Atonement-Kefaret Ve Sinemaya Uyarlanmış Romanlar

Romandan uyarlanmış olan filmlere karşı genelde bir önyargı beslerim. Ne kadar kaliteli çekilirse çekilsin romanla kitap arasındaki herzaman olumsuz manada bir fark olacağına inanıyorum. Bunun çeşitli sebepleri olabilir; romandan iyi bir senaryo çıkarılamamış olması, oyuncu seçimleri iyi yapılamaması, iyi bir yönetmen veya yapımcı ile çalışılmamış olması vs. Aslına bakıldığında bu saydığım faktörler sadece romandan uyarlanan filmler için değil genel olarak bir filmin kalitesini belirleyen unsurlar lakin ortada zaten popüler olan bir roman olduğu için bu hususlar daha bir önem kazanıyor. Kitabı okumuş birisi senaryo konusunda çok ciddi bir eleştiri ve karşılaştırma yapabilir.

Popüler bir romanı sinemaya aktarmaya kalkışan bir yönetmen bana göre ateşten gömleği giymiş ve kendisine yöneltilebilecek normalden daha eleştirilere de kapı aralamış demektir. Bu aslında sadece sinema için değil birşeyin orjinalini tekrardan ele almaya/yorumlamaya çalışan, bir şarkının yeniden yorumlanması gibi, herkes için geçerlidir. Şimdiye kadar kitabını okuduğum için filmini izlemediğim roman Yeşil Yol‘dur. Keşke filmini izlemeden önce kitabını alıp okusaydım diyeceğim filmler ise Esaretin Bedeli ve Legends Of The Fall‘dur.

atonement_kefaretGeçtiğimiz yıl adından çokca söz ettiren ve nihayet Oscar başta olmak üzere birçok film festivalinden ödül ile dönen, Ian McEwan‘nın aynı isme sahip romanından uyarlanan Atonement (Kefaret) filmi kitabını mı okusam yoksa filmini mi seyretsem diye çok uzun süre tereddütte kaldığım bir yapım. Film uzun zamandan beri elimin altında olmasına rağmen romanını alıp okurum diye izlemeyi erteleyip durmuştum. Geçtiğimiz haftasonu gecenin bir yarısı dayanamayıp oturup izledim. Romanını okumadığım için karşılaştırmalı bir değerlendirme yapamayacak olsam da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki gerek aldığı ödülleri gerekse yapılan olumlu eleştirileri sonuna kadar hakeden bir film olmuş.

Konusuna internetten okuduğum yorumlarla vakıf olduğum filmin ilk dakikalarından itibaren film acaba nasıl devam edip ne şekilde bitecek diye düşünmekten açıkcası kendimi alamadım. Daha önce Pride and Prejudice filminden bildiğim Keira Knightley‘nın Cecilia Tallis rolüyle ve James McAvoy‘in ise Robbie Turner rolüyle başrolleri paylaştığı film özellikle sonu itibariyle ben de çok iyi bir izlenim bıraktı.

Cecilia’nın küçük kızkardeşi Briony’nin görmüş olduğu birşeyi yanlış değerlendirip buna dayanarak polise verdiği ifade neticesinde gelişen olayların ve sonrasında Robbie ve Cecilia’nın darmadağın olan hayatları ve Briony’nin pişmanlığının zaman ve mekan periyodu içerisinde oldukça güzel bir şekilde işlendiği film yine aynı güzellikle ama acı bir şekilde son buluyor.

İlk başlarda çok kızdığım ve kendi kendime ne kadar salak bir kız dediğim Briony’e sonradan gerçekten üzülmeye başladım ve film bittiği zaman belki de Briony’nin yaşlı halini canlandıran Vanessa Redgrave‘nın olağanüstü oyunculuğu sayesinde boşverin kızmayı acıdığımı çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bir ömür boyu devam eden bir pişmanlık…ne yaşamak isterdim ne de bir başkasının yaşamasını dilerdim. Çok kötü bir durum.

Filmini izlediğim için büyük ihtimal kitabını alıp okumayacağım. Film kaliteli olduğu için keşke kitabını okusaydım diyemeyeceğim belki ama kitabı sanırım herhalükarda daha güzeldir. Tasvirlerin, ruh tahlillerinin bir kitapta daha uzun ve detaylı bir şekilde okuyucuya verilebileceği kanaatindeyim. Filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.[imdb]

Şimdi elimde Kolera Günlerinde Aşk filmi var. En çok merak ettiğim yazarlardan birisi olan ve daha önce bir mektubuna yer verdiğim Gabriel Garcia Marguez‘in romanından sinemaya uyarlanan filmi izlemesem de kitabını mı alsam diye düşünmüyor değilim. Yarın kitapçıya gideceğim belli mi olur alıveririm kitabı…

Sinemakategorisinde 9 Nisan 2008 tarihinde yazıldı.

feed Hoşgeldiniz. Blogda yer alan diğer yazılara gözatmak için Arşiv'e bakabilirsiniz. Yayınlanan yeni yazılardan habedar olmak için RSS Abonesi olabilirsiniz. Rss okuyucu kullanmıyorsanız Email listesine katılmanız yeterli. Teşekkürler

Arama terimleri: Atonement, esaretin bedeli, film, film ödülleri, Ian McEwan, James Mcavoy, Kefaret, Keira Knightley, Kitap, legends of the fall, oscar, pişmanlık, roman, Sinema, Vanessa Redgrave, yeşil yol, yönetmen

Atonement-Kefaret Ve Sinemaya Uyarlanmış Romanlar” yazısına 3 yorum yapılmış

  1. Uyarlama meselesini zaten çok güzel bir şekilde aktarmışsın: Ateşten gömlek giymek. Zaten çok eleştiri almalarının nedeni de budur. Zor bir iştir, özen ve dikkat ister. Fakat ne kadar emek sarf edilirse edilsin sonuç asla kitabı okuyanları tam tatmin etmez. Beğenseler bile hep bir şeyler eksiktir. Bu da zaten kitap ile film arasındaki farktır (ya da edebiyat ile sinema). Okur kitabı okurken kendi hayal dünyasında bir kahraman canlandırır. Hatta belki onun yerine geçer. Canlandırma konusunda özgürdür, çünkü kendisini sınırlayan bir çit yoktur. Kısacası hikayeyle beraber aslında kendisi de yaşar olayları. Filmde ise bu tamamen yönetmen ve oyuncularla sınırlı bir hadisedir. İkisinden biri çuvallamışsa zaten ortaya felaket bir yapım çıkar. İkisi başarılı olsa bile sırf bu hayal gücünü sınırlama meselesi yüzünden, hep bir tarafı eksik kalacaktır uyarlamalaırn.

    Atonement filmi benim bu sene favorilerim arasındaydı. Kitabı okumadım, filmi doğrudan izledim. Tarz olarak düz anlatım seçilmesine rağmen finaldeki kırılma insanı şok ediyor. Bu yıl izlediğim en etkili finaldi kendisi. Oturup bir beş dakika düşündüm sonunda. Yönetmeni çok takdir etmiştim, genç olmasına rağmen oldukça iyi bir iş çıkartmıştı. Oyunculuklar zaten muhteşemdi. James MvAvoy gittikçe kendini aşıyor, döktürmüş desem yeridir. Oscar verilmemesine içten içe çok kızmıştım. Ufak bir değerlendirmesini de hatta şurada yapmıştım: http://www.murekkep.org/2008-oscar-odulleri

    Son olarak Kolera Günlerinde Aşk için çok da iyi olmadığı söylenmekte. İzlemeden kesin bir şey söylemek güç ancak kitabın yanında sönük kaldığından bahsediliyor. Fakat yazının kendisinde ve benim de yorumumun başında söylediğimiz gibi; hangi film için söylenmiyor ki?

  2. Belki dikkatini çekmiştir. Bu film ile ilgili benim de birkaç yorumum oldu. Ayrıca Kitap ve uyarlama filmler ilgili söylediklerine aynen katılıyorum.

  3. @Heartsmagic, kesinlikle öyle kitabı okuduğumuz zaman karakterleri kendi hayal gücümüze göre ete kemiğe büründürüyoruz hatta bazen belki de hiç olmayan özellikleri bile ona ekleme yapabiliyoruz. Oysa film olarak karşımıza çıktığı zaman kafamızdakine uymadığını görünce beğenmeyebiliyoruz.

    James McAvoy’ın performansı konusunda söylediklerinizle hem fikirim. müthiş bir performans göstermiş gerçekten. Keira Knightley biraz gölgesinde kalmış dersem abartmış olmam sanırım. Özellikle o kızgın olduğu zamanlarda öfkesine aynı zamanda kırgınlığı, olmamış olmayı dileme duygusunu eklemesi süperdi gerçekten. Filmin son sahnesinde yazıda da dediğim gibi Briony’nin yaşlı halini canlandıran Vanessa Redgrave beni çok etkiledi. Çok güzel yakışmış rolüne gerçekten. Yaşadığı pişmanlığı çok içten yansıtmış bana göre. Kolera Günlerinde Aşk’ın kitabını okumayı düşünüyorum. Gabriel Garcia Marguez’in kitaplarını okumak için iyi bir başlangıç olur diye düşünüyorum. Son olarak inceleme yazınızı not aldım onu okuyacağım. Teşekkür ederim.

    @Uyuyang, dürüst olmak gerekirse ben bu yazıda aslında filmle ilgili pek bir değerlendirme yapmayacaktım. Asıl değinmek istediğim husus, romandan sinemaya aktarılan filmlerle ilgili görüşlerimdi. Daha sonra Kefaret filmiyle ilgili birkaç kelime edip daha devamını sizin yazınıza havale edecektim. Aklımdan öyle geçmişti. Fakat filmden bahsetmeye başladıkça cümleler uzamaya başladı en son da biraz alakasız olarak Kolera Günlerinde Aşk’a değinince yazı orda noktalandı. Bu küçük hatırlatmanız için teşekkür ederim. Söz konusu yazınızı okumuştum.

Yorum yapın

Name Email Website URI

Lütfen: Yorumlarınızın hakaret, küfür, argo veya saldırganvari ifadeler içermemesine dikkat edin. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakarak yazmaya ve yorumlarınızın yazıyla alakalı olmasına lütfen özen gösterin. Noktalama işaretlerinden sonra lütfen boşluk bırakın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.