5

Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa

Kuzey İrlanda’da bir vaiz, kilisede vaaz verirken şöyle der: “İlerde, ortalığı ağlamalar ve acılar kaplayacak, diş ve tırnakla mücadele etmek gerekecek.” Küçük bir hanımefendi der ki “Vaiz efendi, vaiz efendi, ama benim dişlerim yok”. Vaiz cevap verir: “Merak etmeyin küçük hanım, dişler tedarik edilecektir!” Eğer bu vaizin tasvir ettiği dünyada şuan bulunmuyorsak bilmem ki dünyanın içinde bulunduğu hali başka nasıl tasvir edebiliriz. Öyle bir dünyadayız ki kötülükleri bertaraf etmek için diş ve tırnakla mücadele etme mecburiyetindeyiz. Dünya nasıl değişebilir?

Yüzyıllar boyunca tartışılıp birçok fikri ve siyasi akıma konu olmuş bir meseleye şüphesiz cevap verebilecek kişi ben değilim. Eğer bu dünyayı içinde yaşayan her bir birey, insanlar değil, her bir fert değiştiremeyecekse kim değiştirebilir o zaman. Pay it forward filmini hatırlarsınız orda şöyle demektedir: ”Dünyayı değiştirecek bir fikir bul ve onu harekete geçir“. Belkide insanoğlunun en büyük eksikliği çözümü bulamamış olması değil; onu harekete geçirebilmekten aciz olmasıdır.

Ülkesi, milleti, vatanı ya da yaşadığı dünya için iyi birşeyler yapmayı amaçlamayan ya da amaçlamakla kalıp birşeyler yapmaya çalışmayan insanların belki de en büyük sorunu davranışlarının sonuçlarını görme arzusudur ya da diğer bir ifadeyle bencillikleridir. Bu ülkeyi ben mi kurtaracağım, bu dünyayı ben mi değiştireceğim diyerek kılını kıpırdatmaktan kaçarken aslında insan şöyle demektedir; benim yapacağım şeyler bu dünyada, bu ülkede kayda değer yani benim gözüme büyük gelecek değişiklikler yapamaz ki. Böyle düşünen bir insansa çözümün tarafı olmayan sorunun parçası olur prensibinden hareketle bir süre sonra sisteme ayak uyduracaktır. Çalmaya, çırpmaya, kötülük yapmaya başlayacaktır. Yaptıklarının sonucunu görmek için can atan birisinin, kendisinden başkasına bir karı olamaz.

Oysaki eğer toplum, ülke ya da dünya gibi büyük oluşumlara birşeyler katmak için yatırımda bulunuyorsanız değil yılları, yüzyılları düşünmeli ve eylemlerinizi ona göre yerine getirmelisiniz. Elbetteki ben bu dünyayı tek başıma değiştiremem ama gerçekleşmesini istediğim değişim içerisinde yerimi alıp konması gereken yere taşımı koyarım. V For Vendetta filminde V’nin gerçekleştirmeye çalıştığı şeyleri takdir edenlere karşı söylediği “ben sadece sıramı savdım, rolümü oynadım” sözü işte tam olarak bunu ifade etmek için söylenmiştir.

Meseleye bu zaviyeden bakıldığı vakit bir çöpçünün bir başbakandan, bir öğrenmenin bir bürokrattan hiçbir farkı kalmayacaktır. Mesele hangi sıfat ve imkan dahilinde birşeylerin gerçekleştirilmeye çalışıldığı değildir. Asıl mesele mesleğin hakkını vermektir, samimiyettir. İşini samimiyetle yapan ve gelecek nesilleri hazırlamak için çabalayan bir öğretmenin, devletin üst kademelerinde çalışan ve haliyle topluma daha fazla etki etme gücüne sahip bir bürokrattan, milletvekilinden daha şerefli ya da “daha az” bir iş yaptığını kim iddia edebilir.

Rahmetli Nazım Hikmet‘in “Sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa“  ya da Rahmetli Necip Fazıl‘ın “Ustada kalırsa bu öksüz yapı, onu sürdüremeyen çırak utansın!” mısralarıyla anlatmak istedikleri belki de budur. Küçük hanımefendi dişleri olmadığını söylediğinde vaiz ona dişler tedarik edilecektir demiş ya belki de o dişlerin süt dişi olanı “sevmektir”, azı dişi olanı ise “nefreti yok etmektir”.

Benzer Yazılar

5 Yorum // Yorum Yapın

  1. Sıdıka - Gravatar
    1

    Sıdıka  |  5 Haziran, 2008 @ 14:16 #

    Derin bir uf! çok ince ayrıntılar ama sıkmayan aynı zamanda dokunan bir yazı olmuş. Ki yazı diyesim gelmiyor bu anlamlı sözlere. Hayat çok ince ayrıntılarda gizlidir. Ya tutarsın ya da düşersin aynı bunun gibi. Ya yok olacaksın ya da sırada sen de bir taş koyacaksın. Başka şansın yoktur ki! Yazının içinde kullandığın ayrıntıları çok sevdim. Merhaba :)

  2. Ay-sima - Gravatar
    2

    Ay-sima  |  5 Haziran, 2008 @ 14:35 #

    Nedense hep birilerinin kusurlarını görüyoruz, birilerini degiştirmeye çalışıyoruz, halbu ki herkes önce kendini düzeltmeli, önce kendini dgiştirmeli ki düzelelim.
    SELAMLAR…

  3. Heartsmagic - Gravatar
    3

    Heartsmagic  |  5 Haziran, 2008 @ 14:39 #

    Ah ah, en büyük sorunumuz bu aslında: Fikir çok, ama fikre bağlı üretim ya da hareket yok. Biz değil miyiz kahvelerde hükümet yıkan sonra tekrar kuran? Günü kurtarma meselesi sanırım içimize işlemiş bizim. Çok karamsar olmayayım, güzel yapılan işler de var şu cennet ülkemizde, umarım devam da eder.

  4. Binezer - Gravatar
    4

    Binezer  |  5 Haziran, 2008 @ 18:26 #

    eline ve gönlünün derinliklerine sağlık. güzel bir yazı olmuş. Keşke herkes öcelikle başkasını yakmadan kendi yansa. ama maalesef biz toplum olarak hataları öncelikle başkalarında aramaya alışmışız. ne güzel tarif etmiş bunu nazım hikmet:’ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.’ diye. neticeten önce kendimizden başlıyacağz.

  5. Suskun - Gravatar
    5

    Suskun  |  7 Haziran, 2008 @ 00:39 #

    @sıdıka, beğenmiş olmanıza sevindim, hoşgeldiniz. tekrar beklerim :)

    @aysima,güzel söylemişsiniz, insan önce kendini değiştirebilmeli ki çevresindekilere etki edebilsin. Ancak insanın kendi eksikliklerini farketmesi her zaman kolay olmuyor. Gerçi çoğu zaman insan, bazı şeyleri bilerek görmezden geliyor.

    @heartmagic, herkes birşey ister ama onu gerçekleştirmek herkese nasip olmaz. Bir de bazı insanlar çok güzel şeyler düşünmesine düşünür de onu gerçekleştirirken karşılaşacağı zorlukları göze alamaz. Öyle olmayız umarım.

Yorum Yapın

Yorum Kuralları:
* işaretli alanların doldurulması zorunludur. Yazıyla alakalı olduğu sürece her türlü yorumu yayınlarım. Yazıyla alakasız, argo, hakaret veya saldırı içeren yorumları yayınlamama hakkımı sakladım. Bir yorumu yayınlamış olmam yorum sahibinin fikirlerini benimsediğim anlamına gelmez. Mevlana'nın dediği gibi;

Cehalet insanı çirkinleştirir
Suskunluğum asaletimdendir
Her lafa verilecek cevabım vardır
Lakin lafa bakarım laf mı diye
Adama bakarım adam mı diye