4

Medeniyetler Çatışması; Medeniyetin Tanımı Ve Özellikleri

Daha önceki iki yazımda Samuel Huntington’nın Medeniyetler Çatışması teziyle ilgili olarak genel bir bilgi verdikten sonra Huntington’ın Soğuk Savaş döneminden sonra dünyada vuku bulmasını öngördüğü çatışmanın anakaynağının kültürel olacağına ilişkin görüşlerini aktarmıştım. Özellikle Soğuk Savaş’ın ardından ideolojik kamplaşmanın artık son bulduğuna inanan Huntington, ulusların bundan böyle daha çok ait oldukları kültürel gruplardan kaynaklanan sebeplerle bir çekişme içerisine gireceğini söylemektedir. Bu hususun daha iyi anlaşılması için Huntington’nın medeniyet kavramını nasıl tanımladığına bakmakta fayda var.

Soğuk Savaş ile birlikte devletler genel olarak birinci, ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri şeklinde sınıflara ayrılmıştı. Huntington’a göre günümüz dünyasında devletlerin ekonomik ve ideolojik tercih ve durumlarına göre bu şekilde sınıflandırılması isabetli bir tercih değildir. Zira asıl yapılması gereken sınıflandırma devletlerin bulundukları (ait oldukları) kültür ve medeniyetlere göre olmalıdır. O zaman sorulması gereken soru Medeniyet Nedir?

Medeniyet kültürel bir varlıktır. Bir kültür grubunu oluşturan varlıklara bakıldığında karşımıza farklı seviyede kültürel farklılıkları barındıran gruplar çıkar. Köyler, bölgeler, uluslar, din gruplar vs. hepsi kendi içlerinde farklılık unsurlarını farklı seviyelerde barındıran unsurlardır. Herhangi bir kültür grubuyla bir medeniyetin birbirinden ayrılması sınıflandırmanın yapılabilmesi adına önemlidir.

İtalya’nın güneyinde yer alan bir köy İtalya’nın kuzeyinde yer alan bir köyden çeşitli özelliklerle ayrılır fakat genele bakıldığında bu iki köy ortak bir “İtalyan kültürünü” paylaşır ve bu kültür onları bir Alman köyünden ayırır. Bu noktadan bakıldığında Avrupa toplumları kendilerini bir Arap veya Çin kültüründen ayıran kültürel özelliklere sahiptirler. Fakat ilk örneğin aksine Arap ve Çin kültürleri ile Batı kültürlerini bir noktada birleştiren daha geniş ve yüksek bir kültür grubu yoktur. İşte bu durum medeniyeti teşkil eder yani medeniyet, insaları birbirlerinden farklı kılan en geniş seviyedeki kültürel varlık ve en yüksek kültürel gruptur.

Bu farklılık kimi zaman tarih, din, örf ve adet ve dil gibi objektif unsurlardan kaynaklanırken kimi zaman daha subjektif olan ve insanların kendilerini tanımlama şekillerinden de kaynaklanır. Bu unsurlardan en önemlidir dindir. Örneğin Roma’da ikamet eden bir kimse kendisini, Romalı, İtalyan, Katolik, Hristiyan, Avrupalı veya daha geniş anlamda Batılı olarak tanımlayabilir. Medeniyetler sabit değildir; gelişebilir, gerileyebilir veya tarih sahnesinden silinebilirler. Bazen bir medeniyet içerisinde alt medeniyet grupları da oluşabilir.

Not:Yukarıdaki kısım tezin ilgili bir bölümünün Türkçe çevirisinin özeti şeklindedir. Bir sonraki yazı da Huntington’ın tezi için öngördüğü çatışma nedenleri için verdiği örneklere değineceğim. Ondan sonraki son yazı da ise konuyu bir toplarlayıp kendi değerlendirmemi yazacağım.

Lakin yeri gelmişken çok kısa da olsa değinmekte fayda görüyorum. İnsanlar farklı kültür gruplarına veya medeniyetlere ait olabilirler ancak bu tek başına bu ayrışma içerisinde yer alan insanların “ortak birşeylere” sahip olmadıkları anlamına kesinlikle gelmez. İnsanlar farklı dinden olabilir farklı dilleri konuşuyor olabilirler lakin nihayetinde “main stream rights” denilen ve ”genel kabul edilebilir doğrular” şeklinde tanımlayabileceğimiz olgular vardır.

Örneğin adam öldürmek hangi kriterlere göre değerlendirecek olursanız olun kötü birşeydir ve böyle bir değerlendirmenin yapılabilmesi için aynı kültür grubunda olmaya gerek yoktur. Kaldı ki ister dini kaynaklı olsun isterse yalnızca insan fıtratının bir gereği olarak ortaya çıkmış olsun öyle ahlaki değerler vardır ki bunlar her kültür grubunda aynı etkiyi doğuracaktır. Bu sebeple, insanların bu şekilde sınıflara ayrılarak suni bir farklılık yaratılıp daha sonra bu farklılıklar sebebiyle çatışmaların çıkacağını söylemek tarihin belirli dönemlerinde huzur ve barış içerisinde yaşamış, farklı kültüre ait insanlar düşünüldüğünde gerçeği yansıtmamaktadır.

Benzer Yazılar

4 Yorum // Yorum Yapın

  1. Heartsmagic - Gravatar
    1

    Heartsmagic  |  10 Nisan, 2008 @ 03:30 #

    Aslında düşüncelerimin bir kısmını son paragrafta söylemişsin. Az bekleyeyim diyordum ancak yeri gelmişken ben de sorayım. Diyelim ki kültürel olarak çok farklı olan iki topluluk var. Çatışma öngörülmekte. Ancak ortaya iki grubun da aynı inanca sahip oldukları çıktı? Bu durumda ne olacak? Eğer bu durumda “bunlar farklı kültürel gruplar” ya da tez de geçtiği gibi “farklı medeniyetler” değildir dersek, o zaman farklı olmanın kriterleri nelerdir?

    Not: Umarım siz yerine sen demem problem teşkil etmiyordur.

  2. Suskun - Gravatar
    2

    Suskun  |  10 Nisan, 2008 @ 11:43 #

    Çok yerinde bir noktaya parmak basmışsınız. Yazıda küçük bir düzeltme yaptım. Huntington medeniyeti teşkil eden objektif unsurlardan bahsederken bunların en önemlisi dindir demektedir. Zaten farklılığın dönüp dolaşıp farklı dinlere mensup kişilere indirgenip, çatışmanın bu iki grup arasında olacağının söylenmesinin/öyle kabul edilmesinin sebebi de budur.

    Dolayısıyla aynı inancı paylaşan iki grup farklı bir medeniyeti (büyük ihtimal) teşkil etmeyecektir. Örneğin bu çatışma içerisinde İran ile Arabistan arasındaki bir çatışmaya yer verilmez çünkü ne kadar farklı da olsa aynı inancı paylaşıyorlar ve inançtan kaynaklı olarak en geniş kültürel grup olan islam kültürünü (medeniyetini) paylaşıyorlar.

    Kısacası her ne kadar tezde çok açıkca beyan edilmese de ,belki bu fikri tehlikeli bulduklarından, çatışmayı din grupları arasında ve özellikle İslamiyetle Hristiyanlık arasında görüyorlar. Ben böyle bir izlenimleri olduğunu düşünüyorum.

    *Hayır istediğiniz gibi hitap edebilirsiniz. Asıl benim sürekli siz demem belki garip kaçıyordur ama gayri ihtiyari birşey benimkisi. Sen demekte biraz zorlanan birisiyimdir. Bir de benden büyük olma ihtimaliniz varsa o zaman benim içim çok daha zor :P

  3. Heartsmagic - Gravatar
    3

    Heartsmagic  |  10 Nisan, 2008 @ 19:04 #

    Bu durumda ben de sen diyemem :) Devam öyleyse.

    Eğer tez bu noktaya indirgenecekse garip olur ve benim açımdan değeri gözümden düşer. Zira eğer İran ve Arabistan gibi iki çok farklı kültüre sahip topluluklar aynı medeniyet grubunda olacaklar ve sırf inançtan ötürü çatışma öngörülmeyecekse tezin parmak basmaya çalıştığı noktanın pek ehemmiyeti kalmaz.

    Öteki türlü bir çatışma zaten başka bir yorumumda da dediğim gibi neredeyse ezelden beri var.

  4. Suskun - Gravatar
    4

    Suskun  |  10 Nisan, 2008 @ 23:37 #

    Nasıl arzu ederseniz benim için problem değil. :P
    Tezde bahsi geçen örnekleri de yazınca sanırım konu daha da netleşecektir. Benim için de tez çok tutarlı değil zaten.

Yorum Yapın

Yorum Kuralları:
* işaretli alanların doldurulması zorunludur. Yazıyla alakalı olduğu sürece her türlü yorumu yayınlarım. Yazıyla alakasız, argo, hakaret veya saldırı içeren yorumları yayınlamama hakkımı sakladım. Bir yorumu yayınlamış olmam yorum sahibinin fikirlerini benimsediğim anlamına gelmez. Mevlana'nın dediği gibi;

Cehalet insanı çirkinleştirir
Suskunluğum asaletimdendir
Her lafa verilecek cevabım vardır
Lakin lafa bakarım laf mı diye
Adama bakarım adam mı diye