“ Mayıs, 2008” tarihli yazılar

Böylesine Ne Denir?

Etiketler: , , , , , ,

Hareket halindeki minibüsün kapısını açarak yol kenarındaki arabaların aynalarını ayağıyla kırmaya çalışan ve bu da yetmiyormuş gibi yol kenarında yürüyenlere tekme atan bir yaratığa ne denir? Bu soruya cevap verirken bu kişinin, büyük ihtimal arkadaş ortamında yaptığı işi övünerek anlatacağını ve çevresinde bulunan diğer yaratıkların da “harbi ya neden daha önce düşünmedim, süper bir fikirmiş” diyeceğini hesaba katmanızı önemle rica ediyorum. Kelime haznem çok zayıf sanırım bu eylemi yapan insancıkları tanımlamaya uygun birşey bulamadım.

Tamamını oku | Yorum yap | Satır Arasıkategorisinde 31 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı. - 4 Yorum

Anne Hissiyatı

Etiketler: , , , , , ,

Dünyada her varlık başkadır ama bilmem ki annenin yeri tutulabilir mi. Tamamen yaratılışlarından kaynaklanan bazı özellikleri var. Tarif edilemez belki ama bir annenin çocuğuyla olan ilişkisindeki farklılık çok derinden hissedilebilir.

Annemin, aslında bütün annelerin, beni en çok şaşırtan yönü bana ve şüphesiz diğer çocuklarına karşı olan hissiyatıdır. Annem üzülmesin diye ondan ne kadar birşeyleri saklamaya çalışsam da, içine doğuyor derler ya işte aynen öyle, biz söylemeden herşeyi bana kendisini anlatır, senin şöyle şöyle bir sıkıntın var der.

Hiç unutmuyorum önceki yıl kız arkadaşımla ayrılmıştık ve hakikaten zor bir zaman geçiriyordum. Ayrılığın üzerinden henüz bir iki gün geçmişti ve anneme söylememiştim. Bu mevzuyla alakalı olarak çok bunaldığım bir anda telefonum çaldı, arayan annemdi. Henüz tek kelime bile etmemişken bana direk, “oğlum hakkınızda hayırlısı olur inş. Kendini çok üzme” dedi. Annem dahil hiçkimseye ayrıldığımızı[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Hayata Dairkategorisinde 29 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı. - 3 Yorum

Saçlarıma Aklar Düşmüş

Etiketler: , , , ,

Saçlarımın beyazlaması, çocukluğumdan beri hep istediğim birşeydi. Çocukken niye böyle birşeyi dilediğim konusunda bir fikrim yok ama sanırım saçları beyaz olan amcalar gözüme daha büyük gözüküyordu. Sadede gelirsek berberde farkettim ki saçlarımda tek tek olsa da beyazlar gözükmeye başlamış, berber öyle söyledi. Anne ve babam hep söyleyip durur “oğlum bu kadar düşünme, çalışma. Ne vardı gidip öğretmen olsaydın hiç değilse yazın yanımıza gelirdin” diye. Bu durumdan şikayetçi miyim, değilim. Aksine asıl birşeylere kafa yormadığım zaman kendimi huzursuz hissediyorum.

Kendini insanlara ve tutkularına adamayan birinin kalbi asla kırılmaz. Peki ama o zaman gerçekten yaşamış sayılır mı? Birilerine değer veren bir fani olarak ölmeyi tercih ederim. O zaman ruhum özgürlüğüne kavuşur.[Yasak Krallık, The Forbidden Kingdom]

*Bu filmden kala kala aklımda bu söz kaldı. Benim eğlence anlayışım ancak bu kadar olur zaten.

[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Satır Arasıkategorisinde 27 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı. - 2 Yorum

Sonsuzluk Ve Birgün Arasında Ömür

Etiketler: , , , , , , , ,

“Neden, anne hiçbir şey beklendiği gibi olmadı. Neden? Neden çürüyüp gider insan sessizce acıyla ihtiras arasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Kendi ana dilimi konuşma şansım varken neden bu kadar seyrek döndüm ülkeme? Kendi dilim varken…Hâlâ kayıp kelimeleri bulabilecek ya da sessizliğin içinden unutulmuş kelimeleri çıkarabilecekken. Neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde? Söyle bana, anne insan neden bilmez nasıl seveceğini?”

Alexandre, böyle ifade ediyordu hep bir arayış içerisinde geçen hayatını. Ömrü boyunca aramaktan hiç vazgeçmemişti ama bir türlü ait olduğu yeri de bulamamıştı. Şimdiyse ömrünün son günlerini yaşıyordu belki de. Kaçımız cesaret edebilir ki tüm hayatıyla yüzleşmeye. Hayat, hani nasıl harcadığımızı bilemediğimiz, elimizin altında olan ama hep bir olmamışlıkla tükettiğimiz. Birisi çıksa da gösterse şu yaşadığımızı sandığımız hayatı, gözümüzün içine soksa al işte ömrünü böyle[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Sinemakategorisinde 27 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı. - 2 Yorum

Niçin Ve Nasıl Yazarız, Yazmayı Neden Bırakırız

Etiketler: , , , , , ,

Genellikle yazarlar için sorulan ve aslında cevabı olmayan bir sorudur. Neden yazıyorsunuz sorusunun cevabı bir nebze olsun verilebilir fakat nasıl yazıyorsunuz sorusunun cevabı bilmem ki verilebilir mi. İzleyenleriniz varsa Yılmaz Erdoğan’nın Cebimdeki Kelimeler oyunuyla tam olarak bunu ifade etmeye çalıştığını hatırlarsınız. Bizi yazmaya iten belli sebepler varsa o zaman bu sebepler ortadan bir ihtimal kalkarsa yazmayı bırakır mıyız yoksa zaman içerisinde yazmak artık hayatımızın bir parçası, bir ihtiyacı haline gelmiş mi olur.

Bir insan durduk yere birşeyler karalamaya başlamaz elbette. Yazmaya başlamanın bir arka planı vardır, sebebini insanın kendisinin bile bilemeyeceği bir birikmişlik, belki birşeylere tepki ve herşeyinde ötesini kendini ifade edebilme imkanı.. ama mutlaka daha derin anlamlar vardır. Blogda yazdığım yazılara bakınca aslında yazmak istediğim birçok yazıyı es geçtiğimi hissettim. Gerçekten hissederek yazmadığım hiçbir yazım olmadı fakat çok kişisel bulduğum için yazmaktan kaçındığım[...]

Tamamını oku | Yorum yap | Halet-i Ruhiyekategorisinde 26 Mayıs 2008 tarihinde yazıldı. - 6 Yorum

İrtibat

Rss abonesi olun

Rss abonesi olarak yeni yazılardan kolayca haberdar olun. Rss okuyucu kullanmıyorsanız email listeme abone olun. Yeni yazılar email adresinize gelsin!

Okuduklarım

Güher

GüherGerek kendi yazdığı yazılarla gerekse yazar ve şairlerden yapmış olduğu iktibaslarla insanın gönül dünyasına seslenen günlük yazarıdır. Günlük hayatın keşmekeşi içerisinde unuttuğum "kendimi" yeniden hatırlamama yardımcı olan zarif insan.

Diğerleri