda kalıyorsunuz. Monica Belluci ise bu filmde, tahmin edileceği gibi, süs için yer almaktadır. Yönetmenin zaten filme renk katsın diye yaptığı tek şey Monica Belluci’yi filme alması olmuş herhal. Clive Owen ise en azından aksiyon filmleride sahip olduğu potansiyeli göstermesi açısından geçer not aldı benden. Daha kaliteli hikayelerde görmek istiyoruz kendisini. Birkaç kaliteli aksiyon sahnesi görmek istiyorsanız bu filme gözatabilirsiniz ancak izlemeseniz birşey de kaybetmezsiniz.
Street Kings: Başka Bir İyi Polis Kötü Polis Hikayesi
Hollywood’un vazgeçilmez hikayelerinden birisi de iyi polis kötü polis ayrımının ya da mücadelesinin geçtiği filmlerdir. Street Kings, Keanue Reeves’un başrolünü oynadığı ve yukarıda bahsedilen şekilde bir hikayeye sahip aksiyon filmi. Aksiyon filmlerinde aradığım en önemli özellik hikayenin derinlemesine verilmesidir. Şöyle ki filmin kahramanı olan kişiyi yakından tanımak isterim; sevdiği ya da sevmediği şeyler varsa ailevi sorunları vs. Bu izleyici ile filmin kahramanı arasında ister istemez bir bağ kuracaktır ve izleyicinin filme daha iyi adepte olmasını sağlayacaktır. Street Kings, filminde en çok gözüme çarpan husus bu oldu. Kahramanımız Tom Ludlow’u (Keanue Reeves) önce kötü adamlarla daha sonra ise dost bildiği polis arkadaşlarıyla bir mücadele içerisinde buluyoruz ama o ana gelene kadar Tom’un nasıl birisi olduğu, daha önce neler yaşadığı gibi hususlar kafamızda bir sorudan ziyade merak olarak kalıyor. Herşeye rağmen izlenebilecek bir film ancak hikaye biraz daha fazla dramatize edilip kişiselleştirilebilseymiş daha iyi bir yapım ortaya çıkarmış.
ferhatonair | 7 Haziran, 2008 @ 18:44 #
nerden başlasam nasıl anlatsam ben rekora gidiyorum film İzlemede :)
er ryan kurtarmak, shindlerin listesi, çöküş, beter böcek, ölümcül deney, tango & cash, anatomi, geleceğe dönüş serileri. ayrıca alf’in dizilerini izledim. alf hariç gerisi hep dvd formatında anlayın artık pc bu yüzden bayağı meşgul. aksiyon filmlerinin aksine savaş konulu filmler daha güzel oluyor tabii birde film İzlerken kahve İçmesi de ayrı bir keyif kahveye para yetiştiremiyorum :)